Hayalimdeki aşk…

Yanlış anlaşılmasın, benim değil bu aşk; “Calvin’in”… Şöyle bir düşünün, hayalimizdeki mükemmel eşi/sevgiliyi yaratabilmek bizim elimizde olsaydı neler yapardık? Ne ister, ne beklerdik? Deneme-yanılma yoluyla değil de doğrudan, tek seferde kusursuz insanı bulabilseydik… Ne hoş olurdu öyle değil mi? Bu fikir hoşunuza gitti mi? Öyleyse bugün vizyona girecek olan “Hayalimdeki Aşk/Ruby Sparks” filmini izlemek üzere sinemaya gitmenizi öneririm. Hem de şiddetle. Benim gibi romantik-komedi türündeki filmleri sevenlerin kesinlikle bu filmi kaçırmasını istemem.

İki dalda Oscar kazanan ve son zaman kültleri arasında sayılan Little Miss Sunshine / Küçük Gün Işığım filminin yönetmenleri Jonathan Dayton ve Valerie Faris’in yönetmenliğini yaptığı bu filmin senaryosu, aynı zamanda filmin başrol oyuncuları Paul Dano ve Zoe Kazan’a ait. Yönetmenler karı-koca, başrol oyuncuları filmde olduğu gibi gerçek hayatta da birlikte… Düşünsenize, bu film nasıl samimi olmaz ki? Aradığı aşkı bulamayan ve genç yaşta büyük başarılara imza atan roman yazarımız Calvin’den ikinci bir roman yazması beklenmektedir. Rüyalarında gördüğü kadından ilham alarak romanını yazmaya başlayan Calvin, başına geleceklerden habersizdir. Romanında bahsettiği kadın yani “Ruby”, romanını yazmaya başladıktan bir hafta sonra Calvin’in evindedir. Kanlı canlı oradadır ve böylece kahramanlarımız Ruby ile Calvin arasında sıra dışı bir ilişki başlar.

Film biraz gerçek dışı, kabul… Ama sonuçta bu bir film. Hem de sıradan değil; çok şeker, sıcacık, çok eğlenceli bir film. Bazen hüzünleneceksiniz ama hemen üzülmeyin, çünkü kocaman kahkahalar da atacaksınız. Gerçek hayatta olduğu gibi yani… Hayalle gerçek iç içe olacak. Sadece hayal ve kurmaca yok filmde. Aman ha öyle anlaşılmasın. Gerçek hayatta yapılan hatalara, karşı taraftan duyulan “aşırı” beklentilere göndermeler var bence ve filmin en etkili yönlerinden biri de bu. Bu arada filmin müzikleri Amerikalı bir İndie rock grubu olan Devotchka’nın solistine, Nick Urata’ya ait. Başarılı solist yine yapacağını yapmış. Müzikler kusursuz, etkilenmemek mümkün değil. Bazen romantizm tavan yapıyor bazense deli gibi eğlendiriyor. Bir de Antonio Banderas’ı görmeye hazır olun.

Konu, filmdeki o kusursuz ve mükemmel aşkın gerçek olabilme ihtimali, müzikler falan derken filmden çıktığım ilk 15 dakika “keşke bu mümkün olsa” dedim. Fakat sonra hemen aklımdan çıkardım bu fikri. Gerçek hayatta kusursuz aşkı aramaya, kusursuz aşık olmaya devam…

Filmin fragmanı:

YouTube Preview Image