İki yeni dizi birden

Son yıllarda ülkemizdeki yabancı dizi furyası aldı başını gidiyor hatta neredeyse kendi yapımlarımızla yarışıyor hale geldi. Bırakın halkın izlemesini bu konuda gözü açılan yapımcılar-senaristler el birliğiyle birer birer severek izlediğimiz yabancı dizileri ülkemize uyarlamaya başladı. Uyarlamalar ne kadar başarılı onu konuşmak lazım ama zaten konumuz bu değil. Eminim birinciblog’da şimdiye kadar birçok dizinin onları izleyen yazarlarımızın gönlünden kopan cümleleriyle tanıtımlarını okudunuz. Hafta sonu ben de ne izlesem ne izlesem diye internette gezinirken iki tane yeni diziyle karşılaştım ve üzerine çok da araştırmadan direk izlemeye koyuldum. Naçizane yorumlarımı siz sevgili BB okurları için yazdım iyi seyirler dilerim.

A Young Doctor’s Notebook
Sevilen Rus yazarlardan ünlü roman ve oyun yazarı Mikhail Bulgakov’un kısa öykülerine dayanılarak ekranlara uyarlanan 4 bölümlük bir mini-seri A Young Doctor’s Notebook. Başrollerinde Mad Men’den hatırlayacağımız Jon Hamm ve yıllardır Harry Potter karakteriyle gönüllerde taht kuran Daniel Radcliffe’i izliyoruz.

Bulgakov’un 1917 senesinde Rus Devrimi’nin ilk kıvılcımlarının ortaya çıkmaya başladığı dönemde Muryovo’nun küçük bir köyünde genç bir doktor olarak çalışırken karşılaştıklarını ve yarı-otobiyografik deneyimlerinin hikayesini anlattığı dizi oyuncuların üstün performansı ve komik olaylarıyla izleyenleri hemen kendisine bağlıyor.

IMDB’de 8.2 gibi yüksek bir puanla izleyicileriyle buluşan dizinin bölümlerinin süre bazında çok kısa olması açıkçası benim açımdan üzücü oldu. 4 bölümlük bir mini seri olarak düşünülmesi de benim gibi ilk bölümde diziyi sevenler için kötü bir haber olsa da 2. Bölümü heyecanla bekliyorum.

Dizinin fragmanını izlemek için:

YouTube Preview Image

Wolfblood
Oldum olası vampir – kurt adam hikayelerini sevmişimdir, hali hazırda bu tarzda yeni bir dizinin başladığını da görünce bu hafta dayanamadım hemen onu da izledim. IMDB’de 8.1 oy alan yapımın puanı sizleri kandırmasın çünkü bu alanda hayatımda izlediğim en kötü kurgu, oyunculuk ve senaryoya sahip dizi diyebilirim.

İngiliz yapımı Wolfblood, fantastik türde bir gençlik dizisi. Konusuna kısaca değinecek olursak Maddy (Aimee Kelly), aslında bir kurt ailesinin liseye giden kızıdır. Muhite yeni taşınan ve okulun yeni yakışıklı, gizemli çocuğu Rhydian (Bobby Lockwood) da bir başka kurttur. Bu kurtların en önemli özelliği ısırılarak bir kurta dönüşmüş olmaları değil bu geni doğuştan taşımalarıdır fakat Rhydian’ın gelişini önceleri kendileri için tehdit olarak gören Maddy, Rhydian’ın evlatlık bir çocuk olmasını öğrenmesiyle onu kendi klanlarına katmaya çabalayacaktır.

13 bölüm sürecek dizinin kötü senaryosu, oyunculukları ve kurgusunun yanında iyi olarak adlandırabileceğim tek şey baskın ve belirgin İngiliz aksanı diyebilirim:)

Wolfblood kamera arkası: 

YouTube Preview Image