Damat adayları için “Hayatta Kalma Rehberi”

Malumunuz yedi düveli evlendirmeye başladığımız bahar aylarından birinin daha başındayız. Ekseriyetle nisan ayı başında start alan bu zorlu maraton, bizi ve çeyrek altınlarımızı kasımın ilk haftasına kadar bir nikah salonundan diğer havuz başına kadar koşturacak. Makyajdan tanınmayacak hale gelmiş nice gelinler, arabanın önünü kesenlere para vermekten meteliksiz kalmış nice damatlar göreceğiz. Velhasıl işin esas kurbanının biz değil de, damat olduğunu aklımızdan çıkartmadığımız takdirde, evlilik müessesesine olan inancımızı ve saygımızı korumak bir nebze mümkün olacak. Zira evlenmeyi gerçekten istemeyen hiçbir adam, kadınların adeta birer cehennem zebanisine bağladığı evlilik öncesi dönemi deneyimleme riskini göze alamaz.

wedding-topper-groom-leaving_pan_13350

Şu noktada denebilir ki, size zorluk çıkaran ister anneniz olsun, ister nişanlınız, ister müstakbel kayınvalideniz, “düğün öncesi hazırlık dönemi” denen şey, bir nevi “Kadınları nasıl idare edebilirsiniz?” konulu tez çalışmasıdır. Bu yüzden müstakbel koca adaylarına kocaman bir alkış diyerek, “Damat için düğün öncesi hayatta kalma rehberi”nin maddelerine geçiyorum ki, şu işin çilesini çeken beyefendilere küçük de olsa bir katkımız olsun.

1)      Mümkün mertebede fikir beyan etmeyin.

Ya da beyan eder gibi yapın, fakat son kararı daima nişanlınıza bırakın. Bunu yapmadığınız takdirde bile en nihayetinde gelin kısmının dediği olacağından, sadece asabınızı bozduğunuzla kalacaksınız. Şayet sinir sisteminizi yerinden oynatmak, ilişkinizin temellerini sarsmak ve gelin adayının gizli yüzünü görmek istemiyorsanız, nerede susup nerede konuşacağınızı iyi tahlil etmek zorundasınız. Bu tavrınız muhtemelen asmalı konak yüzüğü muadili bir alyans takmanız, ya da Playstation oynarken kıçınıza batacak bir koltuk takımı sahip olmanıza vesile olacak olsa da, “evdeki huzur, zenginlik budur” düsturunu benimsemek, o, yıllarca dalga geçtiğiniz karısı tarafından hayattan soğutulmuş Necmettin dayınıza benzememeniz açısından faydalı olacaktır.

poor groom2)      Düğünün sahibi değil de, konuğu gibi davranmayın.

Fikir beyan etmemeniz, olaya tamamen yabancı kalmanız anlamına gelmez. Sanki komşunuz evleniyormuşçasına turist misali ortalarda gezinmeniz, nişanlınızın gazabını üzerinize çekecektir. Bu yüzden gelin adayının söylediklerini onaylayarak sanki düğün hazırlıklarına iştirak ediyor, işin bir ucundan tutuyormuş gibi gözükebilir, bu sayede hem nişanlınızın hem de ailesinin gözüne girebilirsiniz. Onaylama yöntemi aynı zamanda üzerinizden yük de alacaktır. Halledeceğiniz ufak tefek işler haricinde nikah şekeri seçmeye giden nişanlınızın yanında durup, “Hıhı, evet hayatım, çok güzel adeta,” benzeri ifadelerle tercihlerini onaylamak, sizi belki de dünyanın en sıkıcı işler dizisi olan davetiye, nikah şekeri, masa ve sandalye süslemesi, düğün günü gelin ve damat içeri girerken havaya fırlatılacak konfeti türleri gibi konulardan kelleyi kurtarmanıza vesile olacaktır. Hayırlı olsun.

