Eyvah, çocuğum dadısını daha çok seviyor!

Yakın zamanda anne olan bir arkadaşımla buluştuk. Çayını sipariş eder etmez “Başıma gelenleri bilmiyorsun… Galiba kızım bakıcısını daha çok seviyor, yani bana tercih ediyor” dedi. Önce ne demek istediğini anlayamadım, bir çocuğun bakıcısını sevmesi iyi bir şey değil miydi? Yani bu, ebeveyn olarak doğru bir seçim yaptığınızı gösteriyor. Etrafımızda bu kadar çok anne adayı ve çalışan anne, iyi bir bakıcı bulamamaktan şikayetçiyken… Kafam karıştı. Arkadaşım biraz detay verdi: “İşten sonra, çocuğuma kavuşacağım diye eve koşarak gidiyorum. Beni her seferinde kapıda karşılıyorlar. Bakıcının kucağındaki kızım beni görünce gülücükler saçıyor, kendisini almam için sabırsızlanıyor; ancak hemen sonra yine bakıcısının yanına dönmek için ısrar ediyor… Çaktırmamaya çalışıyorum ama kalbim kırılıyor. Henüz bebek olan kendi kızıma küsemem ki! E bakıcısına da kızamam, hem kendisine ne diyeceğim? Ne yapacağımı bilemiyorum.” O kadar heyecanlı, bir nefeste aktardı ki başına geleni, bir müddet yorum yapamadım. Belli ki hassas bir mesele. Gözleri dolu dolu, dokunsam ağlayacak. İnsan tecrübe etmediği meselelerde ne diyeceğini bilemiyor.

E benim de ikiz yeğenlerim var, bakıcıları dünyanın en iyi insanlarından biri olmasaydı, yanmıştık. Kendisine çok şey borçluyuz, hep sevgiyle anıyoruz. (Millet bir bebeğe bakıcı bulamazken, ikize seve seve ve hakkıyla bakacak bir kadın aradığınızı düşünün…) Bizim “Nezi”miz de Selen ve Nil’i “kızlarım” diye seviyordu, üzerlerine titriyor, asla “yoruldum” demiyordu. İkizler de ona bayılıyordu. Ama hiç “acaba onu annelerinden çok mu seviyorlar” diye düşünmedik. Bunu akla getirecek bir şey yaşamadığımız için olsa gerek.

Neyse, arkadaşımı sabırla dinledim, aklıma gelen bir-iki güzel şey söyledim… Ancak mesleki deformasyon, konuyu tabii ki araştırdım. Evet arkadaşlar, böyle bir durum varmış, anneler bazen bu tür endişeler yaşıyormuş. Hatta bununla ilgili kitaplar da yazılmış: “Searching for Mary Poppins” bu gibi sıkıntılar yaşamış annelerin paylaştığı 25 gerçek öykü içeriyor. Anneler, bu tür endişelerini eşleri, ailenin diğer fertleri veya arkadaşlarıyla paylaştıklarında sık sık gereksiz kıskançlıkla “suçlanıyormuş”. Bakıcılar erkek olsaydı, acaba babalar bu “ikinci baba” figürü konusunda ne hissederdi? Belki annenin korkuları yersizdir, yine de söylediklerine kulak vermek lazım.

Peki böyle bir durumda ne yapmalı? En iyisi bir bilene danışmak veya tecrübeli annelerin anlatacaklarına kulak vermek. Tek söyleyebileceğim, çocuğunuz bakıcısının yanında mutlu ve huzurluysa, bu çok iyi bir şey. Ve anne çocuğuyla her fırsatta “kaliteli”, yani dolu dolu ve iyi vakit geçirirse ve onu koşulsuz severse, “ikinci plana” düşmesi pek olası değil.

Comments
  1. Demir Yalman

    asıl endişe verici olan, çocuğun dadısını babanın fazla sevmesi oluyor aslında :) schwarzenegger’ın yuvası bu yüzden yandı.