İstanbul’un gizli tünelleri

“Kitap tozu yutmak lazım” yazıma yorum bırakan bir okurumuza yanıt yazarken bu yazının konusu ortaya çıktı. “Şu an sana bu cevabı yazmakta olduğum ofisimin en altında nereye gittiği belli olmayan gizli bir tünel bulunuyor” demiştim.  Hepinizin bildiği gibi “taşı toprağı altın” denilen İstanbul’da nereyi kazsanız tarih fışkırır. Metro kazılarının yıllardır bitememesinin bir numaralı sebebi de budur.

Marmaray Projesi için kazılan Yenikapı’da Bizans’ın efsane gibi anlatılan kayıp Theodosius limanı bulundu ve yıllardır hem projenin mühendisleri hem de arkeologlar, buluntuların kurtarılabilmesi için çalışmaları özenle beraber yürütüyorlar. Garip bir ironi de doğdu bu sırada. Aslında birbirine rakip iki kurum -mühendisler ve arkeologlar-belki de eşine az rastlanır – en azından ülkemiz koşullarında- bir işbirliği içerisindeler. Çünkü arkeologlar işlerini ne kadar çabuk bitirirlerse proje o kadar çabuk sona erecek. Her ne kadar birileri “birkaç çömlek parçası için bu kadar yaygara koparmayın…” falan dese de. Neyse…

Özellikle Bizans’ın ve sonrasında da Osmanlı’nın ana yerleşim merkezi olan Eski Tarihi Yarımada’yı (Eminönü, Sarayburnu, Sultanahmet ve civarı) çok değil üç-dört metre kazsanız tarihi kalıntılara ulaşabilirsiniz. Bu bilgiler kimse için sır değil. Tarih ve arkeoloji kitaplarına şöyle bir göz atsanız ve birkaç dakikalık bir internet araştırması yapsanız çok daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Benim size bu yazıda vermek istediğim bilgiler biraz daha gizemli. Belki aile büyüklerinizden ya da mahallenizin bilge yaşlılarından duymuşsunuzdur. Çocukken filanca yerde elma ağacına dalarken bir tünel keşfettiklerinden, içeri girip birkaç metre ilerledikten sonra karanlıktan, örümcek ağlarından ve seslerden korkup hızla dışarı fırladıklarından ve birkaç yıl sonra aynı tüneli bulmak için gittiklerinde yerinde yeller estiğinden ya da ağzının kapanmış olduğundan söz ederler. Siz de bu hikayeleri masal gibi dinlemiş olabilirsiniz. Ama bunlar masal değil tamamen gerçek!

Şehrimizin altı örümcek ağı benzeri bazıları binlerce yıllık tüneller ile bir uçtan bir uca örülü. Bu tünellerin benzerleri ve daha gelişmişleri Paris, Londra, Libya ve İskoçya gibi yerlerde de vardır. İstanbul’daki tünellerin yapılış sebepleri hakkında üretilmiş teoriler var elbette. Barınma, düşmanlardan saklanma, gizli görüşmeler yapmak isteyen Bizans imparatorları, saray mensupları ya da kilise ileri gelenlerinin kullanımı için inşa edildikleri gibi… Daha akla yatkın bir teori de tüm tarihi boyunca su sıkıntısı (kurak yazlarda halen devam ettiği gibi) çeken şehre su temini için yapıldıkları yönündedir. Şehrin altından getirilen su sayesinde taraçalar sulanabilmiş ve topraktan kazanılmıştır. Bu tünellere girdikten sonra saatlerce yürüyüp şehrin diğer ucundan çıkabileceğiniz varsayılmaktadır. Hatta Boğaz’ı birkaç yerden geçecek uzunlukta olanları dahi olduğu söylenir.

Paris’in yeraltı tünellerinde bulunan mezarlıklardan bir görüntü

Hadi canım uydurma bu kadar diyebilirsiniz ama tünelleri bizzat gezen bir tarihçimiz var. Murat Bardakçı 1990’lı yıllarda bu tünelleri gezmiş ve fotoğraflamıştır. Bazı noktalara kadar gidebildiklerini ama sonrasında gelinen büyük mekanları fenerlerin ışığının dahi aydınlatamadığından bahseder. Bazı tüneller de ise çökmeler olduğundan, hayati tehlike nedeniyle yola devam edemediklerini söyler.

