Hafta sonu kaçamağı: Kazdağları

Güzel bir hafta sonu kaçamağı için rotanızı mutlaka Kazdağları’na çevirin…  Altınoluk, Küçükkuyu ve sonunda Yeşilyurt Köyü… Okları takiben de Çetmihan Butik Otel… Otele girdiğiniz daha o ilk anda yüzünüze çarpan atmosferi ile “2012’nin En İyi Butik Oteli seçilmesi gayet doğal” dedirtiyor. Sanki dün oradaymışsınızcasına sizi karşılayan samimi çalışanları, her noktası sanki ayrı ayrı düşünülmüş dinlenme mekanları, herbiri birbirinden farklı aksesuarlarla bezenmiş odaları, lobisi ve bahçesiyle “Burada anı doya doya yaşa!” diye seni çağırıyor sanki. Odanıza geldiğinizde ince ayrıntılarla bezenmiş hali ile etkilenmemeniz elde değil. cetmi2

Odanızda biraz nefeslendikten sonra buralara kadar gelip etrafı da görmemek olmaz… İlk durak Zeytinyağı Fabrikası ve Müzesi… Oradan Adatepe’nin arnavut kaldırımlı sokakları arasında taş evlerin güzelliği ve sessizliğin sesini bozan ayak sesleri arasında baharın keyfini çıkartın. Eğer hava biraz serinse meydandaki köy kahvesinde büyük varilin içinde yanan dalların çıtırtısı eşliğinde içeceğiniz Türk kahvesi, ortamdan mı lezzettinden mi o kadar keyifliydi anlayamayacaksınız…

Yol üzerinde oklarını göreceğiniz Zeus Altarı’nı da görmeden geçmemek lazım… Ancak siz de bizim gibi yürü yürü bir türlü ulaşamama riskiniz olduğunu ve bir noktadan dönmek durumunda kalabileceğiniz ihtimalini de gözardı etmemenizi öneririm.  Yol üzerinde kırmızı ışıklarda görebileceğiniz Kolibry Collection’e de bakmadan geçmeyin… Siz de eviniz için ilginç mobilyaların peşindeyseniz doğru adrestesiniz…  Eeee buralara gelip de olmazsa olmazlar; zeytinyağı, sabun ve reçel alışverişinizi tamamladıktan sonra bu sefer de otelin de içinde bulunduğu Yeşilyurt Köyü’nün büyülü sokaklarında gezmelisiniz. Adatepe’ye göre daha da güzelmiş diyebilirim. Temiz havası, Ege şivesi ile konuşan mutlu esnafıyla içinizi dolduracaksınız.zeus

Lobinin keyifli ambiansında sohpetin ardından akşam yemeği için özel ayrılmış restaurant bölümüne yemyeşil bahçeden geçiliyor. Kapıda sizi isminizde karşılayan görevli masanızdaki şamdanları yakarak aydı nlatıyor gecenizi… Sunumun zarifliği, yemeklerin şaşırtan uyumları… mekanın aydınlatması… herşey o kadar güzel ki ben bu kadar romantik bir yerde yemek yediğinizi hiç sanmıyorum… ve evet, itiraf etmeliyim burada kendinizi prenses gibi hissedeceksiniz! Bırakıp gitmek zor olacak ama şömine başında şarap eşliğinde yapacağınız sohbet de bir o kadar güzel olacak…

Sabah bahar dallarının arasında delice öten kuş sesleriyle uyanmak ister misiniz?… Meğer ne kadar özlemişiz bu cıvıltıları…Odanızın camlarını sonuna kadar açtığınızda buna bir de yakınlarda akan derenin sesi de eklenince değmeyin keyfinize…

Kahvaltının ardından bahçede güneşin  tadına varmayı da ihmal etmemek lazım… Bahçedeki minik havuzdeki renk renk balıklar, üzerindeki köprüden her geçtiğinizde dudaklarınızı size uzatıp “Hani yemeğim?” diyecekler…

Terastan ne tarafa bakarsanız ayrı bir güzellik… Bir taraf orman, diğer taraf deniz, ileride akan dere… Göze mi hitap ediyor desem, çektiğimiz her nefes burna mı desem bilemedim. Tek bildiğim buradan ayrılmanız gerçekten zor olacak… Ve siz de Kazdağları’na tekrar gelmek üzere söz vereceksiniz….