Gezi Parkı’ndan öğrendiklerimiz

Gezi olayları ve sonrasında yaşananlar iktidarı elinde bulunduranların ne kadar tahammülsüz olduklarını bir kez daha gözler önüne serdi. Öncelikle biz toplum olarak eleştirilmeyi, muhalafeti sevmiyoruz; istiyoruz ki herkes bizim gibi olsun. Halbuki herkesin aynı düşünmesi, yaşaması, davranması mümkün değildir. Demokratik toplumların ortak özelliği ise en küçük topluluk ve hatta bireylerin dahi özgürlük ve ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması, seslerine kulak verilmesidir.untitled

Başlangıçta aslında basit bir ağaç kesme olayı olarak görülen ve polisin alışıldık tavrı ile su, biber gazı ve joptan oluşan klasik menüsünü ikram ettiği (!) Gezi Parkı olayı bugün artık bambaşka bir boyuta ulaştı. Toplumda belli bir kesimin (hep ifade edildiği üzere % 50) her geçen gün çemberin daraldığı, özgürlüklerinin kısıtlandığı, taleplerine kulak verilmediği duygusuna karşı bir isyanına dönüştü. İktidarın münferit bir kaç kişinin protestosu olarak görüp fazla önemsemediği olay bir anda tüm ülkede toplumsal bir patlama yarattı. Net olmasa da şimdiye kadar 4 ölü, binlerce yaralı ve yüzmilyonlarca liralık hasarın oluştuğu olaylar hakkında çok şey yazılıp çizildi. Tüm olayları burada anlatmak imkansız ama Gezi olaylarından neler öğrendik kısaca ona bakalım istedim. Siz de aklınıza gelenleri ekleyebilirsiniz…untitled3

  • Sosyal medyanın gücü ortaya çıktı. Özellikle insanlar Facebook ve Twitter’dan çok hızlı bir şekilde örgütlenip, haberleştiler.
  • Mutlaka aralarda provakötörler vardı ama işin aslı bu direnişin bir liderinin olmadığıydı. Çoğunlukla sosyal medyadan örgütlenen insanlar zaman zaman önderlik etmeye çalışan parti veya kuruluşlardan uzak durmaya çalıştılar.
  • Yeni bir akım oluştu (chapuling), hatta şarkı ve dansları bile yapıldı.
  • Melih Gökçek’in sosyal medyayı ne kadar iyi kullandığını görmüş olduk. Dakikada 25 tweet atıp, 12 video upload eden, aynı anda televizyon kanallarında ağlayabilen Gökçek bir de Tube kurdu. ImgTube adını verdiği platformda VJ’lik de yapan Gökçek, sosyal medyanın yeni gözdesi.
  • “Y kuşağı” dediğimiz ellerinden telefon düşmeyen, apolitik sandığımız kuşağın gerektiğinde tepki verebildiğini gördük.
  • Orantısız güç ile orantısız mizahın savaşına tanık olduk.
  • Polisin “Destan” yazdığına şahit olduk !
  • Vali Mutlu’nun Gezi Parkını sürekli açıp kapatarak düzeltmeye çalışmasına tanık olduk (bakınız eski windows sürümleri)
  • Rizeli İmam Necati Hutoğlu’ndan biber gazının kendi isteğimizle içimize çekilmediği sürece orucu bozmadığını öğrendik (Kesin bilgi, yayalım : )
  • Tüm olaylar sırasında Ana Akım Medya’da “Üç Maymun” çalıştırdıklarını öğrendik.
  • Penguenler hakkında bilinmeyen tüm gerçekler gün yüzüne çıktı.
  • Evde oturan %50’yi ara ara da olsa tanıma fırsatı bulduk.
  • Çarşı Grubu, Anonymus, Mehmet Ali Alabora ve Levent Kırca’nın örgüt üyesi, Necati Şaşmaz’ın akil adam olduğu bir ülkede yaşadığımızı farkettik.
  • Faiz lobisi ve dış mihrakların (BBC, CNN, Claudia Roth, Toma’dan su sıkılan Amerikalı öğrenci kız, Alman Piyanist vb.) hala Türkiye üzerine oyunlar planladığını belgelendi.
  • Ülkede ciddi anlamda ayyaş ve çapulcu yaşadığı ve “Tencere tava, hep aynı hava” kafasında oldukları anlaşıldı.
  • Camide içki içildi, kumar oynanıp, şişe çevirmece oynandı. untitled2

Tabii bu arada ülkemizde çok güzel gelişmeler de olmadı değil. Örneğin:

  • Yiğit “The JöleKafa” Bulut, Başbakan’ın baş danışmanı oldu.
  • Başbakan’ımızın en sevdiği çift olan Rasim Ozan Kütahyalı ve Nagehan Alçı’nın ikiz bebekleri oldu. (Bu çifte aman çocuk yapmayın diyen ateistler, bakın hem de ikiz oldu, bunu da açıklayın)
  • Gezi Parkı olaylarının durulmasından sonra olaylardan sorumlu tutulan kişiler evlerden toplanıp devlet misafirhanelerinde (!) ağırlanmaya başladı.
  • Facebook ve Twitter denen “Bela” ların hakkından gelecek bir komisyon kuruldu.
  • Gökten 3 elma düştü. Biri Başbakanımız, biri Mutlu Valimiz diğeri de Melih Başkan’ımızın başına. Büyüklerim çok yaşa…

 

 

Comments
  1. mami vitalis

    gezide öğrendiklerimiz henüz öğreneceklerimizin yanında çok küçük bir kısımdır. düşünceleriniz ve yazınız için teşekkürler