Germeyen oyun Kurban

Geçtiğimiz hafta İstanbul Devlet Tiyatroları’nın sahnelediği yeni oyunu Kurban’a gittim. Broşürde, “Mario Fratti’nin yazdığı Kurban, şiddet ve cinsler savaşı üzerine bir kedi fare oyunu. Karı – koca ve eve gelen adam sac ayağından ortaya çıkan nefes kesen bir gerilim öyküsü. Katil kim, peki ya kurban? Gerçek nereden baktığımıza göre değişebilir mi? O halde bir cinayet öyküsü nasıl çözülebilir?” diye yazıyordu.

Konu itibariyle enteresana benziyordu. Evet genel olarak bakarsak vasatın üzerinde bir oyundu. Konu itibariyle ne kadar gerilim taşıyordu o bir tartışma konusu. Zira ben 1 saat 50 dakika boyunca hiç gerilmedim, gerilemedim. Ancak özellikle Aydın Şentürk’ün nefes kesen oyunculuğundan oldukça etkilendiğimi söylemeliyim. Oyunculuğun hüneri sanırım beyazperdeden ziyade en güzel tiyatronun tozlu sahnesinde sergileniyor, bunu da bir kez daha anlamış oldum. Çünkü Şentürk’ün performansını sergilerken döktüğü terler, hem emeğini hem de hem işine hem de rolüne duyduğu aşkı birebir hissetiriyordu seyirciye ya da en azından bana.

Oyunun konusuna gelince… Oyun üç kişinin (aslında iki demek doğru olur) ekseni etrafında dönüyor. Kocası doktor olan ve mutsuz evliliğe sahip bir kadının evine günün birinde ansızın bir yabancının gelmesiyle başlıyor oyun… Kadının cüzdanını tesadüfen (!) yolda bulup onun resmine aşık olan bu yabancı adamın, zaman geçtikçe aslında kadının hayatının neredeyse tüm ayrıntılarını bildiğini anlıyoruz. Peki ama nasıl? Kim bu adam? Kadını nereden tanıyor ve mahreminin dehlizlerini nasıl bu kadar iyi bilebiliyor?

Olay kurgusu sürdükçe ve karakterleri daha yakından tanımaya başladıkça aslında ilk sahnede gördüğümüz karakterlerin kendileri olmadığını ve söylenen herşeyin bir oyundan ibaret olduğunu anlıyoruz. Aydın Şentürk’ün oynadığı şizofren rolü, o’nu oyunculuğun bir üst kademesine taşımış. ‘The Shining’deki Jack Nicholson’ın yerli versiyonu’ demek belki üzerine birkaç gömlek büyük gelse de yine de rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. Bu arada sahne dekorunun da son derece başarılı olduğunun altını çizmek gerek. Kendinizi ev ortamındaymış gibi fazlasıyla hissettiriyor.

Kısacası çok büyük beklentiyle gidilmemesi gereken (En azından tanıtım yazısı itibariyle) ancak beklentisiz gidildiğinde size fazlasıyla keyif veren bir oyun Kurban… En azından 1 saat 45 dakika boyunca sergilenen güzel oyunculukları görmeye gidin.

Ps: Oyunda kuru sıkı kullanıldığı ibaresi yer almasına rağmen, tabanca ateş aldığında yerimden zıpladım yine. Tiyatroda şu silah olayını bir türlü sevemedim…

Comments
  1. Esra

    Tiyatro da kuru sıkı olayını ben de geçen hafta sonu deneyimledim.
    Hop oturdum hop kalktım, ben de sevemedim :/

  2. Seyhan Ahen

    Geçen hafta Inishmore’lu Yüzbaşına gittim orda da vardı.Uyarmalarına rağmen ben de baya irkildim.Bu olaya bir çözüm getirmeleri gerekiyor.Bu arada bu oyunu da merak ettim, listeme alayım.