Huzurlarınızda Louis Ferrante

Ex-maffioso-965x543Suç dünyasına 12 yaşında otomobil çalarak başladı. 16 yaşında kendi çetesini kurdu. New York’un en önemli suç ailelerinden biri olan Gambino’ya katılmasıyla birlikte, 20 yaşında FBI’ın arananlar listesine girdi. 25 yaşında tutuklanıp maksimum güvenlikli bir federal hapishaneye konuldu. Bugün bile örnek olarak gösterilen bir hukuk mücadelesinin ardından 33 yaşında şartlı tahliye oldu.

Lou Ferrante bugün bir televizyon yıldızı… Biri best-seller olmuş iki kitabın yazarı. Dünyanın dört bir tarafında konferanslar veriyor. 2009’da bizzat İngiltere Başbakanı Gordon Brown’ın elinden “Reading Hero” ödülü kazandı.

Bu sıra dışı adam şu sıralar Discovery Channel’da yayınlanan ve 217 ülkede heyecanla izlenen Inside The Gangster’s Code’u sunuyor. Postkolik yazarı Orhan Meriç, Lou Ferrante ile bir araya geldi ve inanılması güç hayat hikayesini kendisinden dinledi. Buyurunuz…

BÖLÜM I: SUÇA GİRİŞ 

Lou Ferrante, 1969’da New York’ta dar gelirli bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğdu. Suç dünyasına 12 yaşında otomobil çalarak girdi. İlk kez 14 yaşındayken eline silah aldı ve babasının arabasına zarar veren komşusunu ayağından vurdu.

İlk yıllarında geçimini otomobil çalarak sağladı. 20 yaşına geldiğinde 12 kişilik bir ekibin lideri olmuştu. Ekibiyle birlikte gecede 3-4 otomobil çaldıkları oluyordu. Fakat bir süre sonra otomobil hırsızlığı yeterli gelmemeye başladı. Gözü daha yükseklerdeydi. Bu yüzden nakliye kamyonlarına göz dikti.

Ferrante0_1359044cGeçmişe göre çok daha fazla para kazanıyordu. Bir süre sonra kendi iradesiyle ekibiyle birlikte New York’un en önemli suç ailelerinden biri olan Gambino’ya katıldı. Peşinden silah kaçakçılığına da el attı. Fakat silah işi, otomobil çalmaya benzemiyordu. Geliri gibi riski de büyüktü. Ekibiyle New York’tan Kaliforniya’ya uçup, silah yüklü bir kamyonu çalma girişimi, Ferrante’nin kaderini de bir anda değiştirdi. Hırsızlık başarısızlıkla sonuçlanmıştı ama daha önemlisi, bu girişimin ardından 20’li yaşların başında FBI’ın kara listesine girmişti.

Fakat Ferrante, tüm bunlara aldırış etmeden hayatına devam ediyordu. Kendi ekibinin lideriydi ve New York sokakları ondan soruluyordu. İstediği her şeye sahipti. Yüzbinlerce doları, Mercedes’ten Corvette’e birçok lüks arabası ve sokakları vardı. Müziği seviyordu ve Gambino Ailesi’nin patronu Johnn Gotti’yi öven rap şarkıları yazıyordu.

Mutlu günler uzun sürmedi. FBI’nın amansız takibi sonucu 25 yaşında tutuklandı. Üç ayrı araştırmanın hedefiydi. FBI, Amerikan Gizli Sevisi ve Nassau Bölgesi Organize Suçlar Görev Kuvveti tarafından aleyhinde dava açıldı. Tutuklanması kendi deyimiyle bir köstebeğin tanık koruma programına girerek gammazlaması sonucu olmuştu.

Ömür boyu hapisle yüzleşen Ferrante, kendisini savunması için tartışmalı insan hakları davasına bakan William Kunstler’ı tuttu. Mahkemede Kunstler, Ferrante’nin şarkılarının Gotti’yi suçlu bulan emniyet teşkilatını kızdırdığını ve Ferrante’yi birden fazla kez suçlu bulanların hükümetin güttüğü bir kan davasının parçası olduğunu iddia etti.

Ferrante’nin savunması mahkemede savcılar tarafından püskürtüldü ve 13 yıla mahkum edildi.

546833686219BÖLÜM II: HAPİSHANE GÜNLERİ

Ferrante cezasını çekmek için Lewisburg, Pennsylvania’ya gönderildi.

İlk zamanlar hayatında pek bir değişim olmadı. Maksimum güvenlikli federal hapishanedeydi ama zaten ekibinin bir kısmı, kendi gibi içerideydi. Bir taraftan onlarla kart oynayıp zaman geçirirken, bir taraftan da dışarıdaki adamları sayesinde işlerine devam ediyordu.

Fakat zamanla işler değişti ve kendi kendine “Bu berbat hapishanede ben ne halt ediyorum? Hayat benim ve ben onu değiştirme gücüne sahibim” demeye başladı. Kendi sözleriyle örgüte inancını kaybetti.

Derken okumayı keşfetti. Günde 18 saat okumaya başladı. Ne bulursa okudu. Platon, Descartes, Kavgam, Kuran… Hayatı boyunca okumamış biri için çok büyük bir değişim yaşıyordu. Çevresindekiler de ne olup ne bittiğine anlam veremiyordu. Bununla ilgili komik bir anısı da var. Çete arkadaşlarından birinden okumak için bir şeyler istediğinde hapishaneye Playboy, Hustler ve Penthouse gönderildiğini söylüyor.

