John Williams ile filmlerde yolculuk

Bendenizi iyi tanıyanlar ya da yazılarımı az da olsa okuyanlar iyi bilir ki yaklaşık 3 yaşından beri Star Wars izlerim ve hemen hemen hayatımın her alanında mutlaka bu serilere ait bir şeyler vardır. Filmin sadece kendisinin değil müziklerinin de dünya çapında artık en büyük klasikler arasında kabul edildiğini ise söylememe sanırım gerek bile yoktur. Peki John Williams bize sadece Star Wars’u  mu hatırlıyor? Tabii ki de hayır. Hepimizin severek izlediği Jaws, ET, Üçüncü türden yakınlaşmalar, Harry Potter, Indiana Jones, Schindler’in Listesi, Geleceğe Dönüş ve tabii ki Superman gibi filmlerin efsaneleşen müzikleri de kendisine aittir.

Günümüzün Mozart’ı kelimesini kendisi için rahatlıkla kullanabileceğimiz bu deha müzisyenin bir o kadar şahane bir de orkestrası vardır. Londra Konser Orkestrası. Alanında dünyanın en iyi orkestralarından birisi olarak kabul edildiğine emin olduğum bu muhteşem müzisyenler topluluğunun İstanbul’da Zorlu Center PSM (Performans Sanatları Merkezi)’nde  konsere geleceklerini, hele ki bir de John Williams’ın efsane olmuş müziklerini icra edeceklerini duyunca iki ay öncesinden aldığım biletimin kenarı geçtiğimiz cumartesi akşamı nihayet yırtıldı.

Salona girip koltuğumuza oturduk ve heyecanlı bekleyiş başladı. Orkestranın tamamı önceden yerlerine oturmuş akortları yaparken baş keman virtüözü sahneye çıktı bir alkış kopardık. Ondan sonra ise şef Anthony Inlglis yerini aldı. Alkıştan sonra derin sessizliğe bürünen salon bir anda çocukluğumuzun korkulu rüyası Jaws müziğinin o korku dolu introsu ile başladı. İntroyla birlikte içimde uyanan (gerçi hiç uyumuyor o ayrı) o çocuğun hiperaktife bağladığını, tüylerimin diken diken olduğunu ve büyülendiğimi hissettim. İkinci parçanın Star Wars olduğunu önceden bilmeme rağmen o ilk nefeslilerin girdiği anda heyecanım doruktaydı. Yıllardır sadece filmlerinde duyduğum müzik birebir karşımda müthiş bir orkestra tarafından çalınıyordu ve bu duyguyu tarif edebilmek için halen bir kelime bulabilmiş değilim. Star Wars’a doymamız programın sonundaki Duel of the fates, Princess Leia theme, Yoda theme ve tabii ki benim favorim Throne room dörtlüsü ile oldu.

rsz_dsc_1442

Hareketli film müzikleriyle coşkumuzu tavan yaptırırken bir yandan da keman solosuyla adeta kemanı ağlatırcasına çalınan Schindler’in listesi müziği ile hüznün en dip noktalarına indik. Konser sonunda ise bizi bir sürpriz bekliyordu. Programa göre bütün şarkılar çalınmıştı ancak orkestra şefi “bis” yaparak geldi ve tüm salona şöyle seslendi. “Sizce çalmadığımız hangi parça kaldı?” Hemen “Superman” diye atladım ve sonrasında şef Anthony bütün salonu ayağa kaldırıp önce gömleiğimizin önünü yırtar gibi hareket yapmamızı sonra da Superman gibi pantolonumuzun üzerine külodumuzu giyiyormuş gibi yapmamızı istedi. Amansızca gülüşmelerden sonra ise “Siz bu işi bilmiyorsunuz, ben size göstereyim dedi ve gömleğini yırtarak içine giydiği Superman tişörtü ile son parçayı yönetti. Alkışlamaktan ellerimiz şişti, heyecandan dilimiz damağımız kurudu ve bu konser hayatımın unutulmazları arasındaki yerini daha başladığı dakika almıştı bile.

En son olarak şunu belirtmek isterim ki Zorlu Center PSM bugüne kadar ülkemizde eşi benzeri görülmemiş güzellikte bir salon. Sanat dünyasına yaptıkları bu muhteşem katkıdan dolayı ayrıca kendilerine teşekkür etmek istiyorum.

Ne yazık ki konser salonunda video çekmek yasaktı. Ben de kurallara saygılı bir dinleyici olarak aksini yapmadım. Bu yüzden sizi youtube aracılığıyla Star Wars Throne Room temasıyla başbaşa bırakıyorum.

YouTube Preview Image