Kalem ucunda hayatlar

Yaşamak bir kişi için, bembeyaz bir kağıdın üzerinde, bir kalem noktası gibi. Sadece anlık bir ifadedir. Etrafımıza bakıyoruz ve bir sonraki noktayı seçiyoruz. Bir sonra olmak istediğim yer neresi? Çizgiler çiziyoruz oradan oraya. İki nokta arasında giderken, zaman akar, hayat geçer. Çizgilerimiz seyir ederken, karşılaşmalar yaşar. Hepimiz aynı kağıt düzlemindeyiz ya işte. Kimi karşılaşmalarda, onla bunla bükülür, kimileri ile çizgiler birlikte yol alır. Belki kısa süreli kesişmeler yaşarız, bizde en derin izleri bırakır. Belki kalemi hafiften çıtırdatmışsındır ama durmak yok, yola devam. Kimi çizgileri silmeye kalksan da, kalemin izi kalmıştır kağıdın aklığında. Hayat işte bu kağıtta bıraktığın çizgilerden ibaret olup, noktaların birleşiminden bir yolculuk çizer adeta.

Akmak gerek bir yerden, bir yere. Önce ama seçmek, bir hedef koymak lazım. Seçerken güzel şeyler seçmek. Öyle katlar yatlar değil yalnız. Huzur seçmek, mutluluk, saygı, sağlık, sevgi, aşk, hatta hepsini elde edecek, bir (e) seçeneği aramak lazım. Ona göre akmak lazım o kağıtta. İki nokta arasındaki en kısa yol, bir doğruyu oluşturur. Hedeflerinizi uzak koyarsanız, sizi daha düz bir yola sokar ve zigzaglar çizip, boşa yorulmazsınız. Hedefiniz olmadan bir plan zaten yapamazsınız.

Hayatınızı planlamak yaptığınız bütün seçimlerin aynı doğrultuda olmasını sağlar ve bu da size kişisel başarının anahtarını sunar. Çünkü bir hayat planı olmayanlar, bilardo topları gibi banda nasıl çarparsa öyle yansır. Oysa topun nerede duracağını hesap etmek ve ona göre falsosunu gücünü vermek, oyuncunun işidir. Seçimleriniz, sizi ifade eder. Çünkü sizin hayatınızın bir başkasınınkinden farkı, seçimlerinizden kaynaklanır.

Seçimleriniz sizi başka noktalara, başka anlara taşıyacaktır. Hangi andan hangi ana giderseniz gidin, gitmeden neyin iyi neyin kötü olduğunu bilemezsiniz. Pişmanlık, o noktaya gittikten ancak sonra ortaya çıkan bir yargıdır. Kararlarınızı verirken, pişman olmaktan korkmayın. Çünkü size faydası yoktur. Öteki noktada pişmanlık bile duysanız, çok farklı seçim imkanlarınız olacaktır ve sizi nerelere götüreceğini tahmin bile edemezsiniz.

Hedeften şaşmayın, hepsini bir anda isteyip, gücünüzden fazla da sakın koşturmayın. Yorulursunuz. Kendinizi fazla zorlamayın, belki fazla bastırmaktan kaleminiz kırılır… Nereleri derin çizeceğinize karar verin, sonuçta kalemin ucu illa bitecektir. Uç bitti mi, hayat enerjin tükendi mi, sen de bitersin. Derin derin yaşayacaksın hayatı ama öyle boğulmadan. Dümen sende, kendini yaşayacaksın. Nerede derine inip nerede yüzeyde kalacağına sen karar vereceksin. İz bırakmak istediğin yerlerden bastıra bastıra geçeceksin. Geleceğe, silinse bile hatırlansın dediğin yerlerin izi kalacak. Görünmese bile arayan bulacak.

Şimdi burda bir duralım. Geleceğe hedefler koyun demek için yazılmadı bunca söz. Aslında hepsi doğru ancak okurken bile sizi tatmin etmeyen muhtemelen birşeyleri eksik. Şu ana kadar, yapmaya çalıştığım, bir beyaz kağıt üzerinde hayatlarınızı göstermek içindi diyelim.

Nereye vardığınız, yol boyunca farklı etkileşimlerden dolayı elbet hedeflerinizden farklı bir yer olabilir. O yüzden ne olacağımıza karar vermemiz, bu gün ne olduğumuzu pek de iyi resmedemiyor. O yüzden asıl dikkatinizi çekmek istediğim, çizerken arkanızda her an için bıraktığınız izlerdir. Gün gelecek çünkü, onlar sizin yaşamınız olacak; ne olduğunuz ve ne olabileceğiniz. Eksik yaptığımız en büyük şey geleceğe bakarken, anı kaçırmaktan ibaret. Bu yukarıdaki tablonun da sizi ifade edemediği, şu an ile ilgili, bir sebepsizlik zaten.

 

Şu an ne olduğunuz, bu yazıyı okurken, arkanızda bıraktıklarınızdır. Geleceğe bakarken geride bıraktıklarımız ise hepimizin ağırlığıdır. O yüzden geleceğe bakın efendim, geleceğe odaklanın, ama şu anın kıymetinin farkında olarak yaşayın. Gelecek de ne de olsa şu anlarda gelecek. Geriye güzel izler bırakın. Kaleminizi boş yerlerde fazla bastırmayın. İyi seyirler…