Farklı sesler duymak için 123

123..

2004 yılında bir proje hayata geçirildi. Yan grup demeyelim de, proje kalsın ismi. Kendilerine 123 dediler. Kimisi onları bir iki üç okudu, ama yüz yirmi üç’tü aslı. Yaklaşık on yıllık bir maziye sahip olan 123’ü Tamburada’dan ve onun halefi DANdadaDAN’dan tanıyorduk. Yani kredisi sonsuzdu. O iki gruba –ki DANdadaDAN benim için Türkiye’deki en kaliteli gruptu- hayat veren üçlü, 2008’de artık DANdadaDAN dağılmaya yakın 123’e ağırlık verdi. 2004 yılında temelleri atılan gruptan ilk ses ise 2009 yılında ilk albümleri aksel ile geldi.

63365_429490082114_8955692114_5448951_6545007_n123’ün ilginç bir tarafı da albümlerindeki formatlar. Yani bir CD yerine, kitap/CD gibi bir materyalle çıkıyorlar dinleyenlerinin karşısına. Görselliğe, hem de iddialı bir görselliğe dayalı bir hikaye düşünün. Ve o hikayeye fon olan bir albüm, bir müziği ekleyin yanına. Nasıl? Konsept güzel değil mi? aksel ile böyle karşımıza çıktı ilk olarak 123. “14 parçadan oluşan aksel, sanatçı Huban Korman tarafından çizilmiş 230 sayfalık bir illüstrasyon kitabı ile birlikte piyasaya çıkacak. Hikaye, albümdeki şarkıların sırası, sözlerin içeriği ve kitapta birbirini takip eden illüstrasyonlarla tam bir bütünlük sağlıyor. Albümde duyulan her nota, renk ve illüstrasyonlar ile eşzamanlı olarak takip edilebiliyor.” Böyle tanıtılmış albüm majör müzik dağıtıcıları tarafından..

Müzikten bahsetmemiz gerekirse, aslında ilk albümlerinde caz tınısına daha yakın duruyor 123. Bu caza bol miktarda elektronika ekleyin, bunun üzerinde bir tutam lounge gezdirin. Hatta ve hatta bu yemeği ocakta unuttuğunuzda az miktarda da olsa post-rock kokularının da geldiğini düşünün. Kısacası tek bir etiket altına alınmıyor onların müziği. Bunu da kimse istemiyor sanırım. Ben bile bir şeyler oluşsun kafalarda diye, kendimi zorladım bu janrları eklerken bu müziğe. O yüzden yanlışım varsa affola. aksel’den sonra 123, Stere Love EP’sini yayınladı. Yaklaşık 35 dakikalık olan bu EP, aslında kullanılacak sound’un daha da oturduğu bir başka albümdü.

37459_404337187114_6953973_n

Ardından 2010 yılının sonlarına doğru arve’yi dinleyicilerinin kulaklarına ve gözlerine sundu. Gözlerine de diyorum, zira bu albüm de aksel gibi bir kitap/CD’ydi. 123, aksel’den sonra hikayesine kaldığı yerden devam etti. arve ismi aslında dünyaca ünlü Norveçli contemporary caz trompetçisi Arve Henriksen’den geliyor. 123, arve’yi kaydederken, hayranlık duyduğu Arve’ye gönderiyor. Arve de bu kayıtları beğeniyor ve albümün sekizinci şarkısı Arve’deki trompetleri çalıyor. Şarkı, tıpkı Arve’nin yaptığı müzik gibi çok karanlık ve yoğun. Dolayısıyla aksel’deki çoğu şarkı gibi o yoğun atmosfer arve’de de korunmuş oluyordu bu şekilde. Grubun bu arada Stereo Love ile arve arasında Eskişehir Senfoni Orkestrası’yla bir konser verdiğini de hatırlatalım. Bu gerçekten ilginç bir deneyimdi zira.

398532_10151017137457115_835203997_narve’nin ardından biz onların esas üçlemesi olan “aksel-arve-anja” troykasından anja’yı beklerken, grubun son albümü Lara geldi. 2011 Ocak ayında çalışmaları başlayan Lara’nın kayıtları Bodrum’da bir taş evde yapıldı. Aslında burada biraz múm’un yaptığı gibi bir tarz izlenmiş. Çünkü o İzlandalı öte grup múm da über albümü ‘Yesterday Was Dramatic – Today Is OK’u denizin ortasında kiraladıkları bir evde kaydetmişti. Ve açıkçası 123 ile en benzeştirdiğim grup múm’dur. Sigur Rós ve Amiina da 123 tınısına yakın iki İzlandalı grup. Ama múm bir adım önde hep. Lara’ya dönecek olursak, çok farklı müzisyenlerle çalıştı grup: Arto Tunçboyacıyan, Hakan Kurşun ve İlhan Erşahin bunlardan sadece birkaçı..

Lara, çıktığı günden bu yana hem dinleyenler hem de eleştirmenler tarafından oldukça iyi övgüler aldı. Mixing ve mastering’te adeta aşmıştı albüm ve bir ders niteliği taşıyordu kanımca. Yine de belirtmeden geçemeyeceğim: Lara’ya ilk iki albüm ve EP sonrası kendimi çok kaptıramadım. Bilmiyorum sorun bende de olabilir, hakkıyla dinleyememiş olabilirim Lara’yı. Oturup albümün hakkını vermem gerekir diye düşünüyorum.

16_1

Oturup neden bir 123 yazısı yazdım? Sanırım bir teşekkür niteliği taşımasını istedim. Zira Türkiye’de o kadar az tutunabileceğimiz dal var ki müzik açısından, bir şeyleri bulduğumda bırakmamak için kendimi paralıyorum. O yüzden Korhan Futacı diye tutturuyorum, o yüzden Replikas Replikas diye bağırmam, Nekropsi’yi her yerde dillendirmem yine bu yüzden. 123 de bu grupların arasında yer almaya başladı benim için. Yaptıkları iş basit değil. Bu dört gencin ‘bir araya geldik, hadi müzik yapalım’ olayı da değil; hiç değil aslında. Bunu kayıtları dinlediğinizde anlıyorsunuz. Müziğin tuşesini hissetmeniz lazım, o Rhodes’un tınısını duymanız lazım. Kullanılan efektlerin ne olduğunu anlamaya çalışmanız lazım. Tüm bunları yaparken bu müziği youtube ya da streming ya da mp3’ten değil, direkt olarak CD’den dinlemeniz gerekiyor. O zaman bir şeyler daha çok oturacak kulağınıza.

120517-123

Kıyıda köşede keşfedilmeyi bekliyor 123. Kitlesi çok belli, sevenleri illa ki aynı şeyleri dinliyor emin olun. Size düşen Türkiye’den de bu tarz bir müziğin yapıldığını bilerek, 123’ü keşfetmek. arve ile başlayın ve aksel’i alın arkasına. Ondan sonrası çorap söküğü gibi gelecek çünkü. Hepinize iyi dinlemeler şimdiden.

123:
Berke Can Özcan: davul, glockenspiel, vokal
Burak Irmak: Rhodes ve klavye
Feryin Kaya: bas gitar, gitar ve lido org
Dilara Sakpınar: vokal

123 – So Much to Say:
YouTube Preview Image


123 – Eraser (Thom Yorke cover):

YouTube Preview Image

Comments
  1. Seyhan Ahen

    Güzel grup, bir kaç ay önce keşfetmiştim.Canlı da izlemek lazım.

    • Mustafa Gündoğdu

      kesinlikle türkiye’deki bir boşluğu dolduruyorlar. bu yüzden dinlenmeliler..