Haydapaşa Garı’ndan son sefer

haydarpasa-gari-3

Cemal Süreya’nın tarifiyle “gri bir ev ödevi gibi” olan Haydarpaşa Garı, devrin padişahı II.Abdülhamid döneminde, 30 Mayıs 1906 tarihinde yapımına başlanılarak 19 Ağustos 1908 tarihinde hizmete girmiştir. Binanın inşaatı, Anadolu Bağdat adı altında bir Alman şirketi tarafından gerçekleştirilmiştir. Otto Ritter ve Helmuth Cuno tarafından hazırlanan projede Alman ustalarla İtalyan taş ustaları beraber çalışmıştır. I.Dünya Savaşı sırasında garın deposunda bulunan cephanelere 1917’de yapılan bir sabotajla büyük bir yangın çıkmış ve binanın büyük bir bölümü hasar görmüştür. Yeniden onarılan binada son olarak 2010 yılında bir yangın çıkmış ve garın çatısı büyük bir hasar görmüştü.

haydarpasa

Haydarpaşa Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi kapsamında, 2012 yılının Ocak ayında şehirlerarası tren seferlerine kapatılmıştı. Dün ise Haydarpaşa Garı’ndan son banliyö seferi düzenlendi. Marmaray Projesi kapsamında Pendik-Haydarpaşa arasında yapılan seferlere dünden itibaren 24 ay süreyle ara verildi. 24 ay sonrasında ise tren seferleri artık Haydapaşa’dan olmayacak. Dün gece bu durumu protesto eden binlerce insan Haydapaşa Garı’nda toplanıp şehrin en güzel simgelerinden biri olan bu tarihi yapıya saygı duruşunda bulundular.

0000177629

Haydarpaşa Garı yıllardır Anadolu’dan İstanbul’a “Taşı toprağı altın” diyerek giden insanların ilk gördükleri yerdi. Örneğin Ömer Lütfi Akad ve Halit Refig gibi unutulmaz yönetmenlerin filmlerinde ne güzel işlenir Haydarpaşa Garı. Gelin-Düğün-Diyet üçlemesi ve Gurbet Kuşları filmleri nasıl hafızalara kazınmıştır. Dar merdivenler, deniz ve İstanbul manzarasını ilk defa gören Anadolu insanın o ruh hali, sevgililerin altında buluştuğu o tarihi saat nasıl unutulur. 1965 tarihli Gurbet Kuşları’nda Bakırcıoğlu Ailesinin reisi baba Tahir Efendi o meşhur cümlelerini Haydarpaşa Gar’ında söyler. “Allah’ın izniyle şah olacağız İstanbul’a şah. Sırt sırta verdik mi, kolay. Dağları bedesten ederiz vallahi”. Ama bilmez ki İstanbul ne şahları soytarı etmiştir. Ve elbette Haydarpaşa Gar’ından denize bakıp “İstanbul, ya sen beni yeneceksin ya da ben seni” repliğini söyleyen bağrı yanık Anadolu Delikanlıları…

Haydarpaşa-Garı-tarihçesi

Ve ben. Hayatının yarısından fazlasında tren olan bir insan olarak Haydapaşa’nın anılarını nasıl unutabilirim. Hayatımdaki en görkemli kavuşmaları ve vedaları orada yaşadım. Tren camına yaslanarak hayallere dalmak, yemekli vagonda yapılan bir kahvaltı, her zaman ya çok sıcak ya da çok soğuk olan vagonlar, çoğu zaman yaşanılan gecikmeler (tehir), ilk defa trene binmiş kızgın bir yolcunun kendi çapında düzenlediği şikayet dilekçesi için topladığı imzalar ve elbette seni bekleyecek olan sevdiğin insana kavuşma özlemi unutulacak şeyler mi?

Umarım herkesin anılarında büyük bir yere sahip Haydarpaşa Garı, yeniden açıldığında otel ya da kebapcı olmadan asıl vazifesine devam eder. Biz Haydarpaşa’yı gar olarak sevdik, o şekilde sonsuza kadar sevmeye devam edeceğiz.

Tıpkı bir Nazım Hikmet şiirinde olduğu gibi;

İşsiz Galip Usta, oturduğu Haydapaşa Garı’nın merdivenlerinde ne düşünür..

… Denizde balık kokusuyla
döşemelerde tahtakurusuyla gelir
Haydapaşa Garı’nda bahar
sepetler ve heybeler
merdivenlerden inip merdivenlerden çıkıp
merdivenlerde duruyorlar…