‘F tipi’ bir film

Siz hiç en sevdiklerinizin yanından alınıp, sıfır noktasında sadece ‘hiç’liğin olduğu, tüm seslerin sustuğu, ışığın, vicdanın kısacası her şeyin bittiği bir yere düştünüz mü? Ben de düşmedim… Ama düşenler oldu. Kimler mi? Tabi ki bir dönem müstakbel medyamızın bizlere “Bakın masalarının üzerinde vazolarda çiçekler bile var” diye allayıp pullayıp 5 yıldızlı otellere taş çıkartacak mekanlar olarak sunduğu F tipi hücrelere düşenler… Tecrit edilenler… İşte onlardır yanıtı ilk cümledeki sorunun, bu düşüşün…

Pazar günü uzun zamandır merakla beklediğim F Tipi Film’i izledim.  Grup Yorum’un koordinatörlüğünde gerçekleşen ve Ezel Akay, Sırrı Süreyya Önder, Barış Pirhasan, Aydın Bulut, Hüseyin Karabey, Reis Çelik, Vedat Özdemir, Mehmet İlker Altınay gibi ünlü birçok yönetmenin yer aldığı bir proje F Tipi Film… Her biri 10 dakikalık 9 kısa filmden oluşan bu proje, ‘Hayata dönüş operasyonu’ adı altında gerçekleştirilen operasyonun tam yıl dönümünde vizyona girdi. İstanbul’da bildiğim kadarıyla çok sınırlı sayıda sinema salonlarında kendine yer buldu. Ben Beyoğlu Pera’da izledim.

Aslında itiraf etmek gerekirse giderken kuşkuluydum biraz. Çünkü film, siyasi yönü itibariyle olayların trajikliğini ve insancıl birçok faktörü dışa iterek militanca slogan atabilir, propaganda tuzağına düşebilirdi. Bunu merak ediyorsanız hayır, kesinlik böyle bir filmle karşılaşmıyorsunuz. Zaten filmi de bu güzel kılıyordur belki de kim bilir. Yönetmenlerin siyasi görüşleri ne olursa olsun, filmin odak noktasına ‘vicdan’ oturuyor.

19 Aralık müdahalesinden sonra Korsakoff sendromuna yakalanan kadın mahkumun, hafızasını yitirmesi ve her sabah aynı yabancılığa uyanmasını anlatıyor mesela bir hücrede.
Bir diğer hücrede, filmin belki en zayıf karakteri olarak bakabileceğimiz Gardiyan Ramazan’ın hikayesi var… ‘Müdürüm’ dediği mahkumun (Ezel Akay) hapishanede olduğu halde özgür, Ramazan’ın ise özgür olduğu halde nasıl mahkum olduğunu görüyoruz…
Bir diğer hücrede el yapımı boyalarla üç mahkumun duvarlarda yaptıkları ayak izlerinden oluşan kolaj, belki de filmin en etkileyici sahnelerden biri diyebilirim.
Tecrit edilişin en çarpıcı yönü, temizlik hastası Deterjan Orhan’ın, bir böcekle kurduğu dostlukla ancak o dostluğun bile çok görüldüğü kara mizah bir metaforla vurgulanıyor… ‘Onurlu ve adaletli’ bir devrimciyi oynayan Fırat Tanış’ın oyunculuğu ise ne kadar övgü alsa az bana göre…

Bir hücreden diğerine geçtikçe ve film ilerledikçe boğazınıza inen düğüm de büyüyor. Sizi hüngür hüngür ağlatmayan ama vicdanınıza dokunarak, gözünüzde sadece bir damlalık asil bir gözyaşı bırakan, siyasi görüşü ne olursa olsun, bu ülkede yaşayan herkesin gidip görmesi gereken bir film; ‘F Tipi film’…

Filmin fragmanını izlemek için:

YouTube Preview Image