Kim korkar neondan?

Yok öyle bir şey, kimseciklerin böyle bir korkusu kalmadı. Neon fobimizi çoktan yendik, tedavi ettik, hatta yaz boyunca ama özellikle de şimdi, bu iç karartıcı, soğuk ve yağışlı günlerde, gardırobumuzdaki neon parçalar bize ilaç gibi geldi. Neon bir kıyafet C vitaminin ta kendisi! Hatta multivitamin. Bir başkası üzerinde neon bir kazak, kolye/çanta veya ceket gördüğümüzde anında gülümsememiz, yani iyi hissetmemiz o yüzden.

“Sen kafayı neonla bozmuşsun” derseniz, hiç alınmam. Çünkü bu doğru değil. Uzun zamandır neonla aramda bir mesafe vardı, o beni, en çok da, ben onu (yani tüm neonların toplamı olarak neon trendini), kısaca birbirimizi göz ucuyla izledik. Aşkımız platonikti! O ısrarcı, ben inat, böyle böyle epey vakit kaybettik. Peki ilk (barışçıl) adımı kim attı dersiniz? Sizlere yalan söyleyecek değilim, tabii ki ben! Bakmayın öyle “cool” veya umursamaz göründüğüme (gerçi öyle görünüyor muyum, ondan da emin değilim ya, neyse), belli ettiğimden daha duygusalım. Ve bazen hiç çaktırmasam da, çok severim! Yani “ladies & gentlemen”, eninde sonunda neondan etkilendiğimi, çok etkilendiğimi kabul ettim. Bunu önce kendime, sonra da tüm neonlara itiraf ettim. Ve neonu açık açık sevmeye karar verdim.

Önce asit sarı bir jean edindim. Gece giysem, beni anında zifiri karanlıkta dahi bulacağınız cinsten. Ardından da geçenlerde bir kazak satın aldım. Her ikisini de şimdilik ikişer defa giydim. Aman tanrım, neon herkesin ilgisini çekti. Doğal olarak… Bu neonun doğasında var. Bence tüm neon parçaları şöyle bir etiketle satışa sunmaları gerekiyor: İlgi ve alakayı göze alamıyorsan, benden uzak dur!

“Anladık, anladık… İki parça neon edindin, başın göğe erdi” diye dalga geçmeyin lütfen. Sanmayın ki bu konuda tekim. Neon, gardırobu (düne kadar) siyahlara bürünmüş “tek renkçiler”in bile hayatına girdi, öyle de şeytan tüylü!

Ve kabul, neon bizi 80’lerde de yokladı. Ama bu defa durum farklı. Neon geçen ilkbahar ve yaz döneminde zirve yaptı. Ancak ona en çok şimdi, kış mevsiminde ihtiyacımız var, öyle değil mi? Neyse ki hepimizin aynı anda neon renklerle sokağa fırlaması düşük bir ihtimal; bu hiç iyi olmaz. Bu ihtimali yazarken dahi içim ürperdi. Neondan ısrarla uzak duranlar da olacak, olsun. Yoksa elektriğe ihtiyacımız kalmaz, dünyayı, sokakları, ofisleri ışıl ışıl yaparız. Toplu neon hareketlere gerek yok!

Neonu sevenlere, “neonu beğeniyorum ama nasıl kullanacağım”, “beni neonla barıştır” ya da daha sert, “sıkıysa, beni neona ikna et” diyenlere…

  • Neon korkulacak bir şey değil. Neon parçalar hayatımıza neşe katmak için geldiler. Neonla eğlenmek lazım, önce bunu kabul edelim.
  • Neonu çok vurgulamak istemiyorsanız, onu nötr parçalarla dengeleyin. Siyah neonu dengelemez, sadece daha da vurgular, ön plana çıkartır.
  • Neon bir etek ya da bluz çok iddialı geliyorsa neon bir kolye veya çantayı, hatta incecik neon bir kemeri deneyin.
  • O da çok diyorsanız, neon oje testini geçmeye ne dersiniz? Ancak bana neon bir gömlek, neon ojeden çok daha kullanışlı ve şık geliyor, söylemiş olayım.
  • İnsan neona hızla alışıyor. Neon alışkanlık yapar!

  • Elbet bu (trend) de geçecek, tadını çıkarmak lazım. Ama sakın onlarca, tonlarca neon parça satın almayın, sonra hepsi elinizde kalır… Neon hırkanız yıllara meydan okuyacak bir parça değil!
  • İki veya üç neon parçayı bile bir arada gayet güzel taşıyanlar, kombinleyen insanlar var. Hepsini tebrik etmek lazım!