Gerçek bir Jaws hikayesi: U.S.S. Indianapolis

1975 tarihli Steven Spielberg’in Jaws filmini izlemeyen kalmış mıdır bilmem ama izlemeyen varsa koşarak gidip izlesin bu yazıyı okumadan önce. Jaws bir dönem insanların denize girmekten ölesiye korkmalarını sağlayacak kadar etkili bir filmdir. Great White (büyük beyaz) türündeki devasa bir köpekbalığının dehşet saçtığı bir sahil kasabasını anlatan bu gerilim başyapıtında Roy Scheider, Robert Shaw ve Richard Dreyfuss’un başrolleri paylaşır.

Filmin sonlarına doğru, dev köpekbalığını avlamak için bu üç karakter Shaw’ın canlandırdığı Quint karakterine ait döküntü balıkçı teknesinin kamarasında sohbete başlarlar. Bir süre sonra konu, herkesin birbirine yaralarını gösterdiği bir erkek muhabbetine dönüşür. Ancak en sonunda sıra Shaw’a geldiğinde vücudundaki ısırık yaralarının nasıl oluştuğunu boş gözlerle anlatmaya başlar. Artık bu bir sohbet değil, tüyler ürperten bir monologtur. Bu sahne  John Milius tarafından gemiden kurtulan görgü tanıklarının ifadelerine dayanılarak yazılmıştır.

Quint, 2.Dünya Savaşı sırasında Donanma’da U.S.S.Indianapolis gemisinde denizci olarak görev yaptığını anlatmaktadır.  Gemilerinin Pasifik Okyanusu’nda bir Japon denizaltısı tarafından torpillenerek batırılışını, 900 civarında denizcinin sulara dökülüşünü ve arkadaşlarının gözlerinin önünde teker teker kana susamış köpekbalıkları tarafından parçalanışını müthiş bir sekansla anlatmaktadır. Gerçek bir oyunculuk ve yönetmenlik gösterisi olan bu sahnede anlatılan olayın gerçek olduğunu biliyor muydunuz?

“Portland Sınıfı” U.S.S.Indianapolis Amerikan Donanması’nın düşman tarafından batırılan son savaş gemisidir. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Hiroşima’da kullanılacak kullanılacak atom bombası için Tinian’a kritik değere sahip malzemelerin teslimatını tamamladıktan sonra savaş alanına dönerken Japon İmparatorluk denizaltısı I-58 tarafından torpillenmiş ve 12 dakika içinde ikiye bölünüp sulara gömülmüştür. 1100 civarındaki mürettebatının 300 kadarını da kendisiyle beraber ebedi mezarına çeken geminin kalan mürettebatını ise “keşke gemiyle batsalardı” diyebileceğimiz bir son beklemekteydi. Amerikan Donanması’nın inanılmaz ihmalleri sonucu –öyle ki Japon denizaltısının Indianapolis’in rotası üzerinde bir savaş gemisi batırdığını rapor ettiği şifresi çözülen mesaja rağmen- geminin batışı, battığı nokta vb. detaylar günler sonra kurtarma ekiplerine ulaşmış ve kaza yerine tam dört gün sonra ulaşanların karşılaştığı manzara korkunç olmuştur. Susuzluk, açlık, aldıkları yaralar ve en önemlisi de “Kaplan” türündeki aç köpekbalıklarının saldırısı sonucu 900 denizciden sadece 317’si hayattadır…

Savaşın bitmesine çok az bir süre kalan gerçekleşen bu şok edici kayıp uzun süre basın ve kamuoyundan saklanmıştır. Ta ki Japonya’nın teslim olduğunu açıkladığı güne dek… O hengâmede de korkunç bir sorumsuzluğun ürünü olan bu skandal kurtarma operasyonu tarihin tozlu sayfaları arasında kaynayıp gitmiştir. Bu büyük kayıp konunun uzmanları arasında Amerikan Donanması için halen bir yüz karası olarak görülür.

Jaws, bu hikayenin anlatıldığı tek film değil, 1991 tarihli Stacy Keach’in başrolünü oynadığı Mission of the Shark: The Saga of the U.S.S. Indianapolis adlı film, direkt olayın kendisine odaklanmıştır. Günah keçisi ilan edilen geminin kaptan Charles Butler McVay rolünü Stacy Keach canlandırmıştır.

Sonuçta Indianapolis’in hikayesi, denizle ve onun sakinleriyle hiçbir şekilde şaka olmayacağının tarihin içinden çıka gelen ve popüler kültüre kadar sızan hazin öyküsüdür. Siz  siz olun bilmediğiniz sularda yüzmeden önce, suyun üzerinde bir sırt yüzgeci var mı kolaçan edin. Tabi bir de şu var, geminin yüzbinlerce insanı öldürecek bir bombayla olan doğrudan ilişkisi, akla ilahi güçlerin bir müdahalesini de getirebilir, kim bilir…

Efsane  monolog

 

YouTube Preview Image