Hepimizin hayali böyle bir “Tatil”!

Haddinden erken gelen soğuklarla Eylül sonu Ekim başı tir tir titredik sonra birden güneşin açtığını gördük. Gelip giden havaların esiri olduk geçen ay. Her ay düzenli yazdığım bir diğer mecra olan Bast-Home dijital ev dekorasyon dergisinin Kasım sayısı için  için kaleme aldığım yazıya buyrun…

The Holiday, Türkçe adıyla Tatil… 2006 yapımı bu romantik komedi -seyredenler bilir- aynı filmde yazı ve kışı yaşatır izleyenlere. Hem de birbirinden güzel iki ev dekorunda! Aslına bakarsanız filmdeki her karakterin evi ruh sahibi harika evler. Bazılarına kısaca bir göz atacağız zaten. Hadi bakalım bir an önce dalalım o güzel evlerin içine! Ama durun, filmle ilgili bir iki kelam etmek şart oldu yazılarımızda… Önce o kısmı halledelim.

The Holiday, “Something’s Gotta Give” (daha önceki sayılarda yazmıştım bu filmi de) ve “What Women Want – Kadınlar Ne İster?”in yönetmeni Nancy Meyers’ten hayatlarının akışını değiştirmenin çaresini, adres değiştirmekte bulan iki genç kadının evlerini karşılıklı olarak değiştirmesini anlatan eğlenceli bir romantik komedi…

tatil1

Iris (Kate Winslet) başka bir kadınla evlenmek üzere olan bir erkeğe karşılıksız aşk beslemektedir. Dünyanın başka bir köşesinde yaşayan Amanda (Cameron Diaz) ise birlikte yaşadığı erkeğin ihanetiyle yüz yüze kalır. Birbirlerinden 6000 mil uzakta yaşayan iki kadın bir anda kendilerini aynı ruh hali içinde bulmuştur. İnternette karşılıklı ev değişimi yapılan bir web sitesinde tanışırlar ve tatil için evlerini geçici olarak değiş tokuş etmeye karar verirler.

Bu anlaşmaya göre İngiltere’de yaşayan Iris, Amanda’nın bol güneşli Kaliforniya’daki evine taşınacak, buna karşılık Amanda da Iris’in İngiltere’deki karlarla kaplı kır evinde tatili geçirecektir. Yeni evlerine taşındıktan kısa süre sonra ikisi de bekledikleri en son şeyi, yeni bir aşkı bulur. Amanda, Iris’in yakışıklı erkek kardeşi Graham’ın (Jude Law) cazibesine kapılır. Kaliforniya’ya taşınan Iris ise, efsanevi senaryo yazarı Arthur’ün (Eli Wallach) verdiği esin sayesinde kalbini genç film müziği bestecisi Miles’a (Jack Black) kaptırır.

Universal Pictures ve Columbia Pictures’ın birlikte hayata geçirdiği “The Holiday – Tatil”in yönetmenliğini ve senaryosunu Nancy Meyers üstlendi. Yapımcılığını Bruce A. Block ve Nancy Meyers gerçekleştirdi. Başrollerinde Cameron Diaz, Kate Winslet, Jude Law, Jack Black, Eli Wallach, Edward Burns ve Rufus Sewell’in oynadığı filmin görüntü yönetmenliğini Dean Cundey, prodüksiyon tasarımlarını Jon Hutman, kurgu editörlüğünü Joe Hutshing, kostüm tasarımlarını ise Marlene Stewart hayata geçirdi. Müziklerini ise Hans Zimmer besteledi.

Gördüğünüz üzere “Tatil” bir romantik komedi için her şeye sahip. İlginç bir senaryo, deneyimli bir yapım ekibi ve tabii ki harika bir kast!

tatil4

Şimdi gelelim asıl bizi ilgilendiren bölüme yani evlere!

“The Holiday”in prodüksiyon işlemlerine Los Angeles’ta başlanmış. Ardından bir aylığına İngiltere çekimleri yapıldıktan sonra geri kalan işlemlerin tamamlanması için tekrar Los Angeles’a dönülmüş. Filmin Kaliforniya’da geçen bölümlerinde başta yeşil olmak üzere canlı renkler hakimdir. Buna karşılık İngiltere’deki dış mekan çekimlerinde soğuk havayı temsil eden beyaz rengin ağır bastığı görülür. Bu sahnelerde bol miktarda kar ve çıplak ağaç, dekora hakimdir.

