Kahve Yemen’den mi gelir ?

Kırk yıl hatrın ilk günüdür bugün. Size bir fincan kahve ikram edeyim. Türk işi seviyorsan, şöyle bol köpüklü. Sert ve uzun içicilere americano, ama ben daha sertim diyenlere espresso veriyoruz. Herkese göre bir kahvemiz var. Süt mü seversin, cappucino ya da lattemiz de var?

Kahvenin, tarihte tam olarak ne zaman ortaya çıktığı bilinmiyor. Kahve Yemen’den gelir derler ve öyledir. Ama aslen daha da eskidir. En kabul gören efsaneye göre, MS.9.yüzyılda Etyopya’da ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kahramanımız bir çobandır.

Kaldi adlı yerli, keçileri güderken, hayvanların kırmızı meyveden yedikleri zaman hareketlendiğini, birbirleri ile oynadıklarını ve arka ayakları üzerinde adeta dans ettiğini farkeder. Meyveleri inceler, kendisi de dener ve o da etkiyi hisseder. Köye döndüğünde imama (monk da olabilir) danışır. O da bu meyveleri kendisi dener ve daha genç hisseder. Diğer imamlara konuyu açar. Meyvenin insana zindelik verdiği konusunda hemfikir olurlar. Çekirdekler uzun dini ayinlerden önce muhtemelen çiğneniyor ve zikir boyunca ayık ve konsantre tutuyordu. İlk kahve içeceğinin de bu imamlar tarafından keşfedildiği düşünülür. Ancak bugünkü hali yerine, daha koca karı ilacı şeklinde, biraz ezmeli, su ilave etmeli gibidir. Meyva, bu bir dönem kutsal meyva kabul edilir. Yenilmezlik verdiği de söylenir; hatta savaşlarda askerlere içirilir. Krallık dışına satılması yasaklanır bir dönem. Yaprakları da faydalıdır. Şifa amaçlı kullanıldığı da 10.yy’da Persli bir fizikçinin notlarında yer alır. Ancak gene bildiğimiz kahve henüz doğmamıştır.

Yemenden bir kervan gelir ve kahveden bir miktar götürür. İlk kahve ticareti böyle başlar ve bütün dünyaya Yemen’den yayılır. İlk başlarda imamlar ve sufiler tarafından özellikle içiliyor olması, cemaat aracılığı ile halka yayılmasını hızlandırdığı söylenir. Zamanla zenginlerin evlerinde yer almaya başlayan kahve, git gide evin bir kahve odasında ya da kahve köşesinde sunulmaya başlanır.

Halk için ise, yegane kahve köşesi, mahallelerde bulunan kahvehanelerdir. Birbiri ardına açılan kahvehaneler, tarihin bu döneminde, malum tv, radyo, gazete, kitap gibi olasılıklar pek yok, mahallelinin sosyalleşme merkezidir.

Bir dönem devlet düşmanıdır kahve. 16.yy’da Mekke’de, insanların kahvehanelerde çok vakit geçirmesi ve krala karşı hicivlerin ortaya çıkması, kahvenin yasaklanmasına sebep olur ve kahvehaneler kapatılır. Kahve, etimolojisine baktığımız zaman Kah Wa kökenlidir ve aslen şarap demektir. Haliyle kral bunu dayanak alır ve tıbbi birkaç safsata ile destekleyerek kendine bir zemin yaratır.

Bir dönem ise, uyarıcı etkisi nedeniyle, insanlarda cinsel dürtüleri ortaya çıkardığı bahane edilip şeytani bir içecek olduğu gerekçesi ile yasaklanır. Ancak halkın tepkisi ve katılım göstermemesi sebebiyle bu kanun da çok geçmeden kalkacaktır.

Yemen kahvenin ilk kültürlendiği yerdir ve Etyopya’dan gelen çekirdekler burada bizim bildiğimiz kahve halini alır. Ancak formulün bulunması için birkaç yüzyıl geçecektir. Kahveyi kavurmayı, ufalamayı ve demlemeyi ilk bulanın da Yemen’li bir sufi olduğu biliniyor.

Sufinin, kahvenin içindeki kafeini çıkartmak için, suyla karıştırıp ocağa koyması, bugün Türk kahvesinin belki de doğumudur. Kahve Yemen’den Orta Doğu’ya, oradan Afrika’ya, Asya’ya ve Avrupa’ya uzanır. Yakın çevremize kahveyi götüren Osmanlı’dır.  Dutch deniz tüccarları ise bugün dünyanın uç kesimlerinde, çok önemli kahve üreticisi ülkelere ilk kahveyi götürenlerdir. Kuzey Avrupa’dan, Amerika’ya da gene bu Dutch tüccarlar sayesinde geçer. 17.yy sonunda, neredeyse bütün dünyaya artık yayılmıştır.

İşin enteresan yanı ise, dünyanın farklı yerlerine ulaşan kahve bitkisinin, zamanla bir çok farklı şekilde evrilip, farklı lezzetlere ve türlere çoğalması. Kahvenin de aynı şarap gibi bir kültürü vardır. Aslında çok da yaygın ya da bilindik değildir ancak kahve de aynı üzüm gibi bir meyvedir. Bir üzüm türü, nasıl dünyanın farklı yerlerinde farklı aromalar ve içerikler elde ediyorsa, kahvede de öyledir.

Bu kahve konusunda bir süre yazacağım. İlginizi çekiyorsa BirinciBlog facebook sayfasından bizi ‘Like’ edin, yazılar bilgi akış (news feed) ekranınıza düşsün. İyi seyirler..