Geçmişten günümüze “ünlü” kediler

“Kediler!” Onlar hakkında yazılabilecek o kadar çok şey var ki! Nereden başlasam hangi konuyu hangisine bağlasam biraz zorlanıyorum açıkçası. Kedileri sevmeyen onlar hakkındaki batıllara inanan çoktur; yok efendim neymiş kara kedi uğursuzmuş falan! Sensin uğursuz! Neyse… Bir de yine kedilerle ilgili dillere pelesenk olmuş başka bir yanılgı; “kediler nankördür!” Nereden biliyorsun? Kaç kez kedi besledin? Böyle şeyleri duyunca, okuyunca çok sinirleniyorum…

Ansiklopedik tanımıyla kedi, (Felis catus), kedigiller (Felidae) familyasından avcı, memeli, evcil, etçil bir hayvandır. İnsanlar, kedilerin arkadaşlığına ve onların haşarat, yılan ve akrep avlayabilme kabiliyetine önem vermektedir. Kediler en az 9.500 yıldır insanlarla birlikte yaşamaktadır.

Gördünüz mü? Kitaplara, ansiklopedilere bile geçmiş; insanlar yüz yıllardır kedilerle birlikte yaşıyorlar. Kedilerin kökeni Mısır uygarlığına ve Kuzey Afrika coğrafyasına dayanıyor. Tarihin tozlu sayfalarına baktığınızda yüzlerce hatta binlerce yıl önce özellikle Mısır uygarlığında “kedi” denildi mi orda bir dur! denir. Kediler kutsaldır çünkü hatta tanrılaştırılanlar bile var!

Kedi familyası kainat üzerinde var olan en özel yaratıklardan bence. Bu nedenle dünya tarihinde önemli yer etmiş olan bazı kedileri gelin hep beraber birlikte tanıyalım.

Kedi Tanrıça Bastet
Daha önce de belirttiğim gibi tarihte belki de kedileri en çok yüceltenler Mısırlılar olmuştur. Kedilere zarar verenler hep cezalandırılmış hatta bu cezalar idama kadar gitmiş. Mısırlılar kedilere öyle değer vermişler ki tanrılaştırmışlar bile kedileri; bunun en bilinen örneği ise şüphesiz ki Bastet olmuştur. Yunan ve Mısır mitolojisinde Bastet’le ilgili farklı betimlemeler olsa da Bastet’in ev kedileriyle özdeşleştirilmesi ve bu şekilde betimlenmesi MÖ 1456 yılında başlamıştır. Koruyucu tanrıça olarak firavunun savunucusu ve koruyucusu olarak görülürdü. Ra‘nın kızı sayılan Bastet ayrıca ‘Ra‘nın Gözü’ olan tanrılardandı.

Mısır mitolojisine göre Bastet, Ra’nın kızıdır.. Bu güzel kız bir gün babasına kazarak, Mısır’ın güneyindeki Nubia çölünde inzivaya çekilerek korkunç bir aslana dönüşmüş. Gel zaman, git zaman Ra kızını affedip, Mısır’a geri çağırmış. Bunun üzerine aslan görüntülü Bastet, Assuan yakınlarındaki Philae adasının kıyılarında Nil sularına giderek yıkanmış ve hemen orada sevimli bir kediye dönüşerek, üzerine bindiği bir kayıkla Mısır’ın kuzeyindeki Bubastis’e kadar gelip, bu bölgede tanrısal yaşamını devam ettirmeye başlamış. Gözleri yaşlı, kırgın ve kızgın kız; neşe dağıtan, uysal, sevimli yaratığın simgelendiği güzel bir tanrıça olup çıkıvermiş..