İç mekan sahnelerinde ise tam tersi bir durum sözkonusudur. Iris’in kır evinin iç mekanlarının sıcak renklerden oluştuğunu görürüz. Amanda’nın evinde ise oldukça modern ve sade bir hava vardır. Çikolata rengi ve krem tonlarının hakim olduğu evde ara tonlar pek görülmez.

Iris ve Amanda’nın her ikisi de girdiği yeni çevre karşısında şaşkınlığa düşer. Amanda’nın Brentwood’daki görkemli evi stilize ve çağdaş dekoruyla güven duygusunu yansıtmaktadır. Buna karşılık Iris’in İngiltere’nin kırsal kesimindeki Shere köyündeki evi, kökenleri 11. yüzyıla kadar giden daha küçük çaplı bir yerdir. Böyle bir evden çıkıp Amanda’nın gösterişli evine giden Iris neye uğradığını şaşırır!

Filmin çekimlerine Los Angeles’ın batısında yer alan Brentwood bölgesinin birbirinden zarif evlerle dolu sessiz ve sakin bir caddesinde başlanmış. Amanda’nın evinin Brentwood bölgesinde olduğu varsayıldığı halde dış mekan çekimleri, Pasadena yakınlarındaki San Marino’da çok tanınmış klasik bir malikanede gerçekleştirmiş. Filmin çekimlerinin yapıldığı “Mission Revival” adlı bu malikaneyi, müşterileri arasında Mary Pickford ve Douglas Fairbanks’ın da bulunduğu Güney Kaliforniyalı ünlü mimar Wallace Neff 1928 yılında kendi ailesi için inşa etmiş. Akdeniz mimarisinin özellikle Toscana bölgesinin tüm sıcaklığını Kaliforniya’ya taşıyan bu ev gerçekten göz alıcı detaylara sahip.

Ana giriş kapısından girince sizi bir avlunun karşılıyor. Beyaz renk ve kırmızı İspanyol çatının göz alıcı uyumu ile işte karşınızda Mission Revival!

Amanda’nın evinin iç mekan çekimleri ise Culver City’deki Sony Stüdyolarında tam 8.000 m2 alanda hayata geçirilmiş. Prodüksiyon tasarımcısı Jon Hutman’ın hazırladığı setlerde, 30’lu yaşlarındaki bir genç kadının yaşamını sürdürdüğü çağdaş ve modern görünümlü bir evin tüm odalarıyla eksiksiz dekorları kurulmuş.

Amanda’nın evi çikolata rengi ve bejin ağırlıklı olduğu pastel tonlarda dizayn edilmiş. Birkaç basamakla girilen geniş salon, klasik ve modern mobilya ve objelerin dengeli dağılımı ile dekore edilmiş. Beyaz duvarlar ve açık renk mobilyalar ile koyu zemin ve koyu perdelerin yarattığı mükemmel kontrast bu huzurlu salonun dekorasyonunun en temel öğesi. Salonun gerisinde yer alan iç loca gene modern ve gelenekselin harika bir harmanı. Solda antika bir konsol dururken sağ tarafta ultra modern bir şömine ile karşılaşabiliyoruz bu evde!

Evin mutfağı bekar genç bir iş kadınının ihtiyaç duyacağı şekilde abartıya kaçmadan yine renk uyumu gözetilerek tasarlanmış. Mutfakta evin genel pastel ve koyu tonlu dekorasyonuna mavi ve griler de katılıyor. Evin huzur veren bir başka bir mekanı dev yatak odası. İçinde rustik bir konsol, oryantal çizgiler taşıyan iki kahve masası ile rahat bir kanepe de bulunan oda Zen bir tasarıma sahip. Uyku, huzur ve dinlenmeye ayrılmış odanın genelinde bejler, kahverengiler ve griler dinginliği sağlıyor.

Bir Hollywood yapımcısı olan Amanda’nın evinde olmazsa olmaz bir mekan daha var. Devasa boyutlarda bir medya kitaplığı ve seyir odası. Kahverengi duvarlara sahip odada dev kitaplık, perdeler, oturma üniteleri –ki çok rahat görünüyorlar- ve tavan beyaz! Koltukların üzerindeki kahverengi yastıklar ve kaşmir battaniyeler harika bir kontrast sağlıyorlar. Koltukların arkasındaki siyah lambalar da ayrı bir hava vermiş. Evin en güzel yerlerinden biri olan aydınlık Akdeniz kokan banyosu ne yazık ki filmde görülemiyor. Sanıyoruz ki senaryo gereği orada çekilen sahneler kurgu masasına kurban gitmişler. Ortada beyaz yumurta biçimli çok şık bir banyo teknesi olan bu huzurlu banyoda dikkat çeken diğer konu, iki yandaki beyaz camlı dolaplar ile koyu renk zeminin kontrastından gelen uyum duygusu.

