Hoşgeldin Filmekimi

Bugün sinema ve sonbaharla ile özdeşleşen çok önemli bir festival başlıyor: Filmekimi.

Kendi fikrimle film festivalleri arasında ayrı bir tadı olan Filmekimi, film seçimleriyle çoğu anlamda sinemaseverleri tatmin eden bir festival. Tabi ki yine çoğu filme bilet bulamadık, tabi ki çoğu filmi yine sinemada izleme şansını kaçıracağız. İzlediklerimiz ise yanımıza kar kalacak.

Bugün başlayacak ve 7 Ekim’e kadar sürecek olan Filmekimi, kitapçığındaki çoğu filmiyle “Bunu da izlemeliyim” hissiyatı uyandıran dolu dolu bir festival olacak. Bu yıl da yine ‘Emek’siz olmanın burukluğuyla Atlas, Beyoğlu ve Nişantaşı City’s olmak üzere üç sinemada gösterimleri izleyebileceğiz.

Hafta içi 19.00 ve 21.30 seansları ile hafta sonu tüm seanslar tam 15, indirimli 10 TL. Bursa ve İzmir gösterimlerinin biletleri tam 10, indirimli 8 TL, Ankara gösterimlerinin biletleri tam 11, indirimli 9 TL, Erzurum, Diyarbakır ve Gaziantep gösterimlerinin biletleri ise tam 7, öğrenci 5 TL. Van ve Batman’da yapılacak gösterimler ise ücretsiz olacak. Eğer gündüz seansına gidebiliyorsanız hafta içi bilet fiyatları sadece 5 TL.

Takip ettiğimiz filmleri buradan sizlerle düzenli olarak paylaşıyor olacağız.

İşte sinema eleştirmenleri tarafından da büyük beğeni toplayan ve takip edilesi 5 film:

 

• AŞK / LOVE / Michael Haneke
Michael Haneke’nin Aşk / Love’ı bu yıl festivalin en merak edilen filmlerinden biri. Bu yıl Cannes’da Altın Palmiye kazanan ve başrollerdeki Jean-Louis Trintignant ve Emmanuelle Riva’nın paylaştığı  filmle beraber Trintignant da 14 yıl sonra yeniden setlere döndü. Filmde usta oyuncuya Isabelle Huppert ve Alexandre Tharaud gibi yıldız isimler de eşlik ediyor. Filmin konusu ise şöyle:

Filmin kahramanları Georges ve Anne, seksenli yaşlarını sürmekte olan, birbirlerine çok bağlı, kültürlü, emekli müzik öğretmenleridir. Kendisi de bir müzisyen olan kızları yurt dışında yaşamaktadır. Bir gün, Anne felç geçirir. Aralarındaki sevgi bağı gitgide zorlanırken ölüme hazırlanırlar.

 

 

• BİZ VE BEN / THE WE AND THE I / Michel Gondry

Festivalin en ilgi çekici yapıtlarından biri de kuşkusuz sinemanın dahi çocuğu Michel Gondry’nin The we and the I (Biz ve Ben) filmi. Gondry’i Foo Fighters, Björk, Beck, Massive Attack, Radiohead, Daft Punk gibi gruplar için çektiği muhteşem kliplerle tanımıştık. Ardından Türkçe’ye ‘Sil Baştan’ olarak çevrilen  Eternal Sunshine of the Spotless Mind filmi ile büyük başarı yakalayan ve Oscar kazanan senarist, yönetmen ve yapımcı Michel Gondry’nin yeni filmi Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünün açılış filmi olarak gösterildi. Bronx’lu bir grup ortaokul ve lise öğrencisinin, okulun son gününde eve dönüşlerini dokunaklı olduğu kadar neşeli bir yolla ele alıyor. Son kez servis otobüsünden inip dünyaya adım atarlarken çocukların aşklarını, hayal kırıklıklarını ve umutlarını öğreniyoruz.  

 

• MELEKLERİN PAYI / THE ANGELS’ SHARE / Ken Loach

Cannes’da 2012 Mayıs ayında Jüri Ödülü alan ve Ken Loach’in yönetmenliğini yaptığı Meleklerin Payı / The Angels’ Share, Filmekimi’nin merakla beklenen filmlerinden. Siyasetle mizahı ustalıkla bir araya getiren yönetmen Ken Loach, uzun süredir birlikte çalıştığı senaryo yazarı Paul Laverty ile yeniden el ele veriyor ve İskoçya’nın başkenti Glasgow’da bir grup genç suçluyu kara mizah kullanarak merceği altına yatırıyor. Çiçeği burnunda baba Robbie, hapisten kıl payı kurtularak zorunlu kamu hizmetine çarptırılır ve burada Rhino, Albert ve Mo ile tanışır. Robbie’nin sonradan ortaya çıkan viski uzmanlığı ve tadım hassasiyeti sayesinde çetemiz açık hava, İskoç yaylaları ve yaşamlarının en büyük rizikosuyla karşılaşacaktır.

 

• HAVANA’DA 7 GÜN / 7 DAYS IN HAVANA / Benicio del Toro, Pablo Trapero, Julio Medem, Elia Suleiman, Gaspar Noé, Juan Carlos Tabio, Laurent Cantet

Yedi farklı yönetmenin, Havana’da geçen birbirinden farklı 7 öykü anlattığı Havana’da 7 Gün / 7 Days in Havana, Filmekimi’nin merakla beklenen filmlerinden… Yedi yönetmenden tek bir kent: Havana! Sırasıyla haftanın günleri ilerlerken, farklı karakterlerin hem gündelik hem de olağandışı hayatları gözler önüne seriliyor. Filmi samimi ve gerçekçi kılan ise şehre turistik bir gözle bakmayıp şehrin ruhunu özümseyerek, farklı nesil ve kültürleri zengin bir yelpazede bir araya getirmesi. Her bir hikâyenin konusu farklı olsa da karakterler ve mekânlar da bazen hikâyeler arasında geçiş yapıyor. Havana’ya has sıcak ve yoğun duyguları yakalayan filmde ilk yönetmenlik denemesiyle oyuncu Benicio del Toro’nun yanı sıra kendi yönettiği bölümde başrolü oynayan Elia Suleiman ve bu kez kameranın önüne geçen yönetmen Emir Kusturica da yer alıyor.

 

CENNETTEKİ ÇÖPLÜK / POLLUTING PARADISE / Fatih Akın

Almanya’da yaşayan Türk asıllı yönetmen Fatih Akın’ın, Cannes’da özel bir seansta gösterilen son filmi Cennetteki Çöplük / Polluting Paradise Filmekimi’nde… Yönetmenin “en Türk filmim” olarak nitelendirdiği Cennetteki Çöplük, babasının memleketi olan Trabzon’un Çamburnu ilçesinde çektiği bir protesto filmi. İlçeye, dolgu bir çöplük sahası inşa edilmesine karar verilmesinin üzerine Akın, yaklaşan bu felakete karşı protesto için bildiği tek yöntemi seçti ve bu küçük köyün yetkililere karşı mücadelesini beş yıl boyunca filme aldı.