Kralın Dönüşü muhteşem oldu

Facebook  üzerinden bizi takip edenler, eş-dost arkadaş arasında duymayan kalmadı gibi ama geçen hafta sonu Emrah, Enis ve bendeniz çok deli bir işe imza atıp Hollanda – Rotterdam’da Yüzüklerin Efendisi serisinin son filmi Kralın Dönüşü’nü Rotterdam Filarmoni Orkestrası eşliğinde seyrettik!  O nasıl şey öyle diyebilirsiniz, ilk duyduğumda ben de öyle demiştim. Enis ve Emrah geçen yıl aynı yerde serinin ikinci filmi İki Kule’yi aynı şekilde izlemiş ve büyülenmişlerdi. Bu seferki performans, serinin en görkemli filmi olan The Return Of The King için gerçekleştirildiğinden varın bizim üzerimizde yarattığı etkiyi siz düşünün!

DSC05267

Her şey Emrah ve Enis’in bundan aylar önce benim de kanıma girip “Usta bu yıl biz gene gidiyoruz Rotterdam’a sen de gelsene bizimle demesiyle başladı! Olur mu olmaz mı nasıl olur derken Enis biletleri aldım usta deyiverdi bir gün! Bizde tatlı bir heyecan ufaktan başladı tabii hemen. Nasıl olur nerde kalınır ne zaman uçak bileti almalı tarzında…  Bu arada aylar ayları kovaladı, iş, hayat blog, dergi v.b. derken Enis “otel işi tamam” bilgisini geçti bir gün. Sonra biletleri aldık. Enis’le ben gidiş dönüş aynı uçakta olacaktık. Emrah Postkolik kapak çekimleri için bir hafta erken gidecek, dönerken bizim uçağa eklenecekti. Böylece heyecan bir kat daha arttı. Pasaportumu henüz yenilediğim için benim işim biraz daha uzundu zira Schengen vizesi almak gerekiyordu. Gerekli evraklar, ıvırlar zıvırlar derken o da hallolunca artık geri sayım başlamıştı. Sonunda Enis’le ben 18 Nisan sabahı Amsterdam’a uçtuk, otelimize yerleştik. İki gün boyunca kazan kepçe tarzında Amsterdam’ın altını üstüne getirdik! Science Museum gezisi yaptık, şehrin sokaklarında kaybolduk, aylak aylak gezdik. Enis’in Star Wars figürleriyle fotoğraflar çektik. Anlayacağınız epey eğlendik! Cuma akşamı İngiltere’de yaşayan Birinciblog yazarı sevgili Hande Demirel bize büyük bir sürpriz yapıp çıkageldi! O gece Emrah da bize katıldı ve eğlence tavan yaptı!

salon

Cumartesi büyük gün… O akşam 19:00’daki konser için Rotterdam’a yolculuk hazırlıkları başladı. Öğlen oteli boşaltıp ıvır zıvırı yüklendik ve ver elini tren garı!  Trende zaman, makara kukara, Emrah’ın Ipad’de oyun rekoru denemeleri v.b. ile geçti. Akşamüzeri otelimize ulaştık biraz uzanıp dinlendikten sonra mekana doğru yola çıktık. De Doelen konser alanı bizim AKM tarzı bir mekan, ancak konser salonu müthiş büyük ve çok iyi konumlandırılmış. Akustik v.s. her şey başlamak üzere olan efsane için uygundu. Ve bomba geldi! Enis bu yıl bize gerçekten büyük kıyak yapıp en üst kattaki dörtlü koltuklara sahip locadan bilet almış bize meğer! Kendisi tebriklerimizi kabul ederken biz yerimize keyifle yerleşip tüm olan biteni kuş bakışı izlemeye başlamıştık bile.

DSC05426

Ve konser  -aslında görsel ve işitsel şölen demek daha doğru- başladı. Çünkü film arka planda gerçekten dev bir perdede tüm haşmetiyle oynarken önde de Rotterdam Filarmoni Orkestrası’nın muhteşem kadrosu filmin Howard Shore imzalı müthiş soundtrackini çalmaya başlamıştı. Burada hemen bir ufak bilgi verelim. Bu tarz gösterimlerde filmin sesi normalden kısık oluyor ki film, orkestranın canlı performansı ile yarışmasın! Açık söylemek gerekirse defalarca seyretmeme rağmen – Emrah kaç kere seyrettiğini hatırlamıyor- filme mi bakayım orkestrayı mı izleyeyim devamlı kararsız kaldım. Gözüm devamlı oradan oraya kaydı. Hele o dehşet savaş sahneleri yok mu! İşte gerçekten büyülendiğimiz anlar onlar oldu. Emrah her sevdiği sahnede koluma bir dirsek atıp resmen çürüttü!

Orkestranın şefi Ludwig Wicki bu işin gerçekten büyük ustası. Dünyanın en iyi The Lord Of the Rings performansı yöneten şeflerinden biri kendisi.  Konser sırasında zaman zaman giydiği yeşil tuvaleti ve zarafetiyle vokalli şarkıları seslendiren müthiş solist ise bizi bizden aldı. Söylemeden olmaz! Ve konserin –filmin de – sonunda kopan ve dakikalarca süren alkış tufanı. Gerçekten tarihi bir olaya tanıklık ettiğimizi düşünerek dakikalarca dışarı çıkamadık. Tabi bunda ekrandaki dev yazının önünde bu tarihi anımızı ölümsüzleştirecek bir fotoğraf karesi elde edebilmek için de çıkmamız o kadar uzadı o ayrı.

rtok1

Rüyalar âleminde konser salonunu terk edip Rotterdam gecesini tanımaya çıktık. Birkaç mekân gezip otelimize döndük ve tabi ki konserin kritiğini yaptık dakikalarca…

Ertesi gün uçağımız gece yarısı olduğu için tüm bir gün Rotterdam’ı gezme imkânı bulduk. İnanılmaz güzel havanın da sayesinde lunapark, yapay göletlerle dolu bir başka park, çok eğlenceli bir bitpazarı ve Suşi lokantası (oraya gidin diyemeyeceğiz fakat servisleri çok yavaş) deneyimleme şansı bulduk.  Akşamüzeri tekrar trene atlayıp Amsterdam Schiphol Havaalanı’na ulaştık. Emrah Bey’in forsu sayesinde bir lounge bulup biraz keyif yapıp uçağa bindik. Emrah lounge’da o yorgunluğuna rağmen benim size yazdığım bu yazının Postkolik versiyonun yazacak kadar da büyük bir fedakarlık gösterdi haberiniz ola! Türkiye’ye indiğimizde sabahın körüydü ve gerçekten hepimiz bitap düşmüştük. Bagaj işlerinin ardından evlere dağıldık…

giriş

Emrah ilk film The Fellowship Of The Ring’in gene aynı yerde yapılacak performansına katılmanın hayalini kuruyordu yolda… Konserle ilgili daha fazla bilgi için Postkolik‘in mayıs sayısını bekleyeceksiniz.

Comments
  1. deniz

    Filmde değil ama filarmoni ve lunaparkta aklımız kalmadı değil :)