Hepimiz bir ‘İZ’ bırakıyoruz

Geçen Salı günü ilginç bir resim sergisinin açılışına davetliydim. Aslında yakından tanıdığım bir arkadaşımın sergisi demek biraz daha doğru. Tekirdağ’ın tanınmış simalarından Karaevli ailesinin değerli üyesi Berna KARAEVLİ’nin ilk kişisel resim sergisi “İZ” den bahsetmek istiyorum size bu günkü yazımda.

karaevliler

Berna’nın eşi Göksel Karaevli, Tekirdağ eşrafından başarılı bir işadamı ve deyim yerindeyse benim de “mahalleden oyun arkadaşım”! Dostluğumuz o kadar eskilere dayanıyor anlayacağınız. Eşi Berna Hanım ise aslen mimardır. 1996 yılında İ.T.Ü Mimarlık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra mesleğini yaptı. Daha sonra 2010 yılında Işık Üniversitesi Sanat Kuramı ve Eleştiri Yüksek Lisans programını tamamladı ve ardından ilk göz ağrısı olan resme döndü. Karaevli, Prof. Dr.Zeynep Sayın’ın derslerinde aldığı eğitimi ve kendi mimarlık birikimini akrilik boya, çimento, alüminyum gibi farklı malzemelerle harmanlayarak tuvallerine yansıtıyor.

Şimdi sergideki eserlerin oluşma sürecinin geri planına bir göz atalım.

İnsanoğlunun doğuşundan beri süregelen döngü ve dönüşümü üzerinden hareketle, yeryüzünde bıraktığı izleri sorgulayan sanatçı; hakikati alışılmamış bir gerçeklikle tuvallerine taşımış.

izbig

Berna Hanım’ın kendi kelimeleriyle eserlerinin vermek istediği mesaj ise şöyle: “Çalışmalarımın odağını insanoğlu tarafından yapılan ilk imge, mezar taşları oluşturmaktadır. İnsanoğlu doğayla olan mücadelesinde ona hâkim olmak istemiş ve bunu aklını kullanarak kısmen başarmış; doğayı dönüştürerek, ona müdahale etmiş, yapıtlarıyla görünür kılmış, fakat ölümü yenememiştir. İnsanoğlu “mezar taşı”nı öldükten sonra dünyadaki varlığını, izini canlı tutmak amacıyla kendi yerine bırakmaktadır.” diyor Berna Karaevli ve devam ediyor:

İnsanoğlu tarafından yapılan ilk imge kabul edilen mezar taşları ve ölü maskeleri insanın ölümle olan mücadelesinin sonuçlarıdır. Ölen kişinin ikizi kabul edilen mezar taşı, ölen kişiyi temsil etmesiyle o kişiyi içinde barındırmakta fakat o kişiden ayrı bir şey olmasıyla da ondan ayrılmaktadır. Ölen kişinin imgesi olan mezar taşlarına insanoğlu tarafından inşa edilmiş ilk yapılar olarak kabul edilen “Göbeklitepe” yerleşkesinde de rastlanmaktadır. Burada ölünün gömülmediğine dair izler bulunsa da, ölüler dini yapılar olarak kabul edilen, insan tarafından oluşturulan T şeklindeki taşların çevresine getirilmektedir. Çatalhöyük yerleşkesinde de ölen kişinin evin içine gömüldüğüne ait bulgular bulunmuştur.

vitrin

Bir şeyin mevcudiyetinin o şeyin yokluğuna bağlı olması durumuyla ilişkili olarak “mezar taşları” insanoğlu tarafından oluşturulan ilk imgelerdir. Çifte varoluşu simgeleyen mezar taşları, ölen kişinin işaretleridirler. Ölümün bıraktığı boşluğa karşı iz olan mezar taşlarının varlığı, insanın mevcudiyetinin yokluğuna bağlıdır. Mezar taşlarında görülen çarkıfelek, svastika gibi simgeler ölümle gerçekleştirilen dönüşümü ve döngüyü simgelemektedir.

Resimlerde sürekli olarak devam eden değişim ve dönüşüm ile, ölen kişinin bıraktığı iz olan “mezar taşları” sorgulanmaktadır. Mezar taşının iz olmasından yola çıkarak spatula ile kazıma şeklinde renklendirilen tuvalde boyanın izi bırakılarak renk düzlemi oluşturulmaktadır. Resimlerde 7 sabit renk kullanılmaktadır. Resimlerdeki siyah net hat her şeyin üzerindeki tek gerçeği, “Hakikat”ı temsil etmektedir.

1381797_10151924666093351_1459400284_n

Heidegger’in “hayatı anlamlı kılan ölümdür” sözüyle ifade ettiği şekilde, öleceğini bilen ve yaşamını bu doğrultuda konumlandıran insanoğlu ölümünün bıraktığı boşluğa karşı yerine izi olarak “mezar taşları”nı bırakmaktadır. Ölümle ilk imge olan mezar taşı arasındaki ilişki dolayısıyla bir anlamda sanatın ve mimarlığın doğuşuna vesile olan “ölüm ve mezar taşları” çalışmalarımda esas alınmıştır. Çalışmalarımda amaç mezar taşlarıyla oluşturulan anlamın ifade edilmesidir. Çalışma dâhilindeki tüm eserler “İz” olarak adlandırılmaktadır.

iz1

Berna Karaevli’nin “İZ” sergisini 22 Ekim – 5 Kasım 2013 tarihleri arasında Nişantaşı Galeri Eksen’de (www.galerieksen.com) ziyaret edebilirsiniz. Sergideki kişisel favorilerim, eski kilimlerin çerçeve olarak kullanıldığı çalışmalar.