Etkileyici bir büyüme hikayesi: Lore

Bu yıl Filmekimi’nde merakla beklediğim filmler arasındaydı Savaşın Gölgesinde nam-ı diğer Lore…

Beklediğime de değdi. Zira Nazi Almanyasını her daim soykırıma uğramış Yahudiler gözünden aktaran beyazperde, bu sefer madalyonun ötekini yüzünü gösterdi ki çok da iyi yaptı bence. Savaşın soğuk yüzünü Alman bir kız çocuğunun yaşadıkları üzerine kurgulayan filmin etkisinden kurtulmak biraz zaman alsa da “Savaşta kazanan yoktur” mottosu zihinlerimize bir kez daha kazınmış oldu ve dediğim gibi iyi de oldu.

Film, İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanyası’nda Nazi güçlerinin faaliyetlerini durdurması, Hitler Almanyası’nın müttefik kuvvetlerin işgali altına girmesiyle başlıyor, filme adını veren Lore adındaki genç bir Alman kız ve dört küçük kardeşinin yaşadığı mücadele üzerinden de devam ediyor.

Tüm Nazi subayları gibi aynı kaderi paylaşacağını bilen Lore’un babası ve Hitler destekçisi annesinin, yaşadıkları evi terk etme üzerine tartışmalarıyla başlıyor film. Zira her ne kadar yaşadıkları yeri terk etseler de bu kaçış sonuçsuz kalıyor. Anne ve babası karşıt güçler tarafından tutuklandığında, Lore ve dört küçük kardeşi bu atmosferde tamamen yapayalnız kalıyorlar. Annesi müttefik güçlere teslim olmadan önce Lore’a kardeşlerini alıp, Kara Ormanlar’dan anneannesinin yanına yani Hamburg’a gitmelerini tembih ediyor.

İşte film 900 kilometre uzaktaki o eve varış mücadelesinin etrafında şekilleniyor. Henüz 18 yaşına basmamış olan Lore’un trajik kaçış öyküsü, kendisi ve dört küçük (hatta biri bebek olan) kardeşiyle birlikte Hamburg’a gitmek için yola koyulmasıyla başlıyor. Tehlikeler, acılarla dolu olan bu yolda Lore, Hamburg’a varabilmek ve kendisi ile kardeşlerini bu tehlikelerden koruyabilmek adına Thomas adında gizemli bir Yahudi’yle işbirliğine bile gitmek zorunda kalıyor.

Filmin bana göre en etkileyici sahnelerinden biri ise, Lore’un duvarda Yahudi soykırımını gösteren, toplu bir katledilişin fotoğrafını görmesi… Zira o güne kadar ‘İyi bir Alman çocuğu’ ve sadık bir Hitler genci olarak büyütülmüş Lore, işlerin ve öğretilerin hiç de zannetiği gibi olmadığını işte bu fotoğrafta öğreniyor. Çünkü o fotoğrafın içinde gördüğü bir kişi, bugüne kadar ona empoze edilen tüm öğretilerin yıkılmasına ve sil baştan tekrar sorgulamasına neden oluyor.

Rachel Seiffert’ın ‘The Dark Room’ isimli romanından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda ilk filmi Somersault’la (Tepetaklak) tanıdığımız kadın yönetmen Cate Shortland oturuyor. Başrolde ise Saskia Rosendahl, Neşe Trebs, Andre Frid ve Kai-Peter Malina var. Çocukların oyunculukları müthiş ötesi… 2012 Locarno İzleyici Ödülü layık görülen Savaşın Gölgesinde, savaşın insanlar üzerindeki etkisini farklı bir yaklaşımla ele alıyor.

Beyazperdede izlme şansınız olur mu bilmem ama mutlaka arşivinize katmanız gereken bir film…

 

Filmin fragmanını izlemek için:

YouTube Preview Image