Rusya’nın bu vampirlere ihtiyacı var

Güneşe çıktığında yanıp kül olmak yerine zirkon taşı gibi pırıl pırıl parıldayan,vişneli dudak kremi sürmüş gibi duran, liseli zengin çocuğu vampir karakteri hayatımıza girdi gireli resmen vampirden soğuttular arkadaş. Siz de böyle düşünüyorsanız sizi Jasper Kent ile tanıştırmak isterim.

Tarihle fantastik kurguyu mükemmel bir biçimde birleştiren Kent’in , “Danilov Beşlemesi” projesinin ilk iki kitabı Oniki ve Onüç Yıl Sonra, Türkiye’deki raflarda yerini çoktan aldı. Görenleriniz vardır belki, bir ara Beyoğlu sokaklarında bellerinde kılıçları, sırtlarında pelerinleriyle 12 yağız delikanlı ilk kitabın el ilanlarını yurdum insanının anlam veremeyen bakışları arasında dağıttılar.

Jasper kent 1968 doğumlu İngiliz bir yazar ve besteci. Bestecilik yönünü müzikal tiyatroda kullanıyor. Yazarlık yönünü ise size okuması son derece keyifli iki kitap sunmakla gösteriyor. Ve ne mutlu ki devamı da gelecek.

Ben kitabın ingilizcelerini okumayı tercih ettim ama Türkçe çevirilerin de son derece iyi yapıldığına eminim. Can Yayınları bu konuda hassas ve başarılı bir yayınevidir. Kitapların büyüsünü çok fazla kaçırmamak için Onüç Yıl Sonra hakkında bir şey yazmak istemiyorum. Ama şundan emin olabilirsiniz, ilk kitabı bitirip ikincisine başlamak için büyük bir istek duyacaksınız. Ben ilk kitabı sadece bir haftada bitirmiştim, ki bu benim gibi ortalama kitap okuyan birisi için çok kısa bir süredir.

Konuya hafifçe değinmek gerekirse; Olaylar 1812 yılının Rusya’sında başlıyor. Napolyon Bonapart, büyük ordusuyla Rusya’nın içlerine doğru ilerliyor. Sırasıyla Moskova ordan da o dönemde başkent olan Saint Petersburg şehri tehdit altında. Rus ordusunda yüzbaşı olan Aleksey İvanoviç Danilov, hem silah arkadaşı hem de yakın dostları olan Maksim, Vadim ve Dimitri ile savaşın kaderini değiştirecek bir karara imza atıyor.

Dimitri, zamanında Karpatlar’da aynı cephede savaştığı Romanyalı bir gruptan bahsediyor ve de bu grubun, savaşın kaderini Rusya lehine değiştirebilecek güçte olduğunu iddia ediyor. Haberler salınıyor ve bir gece vakti 13 esrarengiz iri kıyım arkadaş karargahın kapısını çalıyor. Önderleri Zimyeviç (rusça’da ejderin oğlu demektir) ve oniki karanlık ve sessiz paralı asker. Zimyeviç komutanlara adamlarının yapabilecekleri hakkında iddialı demeçler veriyor ve bu zor anda çaresiz kalan askerlerimiz bu insanların(!) yardımını kabul ediyor. Zimyeviç Karpatlar’a geri dönerken oniki “Opriçnik”i ve kahramanlarımızı kaderleriyle başbaşa bırakıyor.

Yanlarına üçerli gruplar halinde bu adamları alan kahramanlarımız bir bir Napolyon’un ordusunun kamplarını basıyor. Her baskında daha çok düşman ölüyor ve Aleksey şüphelerini günışığına çıkartıp bu oniki adamın gizemini çözmeye çalışıyor. Öğrendiği gerçek karşısında dehşete düşen Aleksey Rusya’nın kaderi ile bu tehlikeli oniki kişinin kaderi arasında kalıyor ve kanın gövdeyi götürdüğü çok sürükleyici bir roman ortaya çıkıyor.

Kitaptaki karakterlerin hepsi çok ince ayrıntılarına kadar ustaca işlenmiş, mekan detayları orijinaline sadık kalınarak muhteşem verilmiş ve son derece akıcı bir dille yazılmış olan bu seriyi kaçırmamanızı öneririm. En azından vampirlerin yüzkarası Alacakaranlık serisinden sonra kafanızda yeniden karizmatik ölümcül vampir imajını yenilemek hatta bir gömlek de üstüne çıkartmak istiyorsanız bu fırsat kaçmaz.

