Duran Adam Efsanesi

Gezi parkı’nda bir ağacın dalına zarar gelmesin diye başlayan kıvılcımın ateşlediği, günlerdir duvarlara yazılan eğlenceli yazılarıyla, eylemcilerin medeniyet seviyesinin aşmış olduğunu her karede görebileceğimiz fotoğraflarıyla, artık alıştığımız ve yokluğunu arar olduğumuz biber gazıyla tanışalı 18 gün olmuş. Uykularımız kaçtı, slogan atmaktan değil ama biber gazı yemekten boğazımız tahriş oldu, gözlerimiz yandı kavruldu. İlaçlısı, kimyasallısı, sadesi derken ıslatılmayı bile sever olduk.

Orantısız güç karşısında orantısız zeka kullandık. Çapulcu olduk, marjinal olduk, gözümüz yanarken limonu kesmeye bıçak bulamadık ama vandal olduk. Şortla, tişörtle, kimi zaman kaliteli kimi zaman uyduruk gaz maskeleriyle direndik kalkanların, TOMA’ların, milyonlarca biber gazının etkisine. Sürekli yeni barışçıl yöntemler bulduk kendimize. Polise kitap okuyan, TOMA’nın önünde gitar çalan, gazdan görünmeyen sokakta yağmur sesine keman çalanı mı görmedik? John Lennon’un da dediği gibi “Baş etmeyi bilmedikleri tek şey şiddet dışı eylem ve mizahtır” sözünü harfiyen uyarak yerine getirdik.

Saat 20.30 suları. Serin bir haziran akşamı. Tarih 17 haziran 2013. Taksim meydanı’nda, AKM’nin üzerinde asılı dev Mustafa Kemal Atatürk posterine yüzü dönük bakan biri var. Ne yapıyor? Sadece bakıyor. Bağırıyor mu? Hayır. Taşkınlık var mı? Hayır. Hareket ediyor mu? Hayır. Ben bu yazıyı hazırladığım sıralarda saat gece yarısını geçiyor ve sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla artık duran adam yalnız değil. Meydandaki insanlar onun gibi oldukları yerde durarak Ata’mızı seyrediyorlar. Sadece seyrediyorlar. Sessiz bir çığlığı duyuyorum ben oturduğum yerden. Yarın yürümeye değil durmaya başlayacağımı biliyorum. Ve Duran Adam’ın önünde, kullandığı bu yeni seviye aşmış orantısız zekası için saygıyla eğiliyorum.

 

duranadam02