Engelli cehennemi İstanbul

Geçenlerde radyoda dinlediğim bir spottan yola çıkarak bu yazımı yazmaya karar verdim. Aslında bana bu yazıyı yazdıracak sebeplerle gün içerisinde çok karşılaşıyorum ama demek ki artık konuyla ilgili söyleyeceklerim yeterince birikmiş. Radyo spotundaki ses engelli vatandaşlara duyarlı olmak ile ilgili yapılan çalışmalarla ilgili bir şeyler söylerken, bu vatandaşlarımızın Türkiye nüfusunun %12’sini oluşturduğunu belirtti. Bu demektir ki çevremizdeki her 10 kişiden 1’i engelli.

Peki çevremizdeki oran bu iken hiç dikkat ettiniz mi acaba çevremiz ne kadar engellilerin yaşamasına uygun düzenlenmiş? Kaldırımlar, yaya geçitleri, yollar, belediye otobüsleri, metro ve metrobüs giriş çıkışları v.b günlük hayatta içinde olduğumuz bütün bu “kolaylıkların” ne kadarı engelli vatandaşların hayatını kolaylaştırıyor? Ne yazık ki yok denecek kadar azı. Belki şimdi bazılarınızın aklına kaldırımların kenarlarına yapılan ve tekerlekli sandalye için inişi kolaylaştıran tümsekler, metro ve metrobüs duraklarındaki engelli asansörler gelecek ve “Yapılıyor ama görülmüyor işte, hep eleştiriyor” diyeceksiniz. Öyleyse örnek vereyim

kaldirim

İstanbul metrosu yapılalı nerdeyse 10 yıl olacak ve 2009 senesinde en yoğun olan istasyonlardan birisi olan Mecidiyeköy istasyonunda engelli asansörü olmadığı için 4-5 kişi bir araya gelerek engelli bir vatandaşın akülü tekerlekli sandalyesini merdivenlerden yukarı biz çıkarmıştık. O adamın yüzündeki mahçup ve çaresiz ifadeyi halen hatırlıyorum. Gerekli merciler tarafından sadece seçim zamanları kağıt üstünde, beylik laflarla sadece iki satırda geçiştirildiğine mi üzülsün, yoksa tanımadığı kişilere yük olma hissine mi bilemiyordu adeta.

Peki o günden bu güne değişen ne? Tabii ki de hiçbir şey. Engelliye yaşam hakkı tanımak medeniyet işidir. Bugün her istasyonda engelli asansörü varsa ve engelliden başka herkes, hiç utanma sıkılma duygusu olmadan, sırf 3-4 tane yürüyen merdiven çıkmaya üşendikleri için o asansörlerin başında bekliyorsa, yarısını elektrik direğinin, diğer yarısını da reklam panolarının kapladığı, iki kişinin yan yana geçemediği, sürekli yamulan, çöken parke taşı ile döşenmiş dandik kaldırımlarda ben bile yürüyemezken bir engelli vatandaşın ordan geçebileceğini düşünmek hayaldir. Son dönemde sarı kabartılı noktalı taşlarla ve kaldırım kenarlarındaki yumuşak inişlerle sadece göz boyamaya yarayan bir engelli dostu görüntü çiziliyorsa da yemezler.

kaldirim02

Yurtdışında belediye otobüslerindeki engelli rampalarını görenleriniz vardır mutlaka. Otobüs durduğu anda ön kapıdan inen rampa kaldırım seviyesinden tekerlekli sandalyeyi alır ve kapı seviyesine getirir. Şoför bizzat kalkıp emniyet kemeriyle sandalyeyi bağlar ve öyle yola devam eder. Burada kaç otobüste bu düzeneği gördünüz? Erguvan otobüslerde var evet ama ne kadar etkili kullanılabiliyor? Zaten o trafikte hangi şoför nerden alacak o yolcuyu orası da ayrı bir muamma. Metro ve metrobüs duraklarında engelli asansörü yapmış olabilirler ama peki hiç düşündüler mi mesela bir tekerlekli sandalye o metrobüse özellikle yoğun saatte nasıl biner? Nasıl iner? Peki ya asansörü olmayan durakta inecekse ne yapar? O merdivenleri çıkıp en dar kaldırıma bile çıkmış arabaların arasından evine ulaşabilir mi?

Şehrircilik bütün bunları ve çok daha fazlasını düşünmektir. Engeli olmayan vatandaşın bile yürüyemediği kaldırımlar, kullanmakta zorlandığı halka açık alanlardaki “kolaylıklar” halen varken engelliler için çalışıyoruz demek bu insanlara hakarettir. Bu işle görevli kişileri bir gün boyunca bir tekerlekli sandalyeye oturtup bu parkuru yaptırmak isterdim. Ondan sonra da kendilerini bu konuda yapılanlarla ilgili tekrar dinlemek.

Herşey önce empati yapmakla başlar. Yoksa ortaya sadece göz boyamak için yapılmış işler çıkar.

 

Comments
  1. Aziz Alparslan

    Sevgili dostum; öyle güzel bir konuya dokunmuşsun ki yazmadan duramadım. Bisikletle ulaşım sırasında hep bunu düşünürüm. Ben bisikletle bile türlü canbazlıklar yaparak ilerleyebilirken bir engelli vatandaşın hali nicedir!
    Herkesi bir denemeye davet ederim. Çıkın bakalım yola engelli gibi… Yok keyif için değil! Zorunlu gidilmesi gereken devlet hastanesi, belediye binası, banka, noter gibi bir yere gidin. Sadece tekerlekli iskemleyle gittiğinizi düşünerek yolları bir inceleyin. Ben bir gün koşarken “Pöti” kabartmalı sarı gösterişli çizgiyi izledim . Kimi zaman bir elektrik direğine denk geldim, bazen de bir reklam tabelasına. Park eden nakliye araçlarını da görebildiğim için “ezmeden” geçebildim. Sanmıyorum ki yapıldıktan sonra yetkililerce kontrol ediliyor olsun. Yurt dışındaki durum nedir araştırmak lazım?

  2. Enis Hazan

    Azizcim benim yaya olarak bile geçemediğim yerlerden bisikletle geçmeni beklemek zaten hayal olur. Yurtdışında gittiğim ülkelerin çoğunda yapılan tüm kaldırım ve yolların bu önce engelliler düşünülerek yapıldığını bi,zzat gördüm ve gözledim. Bu konuda Amerika bence başı çekiyordur oradaki saygı inanılır gibi değil.