Jeff Buckley hakkında herşey

Jeff-Buckley

Gizemli beyaz çocuk, Missisipi nehrinin yeşil sularında kaybolduğunda yıl 1997’ydi. O o sıralar 29 yaşındaydı, ben 19. Aradan geçen 15 yılda o gittiği yer her nereyse orada, ben İstanbul’da, Londra’da, Paris’te, Amsterdam’da, Roma’da; herneredeysem orada aynı şarkıyı dinledik durduk tekrar tekrar:

Lover you should’ve come over…

“It’s never over, my kingdom for a kiss upon her shoulder

It’s never over, all my riches for her smiles when I slept so soft against her

It’s never over, all my blood for the sweetness of her laughter

It’s never over, she’s the tear that hangs inside my song forever…”

Benim için dünyanın en güzel aşk şarkılarından biridir “Lover you should’ve come over” ve Jeff Buckley’in de şahsi kayıtlarımda çok özel bir yeri vardır.

Mesela biri beni çok üzdüğünde, eski bir aşk aklıma düştüğünde, kuşlar uçtuğunda, kediler gerindiğinde, gece üşüdüğümde, günlerden pazartesi, salı, çarşamba ya da perşembeyse, yağmur çok yağdıysa, yollara düşmüşsem, ne kadar gidersem gideyim uzaklar yeterince uzak olamıyorsa… hep onun sesi, onun şarkıları dolanır aklımın bir köşesinde.

YouTube Preview Image

Jeff Buckley, şahane albümü Grace, babası efsane müzisyen Tim Buckley’den miras aldığı yeteneği , melankolisi, harika sesi ve sözleri, güzel yüzü, genç yaşta ölümüyle sadece benim şahsi kayılarımda değil dünya müzik tarihinde de önemli yer teşkil ediyor. 4 oktavlık sesinin dünyanın en güzel sesi olduğunu iddia edenler; bu sesi “katıksız haz ve hayatın sesi” olarak tanımlayanlar var. Arkasından ona olan aşkını, Elizabeth Fraser gibi şarkılarla haykıranlar var…

Buckley’in yaşarken kaydedebildiği tek album Grace.  “Sketches from my sweetheart the drunk”, ölümünden sonra derlenen kayıtlarından oluşuyor. Ayrıca 2000 yılında yayınlanan konser kaydı Mystery White Boy var. Jeff Buckley hakkında bildiğimiz herşey için annesine teşekkür etmemiz lazım. Bugüne kadar Buckley’in demolarından stüdyo kayıtlarına ve görüntülerine kadar herşey annesinin çabalarıyla derlenip yayınlandı. Şimdi ise 3 ayrı film gündemde.

jeff2

Bunlardan biri yine jeff Buckley’in annesinin prodüktörlüğünde gösterime girecek olan Mystery White Boy. Bu film bir biyografi, bir belgesel. Diğer ikisi ise Jeff Buckley’in biyografisinden esinlenmiş dramalar olan Greetings from Tim Buckley ve A Pure Drop.

Greetings From Tim Buckley, ilk kez geçtiğimiz yıl Toronto Film Festivali’nde görücüye çıkmış, olumlu eleştiriler almıştı. Tim Buckley ve Jeff Buckley´in hiç kesişmeyen yollarının hikâyesini anlatan filmde Jeff Buckley’i Gossip Girl dizisinden Dan Humphrey olarak tanıdığımız Penn Badgley canlandırıyor.

Jeff Buckley´in hayatından birkaç günü konu alan filmde Tim Buckley anısına düzenlenecek bir konserde sahne alması istenen Jeff, konser hazırlığı sırasında New York sokaklarında geçmişe doğru bir yolculuğa çıkıyor ve hiçbir zaman barışamadığı geçmişi, kökleri ve babasının müziğiyle tanışıyor. Yani film bir yandan Jeff Buckley’i anlatırken diğer yandan 60´lı yılların efsanesi Tim Buckley´i tanıştırıyor.

YouTube Preview Image

Daniel Algrant’ın yönetmenliğini yaptığı filmde, Badgley’nin performansı takdire şayan. Film için vokal ve gitar dersleri alan Badgley, özellikle “Lilac Wine”ı söylediği sahnede dersine iyi çalıştığını gösteriyor. Bu arada filmde bir ara İngiltere’nin yetiştirdiği efsane kadın vokallerden Kate Nash de görünüyor.

Geçtiğimiz nisan ayında Istanbul film festivalinde de gösterilen Greetings from Tim Buckley’in konu aldığı tribute konseri, üçüncü film A Pure Drop’un da merkezinde. Jeff Buckley’in 2008 yılında yayınlanan aynı adlı biyografisinden yola çıkan bu filmin yönetmeni, tıpkı biyografinin yazarı gibi bir Avustralyalı olan Brendan Fletcher.

Filmler, şarkılar, kitaplar ve insanlar…Bizi biz yapan herşey için buyrunuz Jeff Buckley’den çok sevdiğimiz Last Goodbye:

YouTube Preview Image
Comments
  1. B.T

    Bu güzel yazı iyi geldi gece gece. Teşekkürler.