Tibbles
Kahramanımız Tibbles, kendisi farkında olmasa da zamanında bir halkı kurtaran bir canlı türünün ise kökünü kurutan müthiş bir avcı. Stephens Adası çit kuşu fareye benzeyen aslında zararsız bir canlı türüydü ve Yeni Zelanda’nın her köşesinde yaşıyordu. Yaşadığı yerde hiç fare olmamasından kaynaklı olarak bu kuş türü çevreye uyum sağlamış ve hayatını sürdürüyordu. Yeni Zelanda’ya Güney Pasifik Adaları’ndan göç başlayınca gelen gemilerle birlikte sıçanlar da geldi. Her yeri darmaduman edip kendini ekosisteme dahil eden bu sıçanlar çit kuşlarını bir bir katletmeye başladı. Az sayıda kalan çit kuşları son olarak Stephens Adası’na sığındı ve orda yaşamaya çalışırlarken o dönem adaya inşa edilen deniz fenerinde yaşayan bekçi David Lyall’in kedisi Tibbles, doğada sınırlı sayıda kalan bu kuş türünün tabir-i caizse sonunu getirdi.

Maneki Neko
Aslında bir efsaneden ibaret olan Maneki Neko, Japon kültüründe önemli bir yere sahip ve eminim ki hepinizin bir yerlerde karşılaşmış olduğu; özellikle ticaretle uğraşan insanların bolluk bereket getirdiğine inandığı bir Japon halk sembolüdür.

Maneki Neko’nun uğuruna inanılan hikayesi ise şöyle gelişir; ’17. yüzyılda yaşayan yoksul Japon rahip, Tama isimli bir kedi beslemekteydi. Günün birinde, zengin bir adam bu rahibin yaşadığı Goutokouji’deki tapınağın yakınlarından geçerken yağmura yakalanır, ıslanmamak için de ağacın altına sığınır. Bu sırada ortaya çıkan Tama isimli kedi sol patisini yukarıya kaldırarak adama bir şeyler anlatmaya çalışır. Adam Tama’nın çağırdığını sanarak ona doğru gider. Ve işte o anda ağaca bir yıldırım düşer!!! Zengin adam mutlak bir ölümden kurtulur ve tapınağa oldukça yüksek bir bağışta bulunur’.

Felix, uzaya giden ilk kedi
Paris’te yaşayan sokak kedisi Felix, 18 Ekim 1963’te Cezayir’deki Fransız üssünde Veronique AG1 sondaj roketine yerleştirilerek uzaya fırlatıldı. Uzayın derinliklerinde

200 kilometre yol kat ettikten sonra uzay kapsülü atmosfere girip paraşütü açılınca tekrar dünyaya geri dönen Felix, daha sonra bulunamadı.

Ve Maru…
Bu kahramanımızdan önceki tüm kediler tarihte önemli olaylarla ya da efsanelerle var olmuş kediler. Maru’yu günümüzde bilmeyenimiz yoktur ya da çok azdır sanıyorum ki… Belki Maru diğer hem cinsleri gibi tarihte önemli bir olaya damga vurmadı ya da efsaneleşmedi… Ama efsaneleşmemesi için bir neden göremiyorum. Maru günümüzün en ünlü kedisi olabilir bana göre. O, meraklı ve komik tavırlarıyla izleyenleri hep güldürüyor. Japonya’da yaşayan meraklı kedimiz Maru’yla ilgili bir video ile yazımı bitiriyorum.

YouTube Preview Image

Burada bahsedemediğim daha birçok kedi var aslında belki bir başka yazıya diyorum. Bence kedileri sevin, onlar nankör değil ve bizlerin sevgisine muhtaç :)

Comments
  1. Ece Budayıcıoğlu

    Adamlar vaktiyle mumyalamışlar bile bu mükemmel yaratıkları :) Benden küçük bir not: En güzel kedi “İstanbul tipi sokak kedisidir.” Harika yazı olmuş, ellerine sağlık!

  2. Elif Sarıoğlu

    çok teşekkür ederim ki! :) haklısın en güzel kedi “İstanbul tipi sokak kedisi” ama benim Cuma’mdan sonra! (Cuma bey benim kedim olurlar kendileri ve kapkara bir iran çomarıdırlar) :)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>