Hamburger kayıtları

Hepimizin vazgeçilmezidir Hamburger. Aksini söyleyebilir misin? Deli gibi diyette de olsan, formuna dikkat edip fit halini koruyorsan da, ne olursan ol, gelirsin. Dergah gibidir bazen McDonald’s ya da Burger King. Küçükken başlar hamburger sevdası. Zor süreçlerle yenilen ve adap gerektiren sofralardan uzak, özgür bir seçenektir. Oyun oynarken bile ısırık ısırık götürebileceğin, ele oturan, çok basit ve lezzetli bir yiyecektir küçükken ve o sevda her daim devam eder.

Baharatla eti lezzetlendirmek, Tatar Türklerinin işiymiş. Bazıları bu yüzden hamburgerin atası Türklerdir diye düşünmektedir. Ancak, Türklerin öncelikle kıymanın bulunmasını beklemeleri gerekmekteydi belki. Gene de buluşma mekanı olarak burger restoranlarının önünü seçiyor olmamız, hamburgerin genlerimize işli olduğunun göstergesi olsa gerek.

Almanya’nın Hamburg’undan çıkmış, buradan İngiltere’ye bir yiyecek geliştiricisi tarafından transfer edilmiştir. Hamburg’a ait anlamına gelen hamburger, bu ismini muhtemelen İngiltere’ye ulaştığı zamanlarda almıştır. 1802 yılında yayımlanan Oxford Sözlüğünde Hamburger Steak olarak adı geçmektedir. O zamanlarda Tatar usulü baharatlı biftek, ekmek arası servis edilirmiş. Hamburger demek, aslında orijininde bir ekmeğin arasına, baharatlı et, sos ve garnitür konulması ile oluşur.

İngiltere’den Amerika’ya göç eden kişiler tarafından Amerika’ya uzanan hamburger, burada 1836 yılında ilk olarak New York’daki Delmonico restoranının menüsünde kendisini gösterir. Aslen biftek burger şeklindeki burgerin, bugün bildiğimiz hamburgere dönüşmesi, yani köftenin bifteğin yerine geçmesi, yuvarlak şeklini kazanması, normal ekmek yerine ‘bun’ adı verilen ekmeklerin kullanılması, Amerika’da olmuştur. Bu sebeple bugün bildiğimiz hamburgerin 1891 yılında Amerika’da keşfedildiğine inanılır. İlk cheeseburger (peynirli hamburger) ise 1924 yılında California’da, ilk veggieburger (vejetaryen hamburger) ise 1982 yılında Londra’da keşfedilir.

cheeseburger’in mucidi ve mekanı

1932’de John T. Gregore tarafından patenti alınsa da sanırım kendisini pek de zengin etmez. 1940’da McDonald’s ilk restoranını California’da açar ve hızla büyüyerek Amerikalılara hamburger dağıtır. 1948 yılında McDonald kardeşler modern fast food restoranlarının sistemini inşa ederler ve 1953’de franchising’e başlarlar. 1961’de mikser ve milkshake makineleri üreticisi, Ray Kroc, McDonald kardeşlerden markayı 2.7milyon dolar ve %1.9 telif ücreti karşılığında satın alır. Sanırım menü seçeneklerinde içecek olarak milkshake’i bir tek McDonald’s ın kabul etmesi, Ray Kroc sayesindedir. Burger King ise işe Miami’de 1954’de başlar ve bu iki rakip halen dünyanın en büyük hamburger satıcısıdır. Amerika’nın bugün yılda 14 milyar kadar hamburger tüketimi olması ise şaşırtıcıdır.

1990 yılında Moskova’da açılan McDonald’s, soğuk savaşın sonunu sembolize etmektedir. Hamburgerin politik yönleri de vardır elbet. Amerikan emperyalizminin en büyük ikonlarından biridir. Oysa kişinin ekmek arası köfte arayışının Amerikalı şirketlerce tatmin edilmesinden başka bir şey değildir kanımca. Bugün Big Mac, dünyanın en çok satan hamburger markasıdır. Whooper da muhtemelen ikincidir.

Hamburgerin sağlıksız olmasının en temel sebebi, içerdiği yağ miktarının, tavsiye edilen günlük yağ tüketimine eşit olmasıdır. Bir hamburgerin çeşidine göre 250 ila 750 kalori arasında olduğunu da belirtmek isterim. Fast food’un en büyük problemi ise yüksek yağ, protein, karbonhidratın ve şekerin aynı menüde buluşmasıdır.

Çoğumuz evde hamburger denemesi yapmışızdır da tutmamıştır. Kimi anneler, gel evde ben sana yaparım diye kandırmaya çalışsa da, gene de çocuklarını lezzet olarak tatmin edemez. Hazır satılan hamburger köfteleri de maalesef aynı tadı vermez. Hazır bu kadar hamburger demişken, evinizde güzel hamburgerler pişirebilmeniz için birkaç tüyo verelim.

1. Hamburger köftesi %25-35 arası yağ oranına sahip olmalı. Bu nedenle dana gerdan ve kol eti en çok tercih edilen hamburger eti olma özelliği taşır. Gene de daha yağsız hamburgerler için dilerseniz daha az yağlı dana etleri kullanabilirsiniz.

2. Pişirilmesi açısından en iyi sonuçları ve köftenin hamburger lezzetini almak istiyorsanız, eti bir defa çektirmelisiniz. Genelde satılan kıymalar iki ya da üç çekim olabilmektedirler ancak bu etin pişirildiğinde kurumasına sebep olabilir.

3. Bizim Türk mutfağında köfteye soğan, sarımsak, maydonoz, kimyon, ekmek gibi malzemeler konur. Oysa hamburger bir Türk köftesi değildir. Biraz baharat, karabiber, tuz gereklidir ancak sadece eti lezzetlendirecek kadar. Soğan ise garnitür olarak ekmeğin arasına ekleneceğinden köftenin içine koyulmamalıdır. Kıymanın ise fazla yoğrulmaması gerekir. Bu onun yumuşaklığını, kabarıklığını ve suyunu korur. Köftenin çok iyi pişmesi, hamburgerin lezzetini azaltır. O yüzden mümkün mertebe az pişirmenizi öneririm.

4. Hamburgerin ekmeği bolca kabarık, yumuşak ve ince kabuklu bir ekmek olmalı. Mümkünse tuzu belirgin ekmeklerden de olmamalıdır. Eğer ekmeğinizi kızartmak istiyorsanız, kızartacağınız kısım ete bakan iç kısımlar olmalı.

5. Koyacağınız garnitürleri tercihinize göre seçebilirsiniz. Ancak taze ve yıkama sularından arındırılmış olmaları şarttır. Soğan ve domatesin suyu ekmeği ıslatmasın diye, koyacağınız mayonez ve ketçabı ekmeğe sürmenizi tavsiye ederim. Hardalı ise etin üzerine tercih etmelisiniz.

Afiyet olsun. İyi seyirler..

rekor kıran en büyük hamburger – fiyatı 399 dolar