Ev yemeği mi, hazır mama mı?

kedi-kopek-mamaBabaannemden ömrü boyunca beslediği kedi-köpeklerin hikayelerini dinleyerek büyüdüm. Çengelköy’deki bahçeli evlerinde çocukluğundan bu yana beslediği hayvanların sayısını şimdi kendisi bile hatırlamıyor; öylesine hayvanlarla iç içe bir ömür sürmüş. Bu hayvan sevgisi genlerle taşınan bir şey olsa gerek ki, kediden köpekten ölümüne korkan anneme değil de, babaanneme çekmişim, daha yürümeyi beceremezken emekleyerek sokaktaki hayvanların peşine düşmüşüm.

Haliyle büyüme çağında babanem sponsorluğunda beslediğim kedilerim oldu. Annemin çığlıklarına aldırış etmeden gidip sokakta gördüğüm kedinin köpeğin boynuna sarıldım, evden topladığım ne kadar yemek artığı, kemik filan varsa koşa koşa onlara götürdüm. İlk kedim Yumak, haşlanmış ciğerden başka bir şey yemezdi. Babaannemin kedi beslediği dönemde ciğerden ve ev yemeğinden başka bir mama alternatifi olmadığını hesaba katarsak, kedinin ciğer yemesi ona (ve dolayısıyla bana) son derece normal ve sağlıklı bir şey gibi geliyordu. Zaten Yumak da bir tuhaftı; süte, yoğurda filan hiçbir zaman tenezzül etmedi, üç-dört kere deneme amaçlı alınan kuru mamayı hiçbir zaman hevesle yemedi. Varsa ciğer, yoksa ciğer! Bunu görerek büyüdüğümden, ev yemeğinin ve ciğer gibi doğrudan hayvansal besinlerin hayvanlar için her zaman hazır mamadan daha faydalı olduğuna inandım. Gel gelelim Yumak’ın neden henüz 9 yaşındayken bizlere veda ettiğini sorgulamak hiç aklıma gelmedi…

Untitled-1 copy

Sırma Hanım

Yıllar sonra annemin kedi fobisini yenmesinin ardından eve aldığımız güncel kedim Sırma için hangi tür besinin daha iyi olduğu konusunda emin olabilmek amacıyla pek çok veterinerin kapısını aşındırdım. Evcil hayvanını gözü gibi sakınan her insan, veteriner konusunda ön yargılıdır. Zira ülkemizde bu işi parayı önceliklendirerek yapan “baytarlar”, veterinerlerden daha fazla maalesef. Bu yüzden ilk etapta dinlediğim veterinerlerden duyduklarım beni çok tatmin etmedi. Çünkü tüm veterinerler ve pet shop sahipleri tabii ki kuru/yaş mamayı öneriyorlar ve evcil hayvanların ömrünün uzamasında bu tür beslenmenin çok daha faydalı olduğunu vurguluyorlardı. İşin içinde para kokusu alınca, ben çok fena kıllanırım. “Heralde adam kasabın sattığı ciğeri değil de kendi sattığı kuru mamayı tavsiye edecek,” diye düşünmek işten bile değildi.

Ta ki Veteriner Hekim Serkan Gürses‘e Sırma’yı gözüm kapalı emanet edecek denli güvenene dek. Çünkü Serkan’ı, şimdiye kadar tanıştığım ve konuştuğum veterinerlerden farklı yapan bir özelliği vardı; pek çok sokak kedisini kendi insiyatifiyle kısırlaştırıyor, yine pek çoğuna Kadıköy’deki kliniği Pet Nature‘da gönüllü olarak bakıyor ve para meselesini her zaman en arka plana atıyordu. Hele bir de hayvanlarla arasındaki o muhteşem ilişkiyi görünce, bu adamın bu işi gerçekten sevdiği için yaptığını anlayabiliyordunuz. E, bu durumda Serkan’ın söylediklerine inanmayacaktım da, kime inanacaktım ben?

Kedilerin ve köpeklerin ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral, protein ve diğer besin maddelerinin, evde pişen yemeklerden çok hazır mamalarda konsantre biçimde bulunduğunu öğrenmek benim için bir dönüm noktası oldu. Ayrıca, kısırlaştırma operasyonu geçiren hayvanların bedensel ihtiyaçları tamamen değiştiğini ve kısırlaştırılmamış olanların yediğinden farklı bir tür kuru mama yemeleri gerektiğini de bu esnada öğrendim. Uzun lafın kısası, ev yemeği evcil hayvanların büyük ölçüde tek yönlü beslenmesine neden oluyor. Bu tip beslenmenin ilerleyen dönemde ciddi sağlık sorunlarına (sindirim sıkıntıları, alerji, egzama, kalp – karaciğer hastalıkları, şeker vs.) yola açması işten bile değil. Dolayısıyla evcil dostunuz için “kaliteli” bir kuru mama kullanmak, onunla birlikte geçireceğiniz güzel zamanların süresini artırmak için en iyi yol gibi gözüküyor. “Kaliteli” kelimesini burada vurgulamamın bir nedeni var; çünkü düşük kaliteli hazır mamalarla hayvancağızın sağlığını tehlikeye atmak da mümkün. Sığırın burnu, tavuğun ayağı bize ne kadar faydalıysa, ona da o kadar faydalı zira! Düşük kaliteli mamalarda da etten başka ne kadar et yan ürünü ararsanız var.

Goody Mama’nın konuyla ilgili yaptığı bir araştırmaya göre ülkemizde %6 civarında olan evcil hayvan sahiplerinin büyük bir kısmı sevimli dostlarını yanlış besleyerek onların hayatlarını bilmeden tehlikeye atıyor. Ben, en azından Sırma için bu yanlışın kıyısından döndüm. Yumak henüz hayatımdayken yaşım biraz daha büyük olsaydı (hayatıma girdiğinde henüz 6 yaşındaydım ve dünyadan haberim yoktu) onun için de araştırma yapar ve en iyi şekilde yaşaması için elimden gelenin fazlasını yapardım. Bu yüzden, siz de iyi bir veteriner hekimin tavsiye edeceği kaliteli bir mamayı evcil hayvanınıza çok görmeyin; birlikte geçireceğiniz yılların tadını onun da sağlıkla çıkarması için elinizden geleni yapın.