Kasım’da caz başkadır

Cazla tanışıklığım 90’lı yılların sonlarına rastlar. O zamanlar bir caz davulcusu ve radyo DJ’i olan arkadaşım Umut Akgül’dür bizi tanıştıran. Miles Davis’i, John Coltrane’i, Chick Corea’yı, Billy Cobham’ı ve daha pekçoklarını o öğretmiştir. Ve ben yıllar içinde sevmişimdir cazı, en az onu sevdiğim kadar.

Standartları severek başlayan caz maceramın, müzik zevkim gelişip gemim yaş almaya başladıkça zenginleştiğini söyleyebilirim. Ayrıca yeni ve çok sesli müziğe olan merakımın bugünkü algımın şekillenmesinde payı büyüktür.

Ben müziğe bir masal olarak bakarım. Kahmanlarının, sesler ve müzisyenler kadar müzik aletleri, sahneler, ışıklar, şiirler, renkler olduğu kalabalık bir masaldır müzik benim için.

Müzik hakkında yazmaksa bir hevestir. İddiasız, sadece sevgiyle yapılan bir iş. Yoksa zaten Zappa zamanında söylemiş “Müzik hakkında yazmak mimari hakkında dans etmek gibidir.”

Bu hafta Londra’da festival var. BBC Radio 3 işbirliğiyle düzenlenen Londra Caz Festivali 9 Kasım’da başladı. 18 Kasım’a kadar devam edecek. Programı yine dopdolu; Herbie Hancock, Jan Garbarek, Paco de Lucia, Chick Corea, Jack DeJanotte  gibi yıldızlar, Rodriguez (aka Sugarman), Melody Gardot, Macy Gray, Esperanza Spalding gibi renkli simalar, Tigran Hamasyan, Yaron Herman, Woodkid, Kairos 4tet, Anne Paceo gibi tanımaya değer yeni isimler…

Biliyorsunuz güzelim İstanbul’un bir tanecik sahnesi var, onu da yıkmak istiyorlar. Londra ise onlarca şahane sahneyle dolu. Şimdilerde Southbank Centre’dan Barbican’a, bu sahnelerde caz dinleniyor. Ayrıca sadece büyük sahnelerde değil irili ufaklı caz kulüplerinde, kafelerde,  hatta sokakta bile her yerde caz var.

Buyrunuz festivalden küçük bir seçki size:

Melody Gardot

Londra Caz Festivali’nde açılışı Melody Gardot ile yaptık. Festivalin ikinci günü Barbican’da sahne alan Gardot, tadına doyamadığımız bir müzik ziyafeti verdi. Gardot geçtiğimiz mayıs ayında yayınladığı yeni albümü Absence’ın turunda. Absence hakkında daha önce yazmıştım. (http://www.birinciblog.com/melody-gardot-ile-lizbona-yolculuk/ ) Detayları orada bulabilirsiniz. Melody Gardot Barbican’daki konserde sadece yeni albümünden değil önceki albümlerinden de çalıp söyledi. 3 kez bis yaptı ve Londra’yı kendine aşık etti.

 Luisa Sobral

Kaşifler kenti Lizbon’dan gelen Luisa Sobral ile tanışmak bir keşifti. Melody Gardot’dan önce çizgili yazlık elbisesiyle sahneye çıkan bu küçük kıza önce burun kıvırdık. Çünkü hem 9 aydır beklediğimiz Gardot’yu dinlemek için sabırsızdık hem her konserde aynı dayatmadan bıkkın. Zorla birini dinlemek kadar sinir bozucu olan başka şey var mı? Ama tatlı sesine, müzikal becerilerine hayran kaldık. Bana Stacey Kent’i hatırlatan Sobral’ın “The Cherry On My Cake” isimli bir albümü var. Yumuşacık, son derece naif, neşeli seslerle dolu. Fado söyleyemeyen bir Portekizliyle tanışmak için iyi bir fırsat.

Sugarman

Modern müzik tarihinin en etkileyici hikayelerinden birine sahip Sixto Diaz Rodrigues, nam-ı diğer Sugarman, Meksika-Amerika kökenli bir folk şarkıcısı. İlk single’ını 1967 yılında çıkardı, 3 yıl sonra 2 albüm yayınladı. Albümlerinden Cold Fact, Güney Afrika’da gençlik protestolarının gayri resmi soundtrack’i oldu. 90’lı yıllarda ortadan kayboldu. İki hayranı onun peşine düştü ve Detroit’te bir inşaatta çalışırken buldular. Rodriguez birkaç yıl sonra müziğe geri döndü. Başta Güney Afrika olmak üzere dünyanın her yerinde konserler verdi. Bu yıl Londra’da olmasının en önemli nedenlerinden biri, İsveçli yönetmen Malik Bendjelloul imzalı “Searching for Sugarman” adlı film. Bu yıl gösterime giren belgesel, katıldığı pekçok festivalden ödül aldı. Rodriguez’in adını yeniden manşetlere taşıdı. Onu dinlemeyi uzun zamandır bekleyen Londra, hayaline caz festivali kapsamında 17 Kasım’da kavuşacak.

Tigran Hamasyan

Tigran Hamasyan genç, yetenekli bir caz piyanisti. Ermeni kökeni müziğine de yansımış. Ermeni folk ezgileriyle süslü bir caz yapıyor. Müziğinde ayrıca Amerikan caz standartlarının ve özellikle Red Hail adlı albümünde dikkat çektiği üzere prograsif rock’ın da etkisi mevcut. Ben kendisini çok sevdiğim bir başka caz müzisyeni Brad Mehldau sayesinde tanıdım. Londra Caz Festivali’nin de bu yılki ağır toplarından biri olan Mehldau, bir keresinde onu ne kadar beğendiğiyle ilgili bir yazı yazmıştı. Ben o yazıyı okuduğumda yıl 2011’di, Hamasyan “A Fable” ile sahnedeydi.

