Dali’nin gözünden İlahi Komedya

Bildiğiniz gibi 2008 yılında Sakıp Sabancı Müzesi’nde Salvador Dali sergisi yapılmıştı. Gezenleriniz varsa ne kadar güzel ve kapsamlı bir sergi olduğunu anımsayacaktır. Neredeyse Dali hakkında her şey vardı. İşte bu sebeple Tophane’deki Dali sergisine ilk etapta gitmeyi düşünmemiştim. Ancak Dali’ye olan hayranlığımı frenleyemeyeceğimi hesaba katmamışım.

Tophane-i Amire’deki Salvador Dali sergisi 26 Şubat gününe kadar gezilebiliyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversite’sinin ev sahipliğinde düzenlenen sergi InArtis ile Kült’ün işbirliği ile 121 adet eserden oluşuyor. Gelen eserler Dali’nin İlahi Komedya, Sürrealizm İzleri ve Gala ile Akşam Yemeği başlıklı çalışmalarından oluşuyor. Giriş ücreti 10 TL.

Dali, İlahi Komedya adı altındaki çalışmalarını, Dante’nin 700.doğum yılı kutlamaları için ünlü edebiyatçının aynı isimdeki eserinden esinlenerek gerçekleştirmiş. Bu çalışmaları kendisinden İtalyan Hükümeti istemiş ama dönemin eleştirmenleri ve bazı çevreleri bu görevin Dali’ye verilmesine sert tepki vermiş. Ancak 1950 tarihli bu eserler Boticelli, Flaxman, Blake, Rodin gibi sanatçılara sonraları ilham kaynağı olmuş.

Sürrealizmin İzleri adı altındaki çalışmaları ‘Ben sürrealizm’in ta kendisiyim’ diyen Dali’nin 9 litografisinden oluşuyor. Aslında bu serginin küçük bir kısmını oluşturuyor. Sıkılır da adımlarınızı hızlandırırsanız, gene de bu kısımda yavaşlayın derim. Çocukluğunda aşçı olmak isteyen bu sürrealistin 68 yaşında yemek tariflerinden yola çıkarak ortaya çıkardığı eserleri gerçekten de görülmeye değer. Dali, açlık çeken sanatçının yemeğe karşı olan arzusunu, gösterişli ve haz dolu tutkular gibi yansıtmaya çalışmış.

Gala ile akşam yemeği adı altındaki çalışmaları ise 12 litografiden oluşuyor. Bu adamın sürrealizmi kadar Gala tutkusu da beni her zaman etkilemiştir. Gala aslen Rus’tur ve Paris’e daha önce tanıştığı Eluard (zamanın sürrealist ressamlarından) ile birlikte olmaya gelmiş. Hatta evlenmişler. Bir yıl kadar sonra Eluard ve Gala, Dali’yi ziyarete gitmişler. Akşam yemeği bitene kadar Dali ile kendinden 10 yaş büyük olan Gala arasında bir aşk filizlenmiş. Gala Paris’e geri dönmemiş ve Dali ile kalmış. Bu aşk öylesine kuvvetliymiş ki, Dali hayatı boyunca tuvallerine hep Gala’yı koymuş. Çizdiği her bacak, kalça, omuz, yüz ona aittir. Kendisi ile çok fetiş bir hayat yaşamıştır, merak edenler araştırsın, oraya girmiyorum.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim, 2008’deki Dali sergisini ziyaret edenler biraz hayal kırıklığı yaşayacaklar sanırım. Maalesef bu seferki o kadar zengin bir içerik taşımıyor. Bir diğer kötü yanı ise sergilenen eserleri görebilmek için içeride oluşan tek sıra kuyruğa girmeniz. Bir sonraki eseri görebilmek için herