Jamaikalılar neden hızlı koşar?

Olimpiyatları takip ediyorsanız Usain Bolt’un kendi olimpiyat rekorunu yine kendisinin kırdığını, 100 metreyi bu kez 9.63 koştuğunu öğrenmiş olmalısınız. Jamaikalı superman yine yaptı yapacağını. Aslında başka favoriler gösterilmişti. “Olmaz bu kez” diyenler çoğunluktaydı.

Bir diğer Jamaikalı atlet Yohan Blake de Bolt’un hemen arkasından ikinci oldu. O da 100 metreyi 9.75 koştu. Ve biz dünyalılar, bir kez daha anladık ki Jamaikalılar hızlı koşar!

Jamaika şu sıralar çok gündemde. Sadece Bolt ve Blake yüzünden değil; Karayipler’in bu küçük güneşli adası, İngiliz sömürgesinden kurtuluşunun – bağımsızlığının- 50. yılını kutluyor. 6 Ağustos Pazartesi, sarı siyah yeşil rüyanın bağımsızlık günüydü. Bolt’un pazar akşamı aldığı altın madalya, ilk kutlama oldu. Ağustos ayından itibaren adada ve dünya genelinde çeşitli başka kutlamalar da planlanıyor. Malum Bob Marley Jamaika’nın en ünlüsü… İngiliz yönetmen Kevin McDonalds’ın, geçtiğimiz nisan ayında sinemalarda gösterime giren “Marley” belgeselinin dvd’si 8 Ağustos’ta  piyasaya çıkıyor. Jamaika müziğini 8 cd’de özetleyen “The Story of Jamaican Music” 9 Ağustos’ta müzikmarketlerdeki yerini alacak.

Jamaika’nın başbakanı bir kadın.  Portia Simpson Miller halk partili ve Jamaika tarihinde gay, lezbiyen, biseksüel, transeksüel haklarını da savunduğunu açıkça ifade eden ilk politikacı. (Pek çok insan hakları kuruluşunun, Jamaika için dünyanın en homofobik ülkesi dediğini düşünürsek, bu önemli bir şey) Bu yıl onun da ajandası hayli kalabalık. Dünyaya Jamaika’nın bağımsız bir cumhuriyet olduğunu anlatmak için bir dizi seyahat planlıyormuş.


Jamaika, Küba’nın güneyinde, Karayip denizinde bir ada.  Yüzölçümü 10 bin 990 kilometrekare. Katar, Gambiya ya da Lübnan kadar yani.  Nüfusu 2,8 milyon. Moğolistan, Ermenistan, Kuveyt kadar yani.  Deniz seviyesinden yüksekliği 0. En yüksek noktasıysa 2 bin 256 metrelik Mavi dağ. Tropik iklimi sıcak, nemli.  Türkler için “Ne mutlu Türküm diyene” neyse, Jamaikalılar için de “Hepimiz birimiz için” aynı şey. Mottolarının birlik beraberliğe işaret etmesi, onların da farklı etnik kökenlerden gelmesinden kaynaklanıyor olsa gerek.

Kristof Kolomb’un 1494’te keşfedip İspanyollara teslim ettiği Jamaika, 1600’lerin ortalarına kadar İspanyol İspanyol yaşamış. Sonra devreye İngilizler girmiş. Tam olarak 1655’ten 1962’ye kadar ada, İngiliz sömürgesinde kalmış.

Kolonyal yaşadığı 300’den fazla yılda, bir dönem şeker ticaretinde dünyanın bir numarası olsa da, pek fazla yol alamamış. Kölelikten bağımsızlığa terfi ettikten sonra değişen çok şey olmuş ama geçimini ağırlıklı tarım ve turizmden sağlayan Jamaika, bugün hala dünyanın fakir ülkeleri arasında sayılıyor.

Bugünkü durumu, Bob Marley’in yakın arkadaşı ve uzun süre sanat yönetmenliğini yapmış olan Neville Garrick şöyle özetliyor:

“Koloni olmayı bıraktıktan sonra daha yaratıcı olduk. Kendi müziğimizi yarattık, kölelikten ötesine geçtik. Ama hala biraz kolonyal, biraz Brit sayılırız. İngiliz eğitim sistemiyle yetiştik. Bugün karakollarımızda hala kraliçenin resimlerini görebilirsiniz. Konuştuğumuz dil, biraz kırık da olsa İngilizce.”

Bu durumda insan soruyor; nasıl oldu da bu ülke Bob Marley, Usain Bolt gibi superstarlar yaratabildi? Dünyanın müzik anlayışını değiştiren bir kültür geliştirdi? Rusya, Amerika, Çin gibi süpergüçleri sollayan atletler yetiştirdi? Sadece adı bile egzotik ve gizemli olan bir ülke, Dudus Coke gibi bir gangsteri nasıl yarattı, nasıl dünyada suç oranı en yüksek ülke olabildi?

“Havasından, suyundan” derdi rahmetli babaannem olsa. Usain Bolt, “Siz Jamaikalılar nasıl bu kadar hızlı koşabiliyorsunuz” sorusuna “Silah sesinden belki…Silah sesini duyduğumuzda koşmaya başlarız biz” yanıtını vermiş.

Jamaika uzun yıllar uyuşturucu, seks ve silah ticaretinin yarattığı vahşete sahne olmuş bir ülke.  Bugün hala dünyada en tehlikeli yerler arasında gösteriliyor. Birleşmiş Milletler istatistikleri, başkenti Kingston’ı dünyada suç oranı en yüksek şehirler arasında sayıyor.

Bob Marley’in de isyankar ama bir o kadar hümanist müziğinin kaynağı burası olsa gerek: Exadus’ta “Gözlerini aç ve bak. Yaşadığın hayattan memnun musun?” diye boşuna sormamış. Ya da Redemption Song’da “Kurtarın kendinizi zihinsel kölelikten, kendimizden başka kimse özgür kılmaz aklımızı” diye boşuna söylememiş.

Olmuyorsa “satta” demiş yani relax…  every little thing gonna be all right !


Jamaika’nın ulusal sembolleri arasında doktor kuş (kırmızı gagalı streamertail ), mavi Mahoe ağacı ve Ackee adlı bir meyve yer alıyor.  Jamaika denince dünyanın aklınaysa reggae, harika plajlar, marihuana ve rom geliyor. Şu sıralar öncelik sporda.

Sadece Usain Bolt, Yohan Blake değil, Jamaika son yıllarda dünya klasmanında başka atletler de yetiştirmiş. Ülkenin ilk olimpiyat madalyasının sahibi Arthur Wint’ten başlayarak Donald Quarrie, Merlene Ottey, Delloreen Ennis-London, Shelly-Ann Fraser-Pryce , Kerron Stewart, Aleen Bailey, Juliet Cuthbert, Veronica Campbell-Brown, Sherone Simpson, Brigitte Foster-Hylton, Herb McKenley, George Rhoden, Deon Hemmings, Asafa Powell gibi bir dolu isim var.

Bu arada atletizm Jamaika’da en yaygın spor sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Halk arasında asıl popüler olan kriketmiş! En ünlü batsman (kriket oyununda topa vurma sırası kendisinde olan oyuncu) ise Chris Gayle’miş.

İki kişi daha var adı geçmesi gereken. Biri Gracey Jones, diğeriyse Mutabaruka. Jones’u tanırsınız; müzisyen, model, oyuncu, 62 yaşında hala seksi! Mutabaruka ise şair, şarkı sözü yazarı bir rastafaryan. Jamaika’da erkekler rom içip esrar çekerken kadınların dans pistinde pasif cinsel obje olmasından dertli kişi. Şöyle diyor kendisi:

“Seksizmi Afrikaya ataerkil dinleriyle Araplar getirdi. Afrika Araplardan önce tanrı için erkek ifadesini kullanmazdı. Afrika için tanrı kadındı. Tabiat anaydı.”

Jamaika özetle bir “madem fakiriz, dinimizin dilimizin herşeyimizin sahibi birileri… o zaman kafayı çekip dans edelim” ülkesi. Buraya kadar okuduysanız daha fazlası olduğunu düşünenlerden olabilirsiniz. “Yok sadece meraktan okudum” diyorsanız, o zaman a la la la long… sallayın gitsin!

YouTube Preview Image
Comments
  1. Coşkun PADIR

    Merhabalar,

    2012 100 mt kadınlar olimpiyat şampiyonu Shelly-Ann Fraser-Pryce’in ismini, yukarıdaki metinde “Shelly-Ann, Fraser-Pryce” şeklinde yazmışsınız, sanki farklı iki sprintermiş gibi algılanıyor…

  2. Hande Demirel

    Evet haklısınız, isimleri arka arkaya sıralarken tashih olmuş. ilginize teşekkürler..

  3. Bahadır Birgücü

    Süper bir yazı olmuş,fazlası ile bilgilendirici hem de sıkmadan okuyanı…

  4. Bahadır Birgücü

    Süper bir yazı olmuş,fazlası ile bilgilendirici hem de sıkmadan okuyanı…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>