Güzelleştikçe çirkinleşen bir oyun

İstanbul Devlet Tiyatroları’nın iftiharla sunduğu yeni oyunu ‘Çirkin’, kuşkusuz son zamanlarda izlediğim en güzel, keyifli ve düşündürücü oyunlardan biriydi. Üzerindeki ölü toprağını geçtiğimiz sezon Sidikli Kasabası müzikaliyle atan ve ardı ardına iyi oyunlar perdeleyen İstanbul Devlet Tiyatrosu’na öncelikle şükranlarımızı bildirmeyi borç biliriz.

Senaristliğini Metin Belgin’in yaptığı (ki kendisini ayrı severim) Çirkin, tüketim çılgınlığının yaşandığı dünyamızda, çirkinlik ve güzellik kavramları üzerine düşündürücü bir eser. Estetik kavramını derinlemesine sorgulayan ve kabaca tümden varımdan tüme gelimle kurgulanmış yaklaşık bir saatlik muhteşem bir oyun Çirkin.

Bir gün çevresi tarafından herkesce ‘çirkin’ olarak adlandırılan ve bunu şimdiye kadar kendisinin bile bilmediği sıradan bir adamın, karısının dahi kendisini ‘çirkin’ bulduğunu öğrendikten sonra soluğu bir estetik cerrahta almasıyla başlıyor.

Zaten oyunun geri kalanı, gitgide aynılaşmak, kendi kimliğini yitirmek, muhteşem bir yüzün giderek nasıl çirkinleştiğine dönüşmesi konuları üzerine yoğunlaşıyor. ‘Çirkinlik nedir?’, ‘kime göre çirkinsin?’ ya da ‘güzellik gerçek anlamda nedir?’ diye kendimize sorgulamamızı sağlayan tek kelimeyle harika bir oyun.

Tolga Evren ve Simay Tuna’nın muhteşem performansları şapka çıkartıyor ki oyunun sonunda da biz seyirciler bunun hakkını teslim ettik diye düşünüyorum. Mekan değişikliklerinin ışık geçişleriyle yapılması ve bu esnada kurgunun hiç bozulmaması hem senaristin hem de oyuncuların ayrıca takdir edilmesi gereken ve altı çizlmesi gereken bir konu. Zira uzun zamandır bu kadar iyi geçişlere sahip bir oyun izlememiştim.

Oyunda özellikle ‘ben’ üzerine çelişkilerin yaşandığı ve hepimize gönderme yapılan monologlar kanımca en keyifli sahneler. O esnada yaşanan sarsıntıyı oyuncular, seyirciye en güzel şekilde yansıtıyor. Kara komedi kavramına çok alışkın olmadığımız ülkemizde, bu alanda sergilenen nadir oyunlardan biri olması ve bu türün devamına öncü olabilecek bir yolu açması açısından da Çirkin mutlaka gidip izlenmeli…

Keza oyunun tantımında da aynı şöyle yazıyor: “Çirkinlik ve güzellik kavramlarını yüzleştiren, estetik çılgınlığının peşinden koşan; şaşırtıcı, kışkırtıcı, dengelerle oynayan, kuralları altüst eden bir kara komedi.”

İnsanoğlunun yeri geldiğinde kendi yüzünü bile satabileceği, güzelleşmeye çalıştıkça nasıl da çirkinleştiğini görmek isterseniz, yerler tükenmeden biletinizi alın.