Herkes VIP her yer Prestij

Oğlum acayip zenginiz lan aslında hepimiz. Gözlerinizi kapatıp bir toplum düşünün. Maşallah her bireyi bir VIP (yani Türkçe meali çok özel şahsiyet) memleketin her yerinden zenginlik ve prestijli yaşam fışkırıyor. Ama dikkat edin hep aynı kelimeleri duyuyoruz, premium, gold, elit, vip, ayrıcalıklı ve benzerleri. Şimdi gözlerinizi açın ve etrafınıza bakın. Ne görüyorsunuz? Ucube gecekondular, çarpık yapılar arasından gökyüzünü delercesine yükselen beton ve cam karışımı her biri birbirinden çirkin bina ve AVM yığınları ve arasında gezinen gerek yerli gerek Suriye’den taze ithal dilenciler, suratı asık, mutsuz, umutsuz, amaçsız şekilde akıp giden bir insan seli.

Ama niye böyle oldu? Sinemada filmi izlemeden önce minimum yarım saat bize dayatılan ve %90’ı konut projelerinden oluşan reklam silsilesinde hayat çok güzel oysa ki. Şehir merkezine 10 dakika uzaklıkta prestijli ve ayrıcalıklı bir yaşam, üstü ev altı alışveriş merkezi elit bir hayat, efenim vale servisinden tutun da konsiyerj (consierge = yani kaba tabirle hizmetçi) hizmetine kadar hayatınızı kolaylaştıracak herşey düşünülmüş onlarca proje. Yeşil alanı yağmalayıp yok edip, üzerine beton döküp, onun üzerine de çakmadan park yapıp bunu da prestijli proje diye hayvani fiyatlara satma işine bizim gibi üçüncü sınıf ülkelerde rantiye deniyor efendim. Ne yazık ki bizim buralarda medeniyet bina yüksekliği ve AVM sayısıyla ölçülüyor. Bir yayanın hatta engellilerin kullanabileceği doğru dürüst bir kaldırımımız yok ama en lüks malzemeler kullanılarak sizin için inşa edilmiş battal boy binalarımız ve sahte modern hayatlarımız var.

Şimdi tabi bizim roket hızıyla gelişen ülkemizde kişi başı milli gelir 10.000 dolar falan ya, hatta üzerindedir de ben yine az yazdım eminim,  bu yüzden bu prestijli hayata sahip olmak bizim için hiç zor değil. Zorlandığımız yerde en kadim dostumuz bankalar her türlü imkanlarını bizi birkaç kez kucağa oturtma karşılığında seferber etmeye hazırlar. Söz veriyorum acımıycak bak valla.

Bitince çok güzel olcak, valla diyorum

Bakma şimdi böyle göründüğüne, bitince çok güzel olcak, valla diyorum

Bütün bu betona aşık olma, inşaat demirinde huzur bulma durumunun esas vahim yanı ise yarattığı tek tip yaşam illüzyonu. Konforlu evinizde işinize metroyla ulaşıp akşam yine sitenizdeki spor salonunda ya da havuzda rahatlayabileceksiniz. Evinizde huzurla oturup televizyonda size dayatılan birbirinin aynı programları izleyip, hafta sonlarınızı sitenizin parkında çocuklarınızla oynayarak geçireceksiniz. Kafanızı kaldırdığınızda gökyüzünü göremeyebilirsiniz ama olsun, 57.kattaki evinizin nefes kesen manzarasında tüm şehir ayaklarınızın altında. Alışverişinizi hemen evinizin altındaki AVM’de yapacak neredeyse siteden dışarı bile çıkmayacaksınız. Zaten dışarıda bir şey yok ki, biz size içeride herşeyi sunuyoruz. Bu önceden belirlenmiş hapishaneden hallice hayatı size VIP, elit ve prestijli bir yaşam olarak çok uygun taksitlerle sunuyorlar.

Sonradan zenginleşip, yüzbinlerce avroya aldığı arabasındaki freni ya da sinyal kolunu kullanmayı beceremeyen adam mı becerecek rezidıns yaşamını? Trafikte yanındakini öldürmeye sebep arayan adam mı oturacak elit komşularla aynı binada kardeş kardeş? Serde hayvanlık varsa en VIP sen olsan kaç yazar? Ben artık sinemada seans başladıktan 20 dakika sonra yerime geçiyorum, size de tavsiye ederim. Haydi hayırlı traşlar.