Klişelerle Hollywood turu – 1.Kısım

Ben Hollywood’u severim. Hem de çok severim. Bol saçmalıklı, bol aksiyonlu, abanılmış görsel efektli filmlerin hastasıyım. En baba “sanatsal” filme de 100 kez tercih ederim 3. Sınıf bir aksiyon filmini. Ve tabii ki iyi bir sanat filminin olmazsa olmazı sevişme ya da eşcinsellik temaları gibi Amerikan sinemasının da olmazsa olmazı klişeleridir. Özellikle korku ve aksiyon/macera filmlerinde sıkça gördüğümüz ve  görmediğimiz zaman “bu filmde eksik bir şeyler var” dedirtecek cinsten olanları tadından yenmez.

O zaman vakit kaybetmeden konumuza korku filmlerinin en az televizyon üstü danteli kadar klasikleşmiş bir klişesiyle başlayalım.

Tavan arası – Bodrum katı ikilisi:

Korku filmlerinin “el classico”su olan bu ikili ölüm oranlarında hep kafa kafaya gider. İki ya da üç katlı tipik bir Amerikan banliyö evinin tavan arası ya da bodrum katı, orta büyüklükteki bir mezarlıktan daha çok ruhu içinde barındırır ve ölmek için birebir ortamlardır. Bu mekanlardan gelen sesle ortamdan derhal uzaklaşması gerektiğini anlamayan kişi, adeta ateşe dönen pervane misali oraya doğru giderken bulur kendini. Tabii ki elinde, içeri adım attığı anda pili bitecek olan bir fener vardır. Fener yoksa bile aşağı indiğinde veya tavan arasına girdiğinde oradaki ışık ya bozuk olacaktır ya da arkadan gelen rahatsız edici geren müzikle aynı ritimde fasılalı yanıp sönen bir ampul olacaktır. Ama sonuç mutlak ölümdür kaçarı yok. Freddy Krueger’in kazan dairesi bu konudaki kişisel favorimdir ürkünçlük babında.

Ay Haşim buranın uzuv turşusu çok meşhur, almadan geçmeyelim

Uzuv turşusu kurdum almaz mısın?

Korku filmlerinin değişmez mekanlarından birisi de terk edilmiş ortamlardır. İster bir benzin istasyonu olsun ister eski bir lokanta ya da belki bir fabrika binası. Hepsinde mutlaka bulabileceğiniz ortak bir ürün vardır. Uzuv turşusu. Peki nedir uzuv turşusu? Efendim bu tarz terk edilmiş yerlerde çeşitli boylardaki kavanozlar içerisinde turşusu kurulmuş kulak, parmak, ayak ve benzeri uzuvlar her zaman kolaylıkla bulunur. Bu kavanozlara ulaşacağınızı nereden anlarsınız? Bir önceki odada bulunan paslı bıçak, pala, olta, kanca ve benzeri yüksek dozda tetanoz içerikli alet edevattan tabii ki de. Ve bu aletlerin ve turşunun sahibi çoğu zaman salopet giymiş, tütün çiğneyen, pis suratlı, yarım akıllı ve tabii ki eksik dişli bir “redneck”tir. İşte size feng-shui felsefesine çok uygun düzenlenmiş bir mekan örneği.

Bi yerden yanık kokusu geliyo ama nerden?

Patlamalar ve ardındakiler:

Güzel bir kovalamaca sahnesinden sonra gelen patlama gibisi yoktur. Gerçek hayatta neredeyse hiç olmamasına rağmen o arabalar 5-6 takladan sonra patlamaya her an hazır olur. Çünkü bu sırada, normal şartlarda dışarıdan bile ulaşması çok zor olan benzin hortumu mutlaka yakıt sızdırır ve bu yakıtı ateşleyecek kıvılcım ortamdan hiç eksik olmaz. Çölün ortasında bile olsan o kıvılcım orada olacak arkadaş kaçarı yok. Bir başka güzel patlama klişesi ise, elindeki Zippo’yu benzine atıp, alevler yavaşça hedefine doğru ilerlerken güneş gözlüğünü takarak hızını hiç arttırmadan aksi istikamete yürüyen adam klişesidir. Çünkü o ateş hedefe ulaştığında patlamanın radiusu ve basıncı onu öldürmez, güldürür. Biz Zippomuza gözümüz gibi bakarken, taşını fitilini eksik etmezken ve bu ülkede benzine nerdeyse bir servet öderken bu tarz hareketlerin bizde görülmesi zaten mümkün değildir.

Bir sonraki yazımda yine birbirinden güzel klişelerle sizlerle olacağım. O zamana kadar siz de gözlemlediğiniz klişelerinizi yorum bölümüne yazın, katkılarınızı esirgemeyin.

Comments
  1. İbrahim Sali

    Uzuv tursusu benim favorim ama su patlamanin onundeki herif profilide cok karizmatik, yine superli bi konu secmissin ayrica abi.

  2. Enis Hazan

    Ne işe yarar o uzuvlar hiç anlayamadım ona yanarım ben : ))