Hikaye Bakanı Nick Hornby

Kitap okuma alışkanlığı çocuk yaşlarda başlar. En azından benim için öyle oldu.  Henüz okula başlamamıştım. Babam bir gün eve elinde kocaman bir kutuyla geldi. “Bu senin” diye uzanıp masanın üzerine koydu. İçindekini merakla beklerken sarı saçlı bebekler, renkli toplar, elbiseler filan hayal ediyordum herhalde. Kutu dikkatlice açıldı. İçinden bir dolu kitap çıktı. Can Yayınları çocuk serisi. Tam 24 kitap. Annem de bu sürprizden habersiz olmalı, şaşırdı. “Çocuk daha okuyamıyor” diye söylenmiştir kesin. Rasyonel ve telaşsızdır annem, bizim evdeki hayalperest ve aceleci babamdır.

Babamın bana aldığı o kitapların hepsini önce okuttum sonra tekrar tekrar okudum. Kocaman kız olduğumda kütüphanemde Jean Paul Sartre, Herman Hesse’in yanında durmaya devam ediyordu Şeker Portakalı ve tabi diğerleri.

Neyse uzun lafın kısası okumaya o kitaplarla başladım ve bir daha da hiç bırakmadım. (Yukarıdaki resim başlamadan bir önceki etaba işaret etmekte. Pek net değil ama idare edin: Annemden “uyuyan güzel”i dinlerken)

Geçen akşam işten eve dönerken, metroda gazete okuyorum. Bir haber- daha doğrusu önce haberin başlığı-dikkatimi çekti. Başlıkta “Hikaye Bakanı Nick Hornby” yazıyordu.

High Fidelity, About A Boy, 31 Songs, A Long Way Down gibi şahane kitapların yazarı, İngiliz yazar Nick Hornby, iki arkadaşıyla birlikte Londra’da bir yaratıcı yazarlık ve mentoring merkezi kurmuş. Hikaye Bakanlığı adını verdikleri bu merkezde, 8-18 yaş arası çocuklara hikaye anlatarak ilham veriyorlarmış. Hornby bu işe, yazarlığın gençler ve çocukların hayal gücünü artırdığı, kendine güven, saygı ve iletişimi kuvvetlendirdiği inancıyla giriştiklerini söylüyor.

Hikaye Bakanlığı’nın atölye ve projelerine gönüllüler liderlik ediyormuş. Kurulduğu ilk yıl, 2010’da, bu atölye ve projelere tam 3 bin genç ve çocuk katılmış. Merkezde çocuklara sadece hikayeler anlatılmıyor, bir yandan okuma alışkanlıklarını geliştirirken diğer yandan kendi hikayelerini yazmalarına da imkan veriliyor. Eve gelince açtım baktım, harika bir internet siteleri var. Merkezde bugüne kadar yazılan –yaratılan- hikayeler bu internet sitesinde nefis illüstrasyonlarla yayınlanıyor.

Doğu Londra’daki merkezi ilk fırsatta gidip göreceğim. Hatta gönüllülerinden biri olmayı düşünüyorum. Ve bir gün cami, çeşme, peçe peşindeki güzel İstanbul’un da böyle bir bakanlığı olmasını hayal ediyorum. Neden olmasın? Gönüllü varsa gelin beraber yapalım.