Yaron Herman

Tel Aviv doğumlu, bir başka genç piyanist. Çok değil bundan birkaç yıl önce Beyoğlu’nda Lale Plak’ta kesişmişti yollarımız. Canlı dinlemek Londra’ya kısmetmiş. Londra Caz Festivali kapsamında ücretsiz şovlar da oluyor. 18 Kasım pazar öğleden sonra Yaron Herman 4tet’iyle işte bu şovlardan birinde, Soutbank Centre The Clore Ballroom’da olacak. Londra’yı yeni albümü Alter Ego’yla tanıştıracak.

Woodkid

Fransız yönetmen Woodkid (Yoann Lemoine) Katty Perry, Rihanna, Lana Del Ray gibi süslü isimlere çektiği ikonik video klipleriyle meşhur. Woodkid şu sıralar filmin yanısıra müzik de yapıyor. Fransızca ve İngilizce söylediği parçaları Avrupa’da müthiş ses getirdi. 4 ayrı parçadan oluşan Iron isimli bir EP’si var. Oldukça sıradışı ve dikkat çekici. Bu yıl ilk şovunu Eyfel Kulesi’nde dünya çapında yayınlanan bir konserle yapan Woodkid, Londra Caz Festivali’nin sold out şovlarından.

Kairos 4tet

Şanslıyım bütün arkadaşlarım müzik seviyor. Daha iyisi müzisyen arkadaşlarım var. Bunlardan biri en yakın dostum Burcu Pazarcıklı. Biz gençken rock yapardı, şimdilerde caz vokale merak saldı. Bence güzelliği ve şahane sesiyle çoktan sahnelerde olması gerekirdi, ısrarla bankacılık yaptığı için yol alamıyor o ayrı.

Kairos 4tet onun keşiflerinden biri. Londra Caz Festivali’nin, caz yazarlarının seçkisinde yer alan Kairos, Londra sahnelerinde yetişmiş 4 genç müzisyenden oluşuyor. Basta aynı zamanda Phronesis adlı grubun frontman’i olan–yeteneği kadar güzelliğine de şapka çıkardığımız- Jasper Holby, saksafonda Adam Waldmann, piyanoda Ivo Neame ve davulda Jon Scott var.

Chick Corea

Fazla söze gerek yok. O caz aleminin en büyüklerinden biri. 18 grammy ödüllü piyanist besteci Armando Chick Corea, kalbimi en çok Gary Burton düolarıyla kazanmış kişidir. Dünyanın kalbiniyse hiç şüphesiz ustalık işi Spain ile. Bugün caz dinlememin en geçerli nedenlerinden biri olan Avisha Cohen’i de onun triolarından birinde keşfetmiş olmam, ayrıca başka tutmaktadır yerini bende.

Chick Corea 1960’lı yıllardan bu yana dünyanın bütün sahnelerinde çaldı. Daha önce İstanbul’da dinlemiştim.  Şimdi Londra’da yeniden buluşuyoruz.

Anne Paceo Triphase

Anne Paceo Fransız bir caz davulcusu. Kadın caz davulcusu olmanın nadirliğinin yanısıra Avrupa’da yeni jenerasyon cazın en başarılı isimlerinden biri olarak anılıyor. Henüz 27 yaşında olmasına rağmen 34’ten fazla ülkede konserler vermiş, pek çok ödüle layık görülmüş bir isim. Festivalde triosuyla yer almakta.

İlhan Erşahin

Afro-Amerikan kökenli cazın Avrupa’da başka türlü bir kimyası var. 60’lı yıllarda Almanya, Hollanda ve İngiltere’nin öncü olduğu hikaye, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan yeni Doğu’nun katkısıyla provakatif, İskandinavya’dan gelen kuzey ışıklarının etkisiyle gizemli, Fransa ve İtalya’nın estetiğiyle trendy biçimde gelişerek bugünlere gelmiş.

Londra Caz Festivali, son 10 yıldır yıldızlardan ve gelecek vadeden yeteneklerden oluşan bir karmayla, Avrupa’da cazın geldiği son noktayı özetliyor. Bugün gelinen noktada Türkiye nerede diye soracak olursanız, yanıtı İlhan Erşahin. Erşahin, Türkiye’den çıkıp dünya çapında ün kazanmış nadir isimlerden biri. Bize Türkiye’de de caz yapılabileceğini, üstelik kitlelere ulaşabileceğini göstermiş kişi. İlhan Erşahin bu yılki festivalde yer alan tek Türk müzisyen. Keşke başkaları da olsaydı.

Melody Gardot/Who Will Comfort Me:

YouTube Preview Image

Luisa Sobral/Deja Vu:

YouTube Preview Image

Luisa Sobral/Deja Vu:

YouTube Preview Image

Rodriguez/Sugarman:

YouTube Preview Image

Tigran Hamasyan/A Fable:

YouTube Preview Image

Yaron Herman/Heart Shaped Box:

YouTube Preview Image

Woodkid/Iron:

YouTube Preview Image

Kairos 4tet/Statement of Intent:

YouTube Preview Image

Chick Corea/Spain:

YouTube Preview Image

Anne Paceo Triphase/ Poutchoum:

YouTube Preview Image

İlhan Erşahin/Freedom:

YouTube Preview Image