Jason Mraz nihayet İstanbul’daydı

jason-mraz-istanbulu-salladi-IHA-20130720AW000055-11-tBirinciBlog’un yayın hayatına başladığı dönemde yazdığım ilk yazılardan biri Jason Mraz’le ilgiliydi, hatırlarsınız belki… Konser vermek için Amerika’nın dışına pek çıkmayan müzisyenin nadiren düzenlediği yurtdışı turlarına İstanbul’u dahil etmesinin uzak bir hayal olduğu günlerdi. Ne mutlu ki kendisini dünya gözüyle görüp, dünya kulağıyla dinleyeceğimiz günler kısmetmiş. Jason Mraz, 19 Temmuz Cuma gecesi, İstanbul Lifepark’ta dinleyicileriyle buluşup keyifli saatlerin altına imzasını attı.

Hem yaptığı müzikten, hem de dinleyiciye aktardığı güzel elektriğinden böylesine etkilendiğim nadir insanlardan biri Jason. Harika müzisyenlerle dolu küçük ortekstrasıyla birlikte o kadar güzel bir şov sergilediler ki, şimdiye dek izleme fırsatı bulduğum yabancı menşeli şarkıcılar arasında Türk seyirciyle böylesine kaynaşabilenini az görmüşümdür herhalde. Müziğin temposunun düştüğü anlarda bile dinleyicinin dikkatinin bir saniye bile dağılmasına izin vermeyecek kadar sahneye, CD kaydını aratmayacak kadar da sesine hakim bu küçük adam, Cuma gecesi seyircinin kalbinde yalnızca müziğiyle taht kurmadı. Kendisi de bizzat bir aktivist olan Jason, henüz konserin başındayken ünlü Kızılderili atasözü “Son ağaç kesildiğinde,son nehir kuruduğunda, son balık avlandığında, işte o zaman paranın yenmediğini anlayacaksınız,” ile “birkaç ağaç için” gösterilen sebat dolu Gezi direnişine selam çaktı ve şarkılarında hissedilen duyarlılığın sahici olduğunu bir kez daha kanıtladı.

jason-mraz-istanbulu-salladi-IHA-20130720AW000055-6-t

Konserin başından sonuna kadar hakim olan güzel elektrik, bis’in ardından daha da kuvvetlenerek Lifepark’ı kapladı. Konser alanını dolduran binlerce insan hep bir ağızdan Bob Marley’nin “Don’t Worry” şarkısına eşlik etti. Lifepark reggea renkleri ve notalarına bürünürken, herkes yanındaki tanıdığı/tanımadığı birilerine gülümseyerek her şeyin eninde sonunda yoluna gireceğini söylüyordu. Karşımızda sanki Amerikanyalardan gelen yabancı bir adam değil de, yalnızca başka bir dili kullanan ve buna rağmen kalplerimizle konuşabilen biri vardı. O “I love you İstenbuool!” bağrışlarına gerek duymayan, sahnede görev addettiği şovunu yaptıktan sonra maskesini yüzüne indirip uzaklaşan biri değil, seyirciye İstanbul’a yeniden geleceğinin sözünü veren ve konseri dakikalarca teşekkür edip herkesi uzun uzun selamlayarak bitiren adam gibi bir müzisyen vardı.

Jason’dan en kısa sürede bir kez daha bizlerle buluşacağının sözünü aldık madem, benden size naçizane bir tavsiye; bu seferkini kaçırdıysanız, bir dahaki sefere kendinize büyük bir iyilik yapın ve gidin şu adamı görmeye. Hiç pişman olmayacaksınız!

jason-mraz-istanbulu-salladi-IHA-20130720AW000055-2-t

 

Comments
  1. Aslı M.

    Yazınızı okuduğum zaman “Acaba biz farklı konsere mi gittik?” sorusunu sordum kendime : )

    Konser için uzun zaman önce plan yapıp biletleri heyecanla almıştık. Ama orada birlikte olduğum arkadaşlarım ve tanımadığım bir çok insan dahil aynı şeyi söylüyordu “genel olarak hayal kırıklığıydı.” Ayakta izleyen insan sayısı 3.şarkıdan sonra azaldı. İnsanlar arkada çimlerde yerlerde yatarak dinleme moduna geçti. Ortama hakim olan genel bir elektrik yoktu açıkçası. Konser yerine tv’de akustik bir performans olsa daha güzel olabilirdi diye konuşuldu bolca. Toplamda 3 en fazla 4 şarkısına herkes eşlik etti, geri kalan şarkıların hepsi çok yavaş tempodaydı ve birlikte gittiğimiz arkadaşlarımızın bir çoğu 5. şarkıdan sonra gitmek istedi.
    Ben de Jason Mraz’ı çok severim ama bir daha konser organizasyonu olursa sanırım evde oturup kliplerini izlemeyi tercih ederim. Beklediğimin ve hayal ettiğimin çok çok altındaydı. Belki de şarkılarının tarzından kaynaklanıyor bilemiyorum.

    Ayrıca bir daha asla LifePark’ta yapılan hiçbir konsere gitmeme kararı aldık. Konser sonrasında Sarıyer’e kadar 30-35dk yürümek zorunda kaldık. Ne taksi ne shuttle ne de otobüs vs bulmak olanaksız. Life Park’a gideceklerin bilgisine.