Greenpeace sahiden derdimize deva mı?

Dünyanın en büyük çevre koruma örgütü Greenpeace, uzun yıllardır yerkürenin dört yanında çevreyi, doğayı ve insan hayatını tehdit eden binlerce soruna karşı büyük bir mücadele peşinde. Özellikle son birkaç yıldır o kadar güçlenip yaygınlaştı ki, İstanbul’da gittiğiniz hemen hemen her yerde örgütün gönüllü çalışanlarına rastlayabiliyor, kampanyaları hakkında bilgi alabiliyor ve istediğiniz takdirde destekçi olabiliyorsunuz. Şahsım adına ben, kendi başımayken herhangi bir varlık gösteremeyeceğimi düşündüğüm büyük çaplı mücadeleler için bir Greenpeace destekçisi olmayı tercih etmekten, gerek sosyal medyada, gerekse maddi olarak elimden geldiği kadarını yapabilmekten şimdiye dek büyük sevinç duydum.

Greenpeace yazının başında da belirttiğim üzere “küresel” bir örgüt. Bu yüzden Türkiye’de yaşayan destekçilerin, Türkiye ya da Ortadoğu odaklı olmayan kampanyaları da desteklemesinden doğal bir şey de yok. Zira çevresel sorunlar adeta kelebek etkisi gibi; dünyanın öte ucunda doğayı tehdit eden her türlü eylem, buradakilere de etki ediyor. Meksika’daki nehirler zehirlendiğinde, dünyanın dengesi Orta Asya’da yaşayanlar için de bozuluyor. Nükleer tehdit ister Japonya’da olsun, ister Anadolu’nun bir köşesinde, tüm dünya için büyük tehlike teşkil ediyor. Greenpeace bir yandan böyle büyük çaplı küresel tehditlerle mücadele ederken, öte yandan da yerel eylemler düzenliyor, mesela nükleerle mücadelesini Anadolu’da da sürdürüyor, GDO’lu tarım ürünleriyle ilgili ortaya çok haklı bir tepki koyuyor, Akdeniz’deki balık türlerinin küçükken avlanmasına karşı duruyor, hatta hükümetle birebir iletişime geçip yasa tasarılarının değişmesini bile sağlayabiliyor. Ne var ki, bunların tümünü artık eskisi gibi “Gerilla” yöntemleriyle değil, nispeten daha kurumsallaşmış bir örgüt anlayışıyla yapıyor. Hal böyle olunca da maalesef, Ağaoğlu’nun Maslak 1453 projesi gibi İstanbul’un yeşil alanları için büyük tehdit oluşturan ve halk tarafından şiddetle protesto edilen münferit projelere karşı durmayı ve sesini yükseltmeyi tercih etmiyor – ya da benim gördüğüm kadarıyla hal böyle.

Kabul ediyorum – gerilla tarzı protesto yöntemleri sayesinde erişilebilecek sonuçlar, söz konusu işin içine hükümetlerin dahil olduğu KYOTO protokolü benzeri büyük sorunlar olduğunda çok da verimli olmayabilir. Kendini gemiye zincirleme benzeri protestolar halkın dikkatini daha çok çekip konuyla ilgili kamuoyu oluşmasını sağlarken, örgütlü ve uzlaşmacı tavırlar “esas karar mercileri” arasında daha çok rağbet görüyor. Ne var ki bu tip insan odaklı meselelerin hükümetler ve şirketler mi, yoksa sorunun esas muhatabı insanlar için mi daha büyük önem teşkil ettiği tartışılır. Ben Greenpeace olsam sırtımı kamuoyuna dayayıp daha hırçın olmayı ve mümkün mertebede her konuya el atmayı mı, yoksa şimdiki gibi yalnızca belli başlı hadiseleri protesto etmeyi mi tercih ederdim, bilemiyorum.

Bir süre önce örgütün aktif şekilde kullandığı Facebook sayfasında benzer görüşlerimi Ağaoğlu’nun Maslak 1453 projesini örnek göstererek belirttim, ama sayfa yöneticisinden ya da herhangi bir dernek üyesinden herhangi bir yanıt alamadım. Aynı şekilde yolda gördüğüm her gönüllü Greenpeace çalışanına da konu hakkındaki düşüncelerimi söylüyor, ama yüzümü güldürecek tatmin edici bir cevap alamıyorum. Maddi ve manevi olarak desteğimi eksik etmediğim bir kuruluş tarafından böylesine iplenmemek beni üzmüyor değil. Sonuç olarak Meksika’daki nehirleri de kurtaralım, kabul; ama eğer İstanbul için mücadele etmeye hazır bu kadar çok insan varken, bu meselelerle ilgili protestoların başını çeken bir örgütün desteğini arkamızda hissedemeyecek, sorunla ilgili en ufak bir kınamasını bile basında göremeyeceksek, ne anladım ben öyle eylemcilikten, öyle küresellikten? Örgütün gönüllü çalışan ve maddi kaynak sıkıntısı olsa bile, arkasında bu kadar oraya gidip kendini vince zincirlemeye hevesli destekçisi varken belli konularda fazla çekimser kalmıyor mu? Ya da ben mi çok şey bekliyorum? Keşke konuyla ilgili içimize su serpen birileri olmasa mı? Olsa.

Şu noktada Greenpeace’e yanıt hakkı doğuyor bittabi. Olur da kendilerinden bir yanıt alacak olursam muhakkak burada paylaşacağım ki, kafamızdaki soru işaretleri silinsin gitsin.

Comments
  1. keremdemirer

    Gerekli nakit ‘destekleri’ aldığı şirketlerin projelerini protesto etmeye cesaret etmemesi çok normal bence.