Hemen yeri gelmişken az önce bahsettiğim kelimenin açıklamasını yapayım. Oprichnik’ler, Rus Çarı İvan, bizim bildiğimiz adıyla korkunç İvan döneminde kurulmuş bir organizasyondu. Kuruluş amacı çarın düşmanlarını yok etmek olsa da zamanla maksadını aşan bir organizasyona dönüştü. Korkunç İvan kendisini Tanrı’nın eli ilan ettiği zaman 300 sadık Oprichnik, kardeşlik adı altında onun kalesinde onunla birlikte yaşamaya başladı. Dışarıdan kraliyet koruması gibi görünen bu topluluğun o dönemde bir ölüm mangasından hiçbir farkı yoktu.

 

Jasper Kent ile yapılmış söyleşiyi izlemek için:

YouTube Preview Image
Comments
  1. Ugur Cobanoglu

    Oprichnik’lerin cevresinde olusan olaylar o kadar gercekci yazilmis ki okurken o yillarin tum atmosferini zihninizde hissedebiliyorsunuz…ben de sizin gibi seriyi 1er haftada okudum; Turkce ceviriler gayet basarili; “the third section”i bekliyorum 4gozle:-) ah bir de sinemaya uyarlansa; “Underworld” serisi disinda diger tum filmlerdeki Vampir asklari konularindan gina geldi artik:-)

  2. Enis Hazan

    Ben de tasvirlere hayran kalmıştım, gerçekçiliği çok şaşırtmıştı beni..Sık sık bakıyorum acaba filmiyle ilgili ufak da olsa bir dedikodu var mı diye..Şimdilik birşey görünmüyor ama ümitle bekliyoruz hep birlikte :)))

  3. asu

    ya 3. kitabın (the third section) türkçe çevirisinin ne zaman yayınlanacağı hakkında bi bilginiz var mı?

    • Enis Hazan

      Malesef onunla ilgili hiçbir bilgim yok, ancak Can yayınları’na facebook’tan ulaşırsanız onlar bir bilgi verir mutlaka

  4. mücahit aras

    3, kitabın türkçe çevirisi çıktı şu an elimde okuyorum ve süper olmuş

    • Enis Hazan

      Ben de aldım okumaya fırsatım olmadı ddha ama heyecanla bekliyorum, bilgi için teşekkürler Mücahit

  5. Cüneyt

    Saygilarla Enes bey, Ağustos ayının sonunda onuc yıl sonrayı aldım,okumak düne kısmet oldu bakalım inşallah kısa zamanda biticek dün 100sayfa okudum,birde Jasper Beye imzalattim:)) sordum movieyi ne zaman olurmu diye cok güzel olur dedi ama sadece fikir anlamında söyledim.Eğer filmi olursa acayip fantezik olacağı kesin.Cok güzel bir kitap özellikle vampirlerin girmesi konuya cok etkileyici olmuş

    • Enis Hazan

      Selamlar Cüneyt bey, ben de kitabın tarihi ve fantastik karakterleri birleştirmesine vurulmuştum zaten. Umarım filmi yapılır çünkü kesin 3-5 kez izlenecek kıvamda olur eminim.

  6. umut

    üçüncü cilt bitirmek üzereyim. seri üçüncü kitabı ile efsane olmuş durumda. muhteşem kurgu, ilk iki kitaba müthiş göndermeler, gelecek kitaplara harika paslar. tek kelime ile mükemmel.

    • Enis Hazan

      Üçüncü kitaba halen başlayamamanın üzüntüsü içindeyim ama sizin yorumunuzdan sonra artık vakti gelmiştir deyip fırsat yaratıcam. Teşekkür ederim Umut bey.

  7. Bookworm/Whovian/Whatsername(Natalia)

    ilk üç kitabı bir haftada bitirmiş biri olarak herkese tavsiye ederim çok harika bir seri fakat acı olan ise son iki kitabın yabancı ülkelerde satılıp daha türkçeye çevrilemediğinden maceranın kalanını kaçırdığını öğrenmek umarım can yayınları en kısa zamanda son iki kitabı da çevirir