Göründüğü gibi değil: Flashbacks of a Fool

Hikayesi dümdüz, başından bakınca dingin bir ufuk çizgisi vaad eden filmleri sever misiniz? Ben çok severim. Zira aksiyonda iddialı, tantanalı ve de boyundan büyük laflarla bezeli filmler iddia ettiği gibidir. İnişi-çıkışı belli, tahmin edilebilir, seyirciyi en beklenmedik şeylere hazırlıklı hale getirir. Ama hikayesi basit, bir ormanın kuytusundaki göl kadar kıpırtısız, sakin hikayeler öyle değil. O dümdüz hikayeler, bir yerde öyle bir kavislenir ki bütün seyir Curva Parabolica’ya girmişçesine savruluverir; en ufak pürüz, en zararsız taş insanın gözünün önünden senelerce silinmeyecek manzaralar emanet edebilir.

Girizgahımdan anlaşılacağı gibi, 2008 yapımı Flashbacks of a Fool dümdüz, düzlüğü oranında sürprizli bir film. Joe Scott, tahammülsüz bir aktör. Çok kadın-hiç kadın denkleminde yaşıyor, uyuşturucudan tükenme belirtileri gösteriyor, narsisizmi yüzünden kariyerinin zirvesinden tepe taklak aşağı yuvarlanıyor. Bir gün, bir telefon alıyor. Senelerce koşar adım kaçtığı gölgesiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Yüzleşirken en yakın dostuna, ilk heyecanına, hayatına yön veren talihsizliğe, “Bryan Ferry mi, David Bowie mi?” kararsızlığına, Hollywood’da parlayan bir hayatın aslında nasıl da “bir an”a bağlı olduğuna istemeye istemeye bir kez daha şahit oluyor. Gözleri kan çanağı halde, bugününü borçlu olduğu geçmişine hiçbir şey yapamıyor. Eli mahkum, sadece bir kez daha gitmekle yetiniyor.

Flashbacks of a Fool benim için fazlasıyla sürprizli bir film oldu ilk izlediğimde. Zira kendisini bilinçli olarak zevkim dışında filmler bakınırken, D&R’ın 5-10 TL’lik indirimli DVD standında buldum. Adına ve kapak görseline aldanıp eğlencesi vasat, tipik “American life” filmi sandım. “Bunu izlemelik bir mod olur mutlaka” diye düşündüm ve aldım. Aylarca evde beklettim. Kafamın, bir filme kafa yoramayacak kadar yorgun olduğu bir akşam izlemeye kalktım ve ters köşe olduğumla kaldım.

İtiraf etmek gerekirse, Daniel Craig, izlemekten en hoşlanmadığım aktörlerin başında geliyor. Yüzünden bir türlü sıyıramadığı o hep aynı ifadeyle farklı rollerde izlemekten pek hoşnut olmasam da, Flashbacks of a Fool’daki performansı pek göz tırmalamayan cinsten (ya da kendisine uygun bir rolü canlandırma şansını yakalamış). Joe Scott’ın gençliğini canlandıran Harry Eden ise ne eksik, ne fazla. Rolün istediği kıvamda bir oyunculuk sergiliyor. Filmografisi birkaç belgeselden oluşan yönetmen Baillie Walsh ise ilk uzun metrajlı sinema filmi denemesinde kendini fazla heyecana sürüklememiş olacak ki, abartılı sahnelerden, klişe planlardan olabildiğince uzak durmuş. Kutlamak gerekir ki, 70’lere uzanan bir filmde detayların dozunu iyi ayarlayarak retrodan kitsch’e uzanan bir abartıya kesinlikle bulaşmamış. Ve en önemlisi de, hikayeyi hiçbir sahnede ajite ederek duygu sömürüsü yapma yoluna hiç ama hiç sapmamış. Ve haliyle, oyunculuğunda, yönetmenliğinde gayet iddiasız, iddiasızlığı ölçüsünde samimi, arşivlik bir film ortaya çıkarmış.

Filmin en güçlü yanı hiç şüphe yok ki müzikleri. If There Is Something ise filmin omurgası:

YouTube Preview Image
Comments
  1. Cem

    Bu filmin bende çok özel bir yeri var gerçekten hiç tahmin etmezdim ilginç bir olayım var bu ilk 2ci yarısısını izledim sonra ilk yarısını hatta bu fim vcd olarak bizim mahale bakallğndan satın aldım :)