Kıl yazardan kendince iyi 11 plak kapağı

Sitemizde şöyle bir en çok okunanlara bakıyorum da çok sevdiniz siz birinciblog’un onluk listelerini. Orada burada yaşamak, delirmek için on neden, on güzel balad, on disco, on film müziği, on minibüs müziği, on koşu parkuru diye liste uzayıp gidiyor.

Ben devrim yaratıyorum ve onluk desteleri kırıyorum. Düzine de sevmiyorum o yüzden size sadece kendi sevdiğim için en iyi 11 uzun-çalar (long-play de derler) kapağından bahsedesim var bu yazıda. Müzik 1982-83 yıllarında bulunan devrim niteliğindeki compact disc’ler ile önce minik disklere sonra da iyice sıkıştırılıp MP3 olarak minicik playerlara tıkılmadan önce plaktan dinlenirdi. Benim ilk gençliğim Tekirdağ’da geçmiştir. Tıfıl ortaokul-lise öğrencisi iken ağabeyimin çekme kasetleri ile rock müzik ile tanışıp sonra her türüne balıklama dalan bir adamım. İlk dinlediğim gruplar Styx, Supertramp ve Simon&Garfunkel’dır. Ama sonra her müzikseverin sıkıntılı arayış ve kendi tarzını yaratma sancıları sırasında Led Zeppelin ile tanışmıştım. Rock müziğin belki de en iyi solisti Robert Plant ve hiç sağlam pabuç olmayan kankası gitarist Jimmy Page benim aklımı çook almışlardır.

Sonra da daha neler varmış acep bu âlemde diyerek Uriah Heep’ten tutun da Wishbone Ash’e; Black Sabbath’tan Rainbow’a kadar ne bulursam dinlemeye başlamıştım. O zamanlar çok sağlam rocker ağabeylerin –bir tanesi davulcuydu- işlettiği Studio Aytek ile de o zaman tanışmıştım.

İçerisi benim için bir hazine sandığı gibiydi. Evde çekme kasetlerimi kıytırık bir teypten cızır cızır dinlerken orada Nakamichi deck’ler vumetreleri dans eden metal kasalı amfiler falan vardı. Ambalajdan çıkan plak pikaba konduktan sonra, pikabın iğnesi plağa ilk konduğunda çıkan vump! sesini hep ama hep hatırlarım. Sonra çok hafif –tabi plak yepyeni ve çiziksiz ise -cız cız sesleri eşliğinde dev stereo kolonlardan evde hiçbir zaman duyamadığım müziğin o muhteşem detaylarını dinleyip başka boyutlara geçtiğimi hayal ederdim.

O nedenle ciğerci dükkânı önünde dolaşan kediler gibi okuldan sonra ve hafta sonları dükkânın önünde bir iki muhabbet için dolanır dururdum. Harçlık vs. birikince de çekme kaset listemi hazırlar, Oğuz ağabey’e verirdim. Sonra bana hiç bitmeyecekmiş gibi gelen o bekleyiş süreci başlardı. İstediğim albümler plak olarak yurtdışından gelirdi çoğunlukla ve o zamanlar öyle amazon falan yok biliyorsunuz. Oralardan gelen bir eşin dostun bavuluna girmesini beklerdik plakların. Ya da stüdyonun sahiplerinden biri Avusturya’da okumuştu yanlış hatırlamıyorsam onun gidip gelmesini ve bavulu plaklarla doldurmasını beklerdik. Metin Tiryaki kardeşimin Cabir yılları misali…

Neyse laf nerelere geldi ben o zaman plak kapaklarının büyülü dünyasına kapılmıştım. Öyle ki çok beğendiğim kapakların siyah beyaz fotokopisini çektirmek için–evet daha renkli fotokopi yoktu o zamanlar- bin bir rica minnet plakları ödünç alır, koşa koşa kırtasiyeye giderdim. Sonra da eve gelip ispirtolu kalemlerle ya bire bir ya kendi zevkime göre o kapakları boyayıp kendime poster yapardım. Hiç unutmam Iron Maiden’in Live After Death double konser LP’sinin kapağına hasta olmuştum resmen. Mezardan fırlayan zombie bir Eddie! Haftalar sürmüştü önlü arkalı boyamam onu… Aytek’te geçirdiğim uzun saatlerde karıştırdığım ve hafızama kazınan 11 kişisel rock albümü kapağı listem şöyle bir şey:

Led Zeppelin / Led Zeppelin I

Led Zeppelin / IV

Jethro Tull  / Thick As A Brick

Uriah Heep / High And Mighty

Uriah Heep/  The Magicians Birthday

King Crimson / Court of the Crimson King

Deep Purple / In Rock

Rainbow  / Rising

Rainbow  / Long Live Rock’n’Roll

Judas Priest / priest…live!

ve

Iron Maiden Live After Death tabii ki

Son Söz 1:Son yıllarda long-play’ler tekrar tıpkıbasım olarak piyasaya sürülüyor biliyorsunuz ama hiç elim gitmedi onlara ve gitmeyecekte sanırım. Ara sıra gidip özlediğim kapakları bulma umuduyla bakıyorum ama genelde çok bildik albümler karşıma çıkıyor. Ben onları güzel ve çalınmaktan, ellenmekten yıpranmış halleriyle sevmiştim.

Son Söz 2:Bu yazıyı klavyeye alırken yazar kişi gene küflü bir grup olan Smokie’den Mexican Girl’i ve Albinoni’den Adagio dinledi. Tabii ki MP3 olarak!  Değişmeyen tek şey değişim der çıkarım işin içinden.

Son Söz 3: Sizin plak kapaklarınızı çıkarın bakalım hafızanızın hafif tozlu kıvrımlarından. 9, 11 gibi kıl sayılarda listeler tercih edilir!

 

Comments
  1. coşkun deniz

    benim için tartışmasız en iyi kapak

    http://www.werocku.ch/pix/22333.jpg

  2. Metin Tiryaki

    Eline sağlık kardeşim, süper olmuş. Ben de ekleyeyim kendi favorilerimi…

    Van Halen – 1984
    Alice Cooper – Welcome to My Nightmare
    Beatles – Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band
    Yes – Relayer
    U2 – War
    Led Zeppelin – Houses Of The Holly

    • Orhan Meriç

      Metincim,
      Houses of the Holy ve Sgt.Peppers benim listemin jokerlerindendi… Koysam koymasam derken vazgeçmiştim onlardan ama ikisi de candır. Beatles Abbey Road vardır karşından karşıya geçtikleri mesela pek güzeldir. Asıl Rolling Stones’un Mick Jagger’in pantolununda gerçek bir fermuar olan plağının kapağı enfestir…

  3. Memo

    Arkadaş iyi şeyler demişsin de şu boyadığın plak kapaklarından bir kaç örneği özellikle şu ballandırarak söylediğin Iron Maiden’in Live After Death double konser LP’sinin kapağını burada bizlerle beraber paylaşsaydın da bizimde gözlerimiz bayram etseydi.