Denzel Washington ve Zemeckis ile Uçuş

Önceki yazılarımı takip edenler Denzel Washington’dan kötü film çıkmaz başlığı altında yazdığım yazıyı okumuşlardır sanıyorum. Ne zaman sinemaya gitsem, Denzel’in bir filminin fragmanını görsem anında heyecanlanırım. Seviyorum bu adamı yapacak bir şey yok. Geçtiğimiz haftalarda gösterime giren Uçuş – Flight filminin fragmanını da aynı heyecanla izlemiştim ve heyecanla gelmesini beklemiştim.

Tabii ben direkt olarak Denzel’e odaklandığım için filmin geri kalanını pek araştırma gereği duymadım ve izledikten sonra da yapımcı Robert Zemeckis’in bu işte parmağı olduğunu öğrendim. Gayet sıkı bir ikili oluşturmuşlar ve ortaya çok güzel bir film çıkmış. Muhteşem bir film mi? Hayır. Yıllarca akıllarda kalacak mı? Uçağın düşüş sahnesi kesin kalacaktır ondan eminim. Filmden çıktığınız zaman üzerinizde bir etki bırakıyor mu? Kesinlikle evet.

Denzel Washington’un diğer filmlerinin aksine daha dram ağırlıklı ve fazla aksiyon sahnesi içermeyen, ağır, zaman zaman durağan bir film. Ama bir önceki yazımda da belirttiğim gibi bu adam hangi rolü oynasa oynasın, sanırsınız gerçek hayatta adam o işi yapıyor. O derece doğal ve inandırıcı. Bu filmde de bu gelenek değişmedi tabii ki. Filmin beşinci dakikasında ben Denzel’in havayolları pilotu Whip Whitaker olduğuna inanmıştım çoktan.

Filmin konusu aslında biraz bağımlılıklar, biraz kesişen insan hayatları ve biraz yaptıklarının sorumluluğunu alabilmek üzerine kurulmuş. Özel bir havayolu şirketinde pilot olan Whip Whitaker, kötü bir havada gerçekleştirmek zorunda olduğu bir uçuşuna alkollü olarak çıkar. Ancak buna rağmen, uçağın başına gelen büyük felaketten, yolcuların ve mürettebatın neredeyse tamamını kurtaracak kadar da başarılı bir iniş gerçekleştirir. Havayolları ise işin peşini kolay kolay bırakmayacaklardır ve birilerini suçlamak üzere olayın üstüne giderler. Bütün bunlar olurken bir yandan da uyuşturucu bağımlısı Nicole’un (Kelly Reilly) yan hikayesi geçiyor.

Bana sorarsanız filmin gizli kahramanı da John Goodman’dır. Whip’in en yakın arkadaşı ve onu her türlü beladan anında kurtarmakla görevli Harlign Mays rolünde inanılmaz iyi ve feci komik. Filmin ağır temposuna anında hareket katıyor. Filmde sürekli soul ve klasik R&B müziklerin çalması da benim için ayrıca bir artı değer. Bir sahnede Marvin Gaye’den “What’s going on” dinlemek rahatlatıcıydı filmin ortasında.

Geleceğe Dönüş serileri, Kutup Ekspresi ve tabii ki geçen yılın benim gözümdeki en bomba filmlerinden Çelik Yumruklar ile bildiğimiz Robert Zemeckis’in yönetmenliğini yaptığı bu filmi halen sinemalarda iken izlemenizi öneririm. Yalnız hemen belirteyim eğer uçuş korkunuz varsa filmi izlerken fazlasıyla rahatsız olabilirsiniz. Filmin IMDB notunun da hak edilmiş bir 7.6 olduğunu da hatırlatayım. Bu arada kişisel bir notum da olacak. Bu adam hiç mi yaşlanmıyor be kardeşim kaç yaşına gelmiş hala aynı görüntü olacak iş değil. İyi seyirler dilerim.

Filmin fragmanını izlemek için:

YouTube Preview Image