Peki, bu tüneller nerelerde?   İşte bu kısım daha da gizemli. Tünellerin nerelerden başlayıp nerelerde bittiği günümüzde resmi hiçbir kaynakta yok. Cumhuriyet yıllarında askerler tarafından hazırlanan “hizmete özel” yani, sadece ilgili kurumlara dağıtılmış özel bir kitap var. Bu gizemli kitapta (adını bilmiyoruz bu kitabın, zaten hiç satılmamış) savunma amaçlı olarak gerek duyulduğunda kullanılmak üzere tünellerin bulunduğu noktalar detaylı anlatılmış.  Murat Bardakçı da talan ve yağmaya sebep olmamak için tünellerin giriş çıkış noktalarını yazılarında belirtmiyor ve bahsettiğim kitabın adını vermiyor. Bence çok da iyi yapıyor. Çünkü eline kazmayı küreği alacak “Yamyam Style” arkadaşların öncelikle çok iyi araştırılması, belgelenmesi ve kayıt altına alınması gereken bu tarihi değerlerlerimizi daha öncesinde örneğini çokça gördüğümüz bir şekilde yerle bir edeceklerinden adım gibi eminim. Çünkü şehir efsanelerinde bu tünellerde Osmanlı işgalinden kaçan Bizanslı zenginlerin ve kilisenin paha biçilmez hazinelerinin saklı olduğu hep söylenir.

İlginç bir not ile yazının sonunu getirelim. James Bond serisinin ikinci filmi From Russia With Love’ın (Rusya’dan Sevgilerle) İstanbul’da geçen sahnelerinde Bond bu tünellerden birini kullanarak kayıkla Kapalıçarşı’dan Beyoğlu’ndaki Rus konsolosluğuna gider.

Mesleki olarak da çok ilgimi çeken bu tünellerin bazıların yerlerini tahmin ediyorum, henüz bunları görmesem de gözümün önüne getirdiğim sahneler beni çok heyecanlandırıyor. Ya sizi?

Marmaray Projesi buluntuları üzerine National Geographic Channel tarafından çekilen belgeselin fragmanı

YouTube Preview Image

 

Comments
  1. Demir Yalman

    Çiztanbul kitabındaki bir öyküde de İstanbul altındaki tüneller ile başka yerler arasındaki tüneller arasında zaman değil de hızlı mekan yolculuğu gibi bir şey anlatılıyordu. Buradaki fotolardan birine benziyor aslında strüktür olarak: http://www.facebook.com/photo.php?fbid=277804022315729&set=a.244354475660684.53013.232820340147431&type=1&theater

    • Orhan Meriç

      Evet girip baktım çizime. İstanbul gizemler, efsaneler, hurafeler konusunda dipsiz kuyudur. Üstünü yerle bir ettik el birliğiyle ama altında hala eski dokusunu koruduğuna inanıyorum…

  2. Ece Budayıcıoğlu

    babaannem bu tünellerden birinin çengelköy’de olduğundan bahseder. şimdilerde yerine başbakana ait olacağı söylenen bir konukevi yapılması için sessiz sedasız yıkılan vahdettin’in tarihi köşkünden başlayıp sahile kadar inen gizli bir tünelmiş bu. son padişah’ın istanbul’dan bu tüneli kullanarak kaçtığı söylenirmiş. çok güzel bir yazı olmuş orhan, ellerine kollarına sağlık :)

  3. alejandro gusman

    “son padişah’ın istanbul’dan bu tüneli kullanarak kaçtığı söylenirmiş”
    bunlari yazabildigine gore, interneti kullanabiliyorsundur. biraz arastirda, son padisah niye ve neden gorevi birakip gitmis? kim kandirmis onu? belki biraz “ding” eder

  4. gokhan

    yazmis olmak icin yazmis – toplumsal bakteri, kinini kusmus.