O kadar çok okuyordu ki, devamlı kırılan gözlüklerinden sıkılıp, hapishane yönetiminden özel izin alıp, lazer tedavisi bile geçirdi. “Okudukça beynimde bir değişim başladı. Beynimdeki nöronlarının ve sinapslarının birbirlerine gönderdikleri iletilerin giderek hızlandığını hissediyordum ve adeta kuru bir sünger gibi bilgi denizinde ne varsa emdim” diyen Ferrante, bir süre sonra yazmayı keşfetti.

İç savaştan önceki Güney bölgesini konu alan tarihi bir romanı Aleesa’yı kaleme aldı. O zamanlar Lewisburg Hapishanesi hunharca insanların öldürüldüğü ırkçılık savaşının adeta merkez üssüydü. Ferrante anılarına yer verdiği Unlocked’ta etrafındaki ırkçılıktan aklını korumak için romanı yazdığından bahseder.

Hapishane Ferrante’yi bütünüyle değiştirmişti. Bir Katolik olarak yetişmişti fakat museviliğe geçiş yaptı. Bir taraftan da hapisten çıkmak için var gücüyle mücadele ediyordu. Sonunda bugün bile örnek olarak gösterilen bir mücadelenin ardından hükümlülük durumunu temyiz etti. 8.5 yıllık mahkumiyetin ardından şartlı tahliye ile özgürlüğüne kavuştu.

Louis-ferrante-at-Izalco-Prison,-El-Salvador.20BÖLÜM III: DÖNÜŞÜM

33 yaşındaydı ve artık dışarıdaydı. Herkes bundan sonra ne yapacağını merak ediyordu. O ise sadece ne yapmayacağını biliyordu. Bir daha asla eski hayatına dönmeyecekti. İlk iş olarak, Gambino ailesinden özgürlüğünü talep etti. Bu tabii hiçte kolay değildi. Klasik hikayedir. Suç ailelerine bir kere girerseniz ancak ölünüz çıkar.

Ancak böyle olmadı. Tutuklanma öncesinde FBI’nın tüm baskına karşın Gambino’larla ilgili tek bir kelime dahi etmemiş olması en büyük şansıydı. Ailenin mutlak saygısını kazanmıştı. İlk zamanlar başka bir hayata geçebileceğine inanmasalar da, zamanla kabullendiler. Hapse girmeden önce kazandığı tüm parayı kuruşuna kadar vererek özgürlüğüne kavuştu. Zaten başka şansı da yoktu. Elinde FBI tarafından kendisine verilmiş yaklaşık 300 kişilik bir liste vardı. Bu isimlerden biriyle dahi kontak kuracak olursa, şartlı tahliyesi iptal olacak ve hapse geri dönecekti.

Ferrante yazamaya devam etti. Hapishanede geçirdiği süreyi anlatan ”Kilitsiz” ve Forbes köşe yazarı Marc Kramer tarafından Dünyanın En İyi İş Kitapları’ndan biri olarak gösterilen “Çete Kuralları: Mafyanın Meşru İş Adamına Öğretebilecekleri” olmak üzere iki kitap yazdı. İkinci kitabı 12 dile çevrildi ve çok ciddi bir satış başarısı gösterdi.

Lou yazarlık dışında, kendi hikâyesini esin kaynağı olarak paylaştığı motivasyonel konuşmalar yapmaya başladı. Hapishanelere gidererek okuryazarlığı arttırmaya yönelik çalışmalar da bulundu. Bu azimli çalışmaları İngiltere Başbakanı Gordon Brown’ın eşi Sarah Brown tarafından fark edildi ve kendisine 2009’da “Reading Hero” ödülü verildi.

MSNBC, Fox News, BBC, PBS, Comedy Central, ve History Channel kanallarının ekranlarında sık sık boy göstermeye başlayan Ferrante, 15 Eylül 2011’de New York’ta, The Economist’in “Düşünce’nin Ekonomisi: İnsan Potansiyeli Zirvesi”ne konuşmacı olarak da katıldı.

Gerçek bir başarı ve dönüşüm hikâyesi onunki…

Lou-ElSalvadorBÖLÜM IV: TV YILDIZI

Peki, tüm bunları niçin mi yazdık? Çünkü Lou Ferrante artık bir televizyon yıldızı. Geçtiğimiz ay Discovery Channel’da başlayan Inside The Gangster’s Code’u (Gangsterlerin Dünyası), Ferrante sunuyor. İlk bölümü 3 Mart’ta başlayan program, 217 ülkede yayınlanıyor.

Toplam beş bölüm olarak çekilen diziyi hala izlemediyseniz gerçekten de çok şey kaçırıyorsunuz. Inside the Gangster’s Code’da Ferrante içeriden biri olmanın verdiği tecrübeyle, El Salvador’dan Filipinler’e, Meksika’dan Polonya’ya farklı çete kültür ve karakterlerinin işleyiş biçimlerine ışık tutuyor. Dünyanın en tehlikeli hapishanelerinde tutuklu bulunan, her biri birbirinden tehlikeli suçlularla suç dünyasının karanlık dehlizlerine dalıyor. Artık aklanmış olsa da kendi eski karanlık geçmişinin sağlandığı avantajlarla, başka hiç kimsenin cesaret edemeyeceği soruları soruyor, bağlantıları kuruyor.

Ferrante, her bölümde farklı çetelerin kökenlerini, tarihini, güç ağının gelişimini, motivasyonlarını ve politik güçlerini gözler önüne seriyor. Bunu yaparken de her çeteyi hem hapishane içinde hem de dışında çetelerin kendilerine has kurallarıyla inceliyor.

Sözün özü belgeseller gerçek hayatın içinden çıktığı zaman tadından yenmez, kurgu işi racona terstir. İşte size tüm raconlara ilk elden sahip bir adamdan gerçek hayatın ta kendisi: Gangsterlerin Dünyası…

YouTube Preview Image

Not: Bu yazı Postkolik dergisinin nisan sayısında kullanılmıştır.