3)      Premensturasyon ataklarına karşı tetikte olun

Bilindiği üzere kadın cinsinin orka dönüştüğü bir dönem varsa, o da adet öncesidir. Normal bir insanın yapmayacağı şeyleri yapmaya başlayan, sokakta gördüğü bir yavru kedi yüzünden bile 2 saate varan ağlama krizlerine giren kadınlar, bu dönemin düğün hazırlıklarına denk gelmesiyle ormanda 10 kaplan gücüne bürünürler. Şu noktadan sonra burnunuzun şeklinden tutun da, telefondaki alo deyişinize kadar her şey büyük problem olacak, en saçma konular bile nişan atmaya sebep hale gelecektir. Bu yüzden bir takvim tutmanız, malum günler yaklaştıkça gardınızı alıp her şeye hazırlıklı olmanız elzemdir.

4)      Anneniz ve nişanlınız arasında maymuna dönmeyin

Anneniz sizin kraliçenizdir, kabul. Zaten sizi “el kızı”na verdiğinden ötürü müteessir olan kadıncağız, adeta nişanlınızın sizin evinizdeki versiyonuna dönüşebilir. Bu noktada, anneniz ve nişanlınız arasındaki dengeyi sağlamak zorundasınız. Bu hadiseyi ne kadar acısız ve çabuk hallederseniz, sizin için o kadar iyi olacaktır. Yoksa iki güçlü kale arasında harcanıp giden bir piyade misali maymuna dönmeniz işten bile değildir. Arada laf taşımayın. Ne nişanlınızın ağzından annenize, ne annenizin ağzından nişanlınıza konuşmayın. Unutmayın ki kadınlar içlerinde fırtınalar koparken bile dışarıya hiçbir şey belli etmeyen sinsi yaratıklardır. Erkek başınıza arada kaldığınıza yanar, stresinize stres katarsınız. Söz konusu kaynana olduğunda ise yapacak pek bir şey yoktur. Normal biri olması için her gece yatmadan önce dua edin, enerji gönderin, meditasyon filan bişey yapın. Zira kolay değil, o da kızını “el oğlu”na veriyor.

wedding-emergency-message5)      Kıyas için hazırlıklı olun

Bir Türk evlilik adeti olan “kıyaslama” evlilik hazırlıkları döneminde muhtemelen sizin de başınızı yakacaktır. “Bak Nihan’la kocası balayında Seyşeller’e gidiyormuş, biz hala Antalya’ya gidiyoruz!”dan tutun, “Hakan nişanlısına tek taşın yanında bir de beş taş almış,”a kadar geniş yelpazeye yayılan bir kıyas ağının tam ortasına düşeceksiniz. Aynı şeyi muhtemelen anneniz de yapacak, nişanlınızı kendi arkadaşlarının gelinleriyle kıyaslayarak size her gün başka bir argümanla gelecektir. Kulaklarınız bunlara duvar olsun; aksi takdirde yetersiz ve mutsuz hissedecek, sıfırdan başlamayı planladığınız hayata -5’ten başlamak zorunda kalacaksınız.

Gel gelelim, evlilik kararı almakla muhtemelen bir cesur yüreklik yapacak kadar çok sevdiğiniz sevgilinizin evlilik öncesi dönemde kendini kaybetmiş olması, sizi geleceğe dair umutsuzluğa sürüklemesin. Kadınların beynine beynine çakılan “ideal düğün”, “ideal gelin”, “ideal ev” benzeri kavramların, bunlarla en ufak ilgisi olmayan kişileri bile yer yer etkilemesi işten bile değil. En basitinden gelinlik bakmaya giden kızın başına üşüşen dükkan teyzeleri bile evliliğin tüm hayatı boyunca başına gelecek en güzel şey olduğuna onu inandırmaya çalışırken, nişanlınız ne kadar saf kalabilir ki? Bu günler de geçecek, dişinizi sıkın.