Gondry ‘biz’i ‘ben’e dönüştürüyor

Filmekimi’nde en çok heyecanla beklediğim filmlerden biriydi ‘The we and the I’ yani ‘Biz ve Ben’… Eğer mevzu bahis Michel Gondry’nin yönetmenliğini yaptığı bir film ise kaçmazdı ki zaten kaçmadı. Son söyleyeceğimi baştan peşin peşin söyleyeyim, tek kelimeyle enfesti, tek kelimeyle son zamanlarda izlediğim filmler arasında en iyiler listesinde rahatlıkla ilk 5’in içine girdi.

Teenage kavramına kattığı bakışla Gondry, yine gönlümüzdeki tahta kuruldu, “bir daha da kalkmam oradan” dedi. Bir açıdan ‘Amerikan rüyasını gel de şu Bronx’un kenar mahallerinde yaşayan gençliğe sor bakalım, nasılyanıtlayacaklar?’ filmiydi The we and the I. Diğer yandan ise okulun son gününde otobüsteki liseli gençlerin, psikolojilerine derinden bir bakış filmiydi aynı zamanda. En önemlisi ise Gondry, Amerikan gençliğini benzersiz bir bakış açısıyla ele alan en önemli yapıtlardan birini kazandırdı beyaz perdeye.

Film, Bronx’lu bir grup ortaokul ve lise öğrencisinin okulun son gününde eve dönüş yolunda, okul otobüsünün içerisindekini muhabbetlerini son derece keyifli, yalın ve abartısız bir şekilde ele alıyor. Yol filmleri ne kadar keyifliyse The we and the I da bir o kadar keyifli. En buhranlı ve deli fişek zamanını yaşayan gençlerimizin birbirleriyle yaptıkları bel altı şakaları, sohbetleri, zaman zaman zorbalıkları, hayal kırıklıkları, platonik aşkları, geleceğe dair planları ya da plansızlıkları, sakladıkları sırlar bu otobüste başlıyor ve yine bu otobüste bitiyor.

Film bittiğinde otobüsün içerisindeki herkesi tanımış, psikolojisini anlamış oluyorsunuz ve film bunu sizi öyle bir zorlamadan yapıyor ki, kendinizi o otobüsün içerisindeki bir birey gibi hissediyorsunuz sonunda. Sanki içlerinden biri birazdan gelecek de bize de birşey soracak ya da sataşacakmış gibi. Bu arada çoğu belki de tamamı ABD’nin alt mahallerinde oturan bu çocukların dostluk kavramları, “her çocuk acımasızdır” ifadesinde anlam kazanıyor. Zira birbilerini en acımasız şekilde eleştiriyorlar, kafaları bozulduğunda kendilerine verilen sırları fütursuzca ifşa ediveriyorlar, birbilerini dolandırıp, hiçbir şey olmamış gibi sohbetlerine devam ediyorlar.

Kimi zaman dokunaklı, kimi zaman bol kahkahalı The we and the I, otobüsün ayrıcaklıklı koltukları olan arka sıralarda yavaş yavaş ‘biz’den ‘ben’e dönüyor. Çocukların oyunculuklarına şapka çıkartmak, Gondry’i bu kadar yetenekli oyuncuları biraraya geitirip, onları bizden biriymiş gibi gösterdiği için ayakta alkışlamak gerekiyor.

Unutmadan ekleyelim: Cannes’da ‘Yönetmenlerin On Beş Günü’ bölümünün açılış filmi olarak gösterilen Biz ve Ben, eleştirmenlerden de yüksek not almayı başarmış bir yapım. Mutlaka bulun ve izleyin!

Filmin fragmanını izlemek için:

YouTube Preview Image