Kitabın elektroniği mi makbul, basılısı mı?

E-kitap meselesine nasıl yaklaşıyorsunuz, bilmiyorum. Fakat kendi adıma şimdiye dek yalnızca bir adet e-kitap okuduğumu, bunu da akıllı telefon üzerinden gerçekleştirdiğim için okuduğumdan pek bir randıman alamadığımı söyleyebilirim. Sanırım bu durumla da ilintili olarak, ekrandan kitap okuma meselesiyle arama daima mesafe koyuyor, onların yerine kağıdına dokunup sayfalarını çevirebildiğim kanlı canlı kitapları tercih ediyorum. Bu durumun biraz koleksiyon merakıyla da ilgisi var. Okuduğum kitapları kütüphanemde görmek, canım istediği zaman kapağını açıp altını çizdiğim yerleri okumak ya da sayfa kenarına aldığım notlara göz atmak hoşuma gidiyor.

Aranızda benim gibi düşünüp hissedenler olduğuna adım gibi eminim – çünkü geek’lik oranımız ne olursa olsun, iş kitap meselesine gelince kontrolü alışkanlıklarımız ele geçiriyor. Ama böyle koleksiyondu, kitabın sayfalarını çevirme hazzıydı filan derken, işin gözden kaçırmamak gereken önemli bir yüzünü unutabiliyoruz: Elimizde tuttuğumuz her basılı ürünün bir zamanlar ağaç olduğu gerçeği, hepimizi sağduyulu olmaya çağırıyor. Kitapların elektronik ortama taşınmasının çevreye ne boyutta bir fayda sağlayacağını rakamsal olarak bilmek güç de olsa, en azından kağıt olsun diye kesilen ağaç sayısını büyük ölçüde azaltacağını söylemek mümkün. Bu vaziyetin, kitap okuma oranı yerlerde sürünen ülkemiz muadili memleketlerde beklenenden farklı şekilde sonuçlanacağı muhakkak. Ama küresel olarak düşündüğümüzde, e-kitap aracılığıyla dünyanın kesilmeye mahkum ciğerlerini kurtarmak mümkün.

Konu hakkında bireysel olarak eyleme geçen merciler var. Mesela Anadolu Üniversitesi, açık öğretim öğrencileri için hazırlanan kitapların tamamını 3 sene içinde elektronik ortama aktararak 350.000 ağacı kurtarmayı hedefliyor. Yurtdışındaki Eco Libris adındaki bir başka girişim, “Okuduğunuz her kitap, bir zamanlar ağaçtı,” sloganıyla yola çıkıyor ve okuyucuları okudukları her kitap için bir ağaç dikmeye yönlendiriyor: http://ecolibris.blogspot.co.uk/  

İşin maddi yönünü düşündüğümüzde e-kitap meselesi başka bir boyut daha kazanıyor. Yayıncıya da okuyucuya da daha az fiyata mal olan e-kitaplar, korsan korkusunu ortadan kaldırıyor, okurun daha çok kitaba erişmesini sağlıyor. Üstelik aranan kitabın bulunamaması ya da baskının bitmesi gibi sorunlar da tarihe karışıyor. Şimdilik tek problem teliflerin yazarları tatmin etmeyecek noktada olması. Ama pazarın büyümesiyle bu sorunun da birkaç sene içinde ortadan kalkacağı düşünülüyor.

Bir de son zamanlarda yapılan bir araştırmanın, 60 yaş üstü okuyucuları ilgilendiren kısmı var tabii: Almanya’daki Johannes Gutenberg Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yaşlı insanların basılı kitapları okuması için daha fazla zaman ve emek harcadıkları; oysa elektronik kitapları okumalarının ortalama üç ve dört saniye daha hızlı olduğu görülmüş. Kısacası, e-kitap konusu hakkında tutucu davranan esas kesimin, sağlık sebepleri ve kolaylık arayışıyla e-kitaba yönelecek olması, birkaç yıl sonra e-kitabın herkes tarafından tercih edileceğinin sinyallerini veriyor gibi.

Peki sizin bu konudaki düşünceniz ne? Hangisini tercih ederdiniz? Kağıt kokan kanlı canlı kitapları mı, yoksa modern elektronik kardeşlerini mi?