“Fake plastic trees” çağı

Her green plastic watering can

For her fake chinese rubber plant

In fake plastic earth.

That she bought from a rubber man

In a town full of rubber plants

Just to get rid of itself.

And it wears her out,

it wears her out…

 

Radiohead grubunun The Bends albümünde yer alan “Fake Plastic Trees” parçası gizliden gizliye bir tüketim toplumu eleştirisi aslında. İçinde bulunduğumuz tüketim toplumunda artık insanlar dahil her şeye ürün gözüyle bakılıyor. Artık beyinlerimizde sınırları ve ölçüleri kapitalizmce belirlenmiş şeylerin algılanmasına izin veriliyor. Bitkiler, eşyalar, DNA kodlarımız, nehirler, ormanlar, ağaçlar hepsi bir ürün bizim yerimize karar verenlerin gözünde.

Tüketim toplumu, tamamen ‘arzu’ kavramı üzerinden hareket ediyor artık. Buna göre bir şeyi hem arzu etmeliyiz, hem de onun zararlarından kendimizi korumalıyız. Tıpkı fast-food kültüründe olduğu gibi. Aslında arzuyu ve zararlarını yaratan aynı kişiler. Çünkü bu arzuladığımız şeylerin zararları başka bir ürün sektörü yaratıyor. Örneğin fast-food şişmanlatır, o zaman spor yapalım. Görüldüğü gibi zayıflama uğraşı: başlı başına kocaman bir ürün sektörü. Farkında olmadan arzulanan ve uzak durulması gereken şeyler ikilemi içerisinde bir ömür geçirmeye başladık bile. Temellerini sorgulamadan, arzu ve temkin arasında savrularak kaybolmak ve bu ikilemin beraberinde getirdiği tembellik kavramı ile yaşamaya alışmak.

 

Uruguay’lı yazar Eduardo Galeano ‘Tepetaklak’ kitabında bakınız ne güzel demiş:

bireyler yok, dinleyiciler var

gerçekler yok, reklamlar var

vizyonlar yok, televizyon var

bir çiçeği övmek için, ‘plastik gibi’ deniyor…

Hatırlar mısınız ‘tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar ormana, dönmeli yurdumda’ diye bir çocuk şarkısı vardı. Plastik ağaçlar devrine girdiğimiz bu günlerde çok demode olmuş bir şarkı gibi duruyor sanırım. Turgut Uyar’ın o nefis ‘Geyikli Gece’ şiirinde dediği gibi: ‘Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta, Her şey naylondandı o kadar’ demek çok zor mu acaba?

 

Peki alışkanlıktan kaynaklanan plastik aşklara ne demeli. İki uzatmalı sevgili yağmurlu bir günde plastik bir ağacın altında buluşurlar ve aralarında şu diyalog gelişir:

 

“Ne zaman iki satır yazmaya kalksam; hep sana, hep seni, hep bizi yazıyorum” dedi sessizce.

Oysa ikimizde biliyorduk sevmenin manasının, sevmeye sebebin kalmadığını. Ama gizliden gizliye kendi seven halimizden vazgeçememe durumunu yaşıyorduk.

“Beni seviyor musun diye” sordu tekrar. “Evet” dedim sessizce.

Oysa biliyordum ki o an sokakta çiftleşen köpekler bizden daha dürüsttü…

 

Radiohead – Fake Plastic Trees

YouTube Preview Image