Gelelim Iris’in sıcak mı sıcak görünen İngiliz kırsalındaki evine!

Prodüksiyon tasarımcısı Jon Hutman ve İngiltere’deki mekanlardan sorumlu Benjamin Greenacre, Iris’in kır evini bulabilmek için uzun ve geniş kapsamlı bir arama çalışmasına girmişler. Sonunda aradıkları ideal evi İngiltere’nin güneyindeki Surrey bölgesinde yer alan Shere adlı küçük bir köyde şans eseri bulmuşlar. Tıpkı Amanda’nın evinde olduğu gibi Iris’in evinin iç mekan çekimleri de Culver City’deki Sony stüdyolarında hayata geçirilmiş.

tatil3

Iris’in evi kelimenin tam anlamıyla Amanda’nın evinin 180 derece tersi… İngiliz kırsalındaki bu şirin evin hemen antresinde sıcacık bir evle karşılaşacağınızı anlıyorsunuz. Canlı renklerin, detayların ve objelerin sarıp sarmaladığı bu evin girişindeki antik bambu şemsiyelik ve askı dikkat çekici. Evin tamamına yayılan çok renklilik, çiçek desenleri, çizgili halılar v.b. şenşakrak Iris karakteri ile gerçekten çok iyi örtüşüyor. Evin mutfağı mavi, kahverengi ve beyaz ağırlıklı renklerden oluşan gerçek bir İngiliz sayfiye evinin mutfağı. Bir köşede IKEA’dan bir parça bile mümkün!

Iris’in yatak odası da evin genel sıcaklığından nasibini almış. Beyaz boyalı demir karyolanın üzerindeki rahat yastıklar, sizi sıcak tutacağı kesin battaniyeler ve yanı başınızdaki şömine uykuya davet eder gibi…

Evin banyosu en güzel yerlerinden biri… Tabi eğer boyunuz çok uzun değilse. Antik metal banyo küveti, baklava desenli yer karoları ve eğik tavanıyla gerçekten çok farklı.

tatil5

Son olarak evin kütüphanesi de çok şık. Edward stili rahat koltuğa oturup dizinize de sıcak tutan bir battaniye örterseniz bir süre sonra rüyalar alemine geçmeniz çok mümkün!

İngiltere mekanlar sorumlusu Benjamin Greenacre, Shere adlı kasabada yapılan çalışmayı şu sözlerle anlatıyor: “Bu küçük kasabanın her yerini birkaç günlüğüne ele geçirmek oldukça çılgın bir duyguydu. Evlerin çatısını karla kapladık, sokaklara Noel dekorasyonu yaptık, sokaklara ve ağaçlara ışıklar yerleştirdik. Bu çalışmamızla kısa zamanda turist akınına uğradık. Yerel pub’u birkaç günlüğüne kapattığımız halde yöre halkı bize son derece kibar davrandı.”

Los Angeles’taki diğer mekanlar arasında senaryo yazarı Arthur Abbott’un evi başı çekiyordu. Jon Hutman bu evin tasarımını eski Hollywood’un görkemli havasını yansıtacak şekilde düzenlemiş. Film müziği bestecisi Miles’ın evinin tasarımları ise Güney Kaliforniya modernizminin ustası kabul edilen Viyana doğumlu tasarımcı Richard Neutra tarafından hayata geçirilmiş.

Amanda ile Graham’ın yemeğe çıktığı görkemli sahne aslında İngiltere’de geçtiği halde bu sahnenin çekimleri Beverly Hills’teki Greystone Malikanesinde gerçekleştirilmiş. Daha sonra İngiltere’deki Cornwell Manor malikanesinin dış mekan çekimleri yapılarak montajla birleştirilmiş.

Not: Bu yazı www.bast-home.com Kasım 2013 sayısında da yayınlanmıştır. BastHome AppleStore’da da takip edilebilir.

Bu da filmin fragmanı

YouTube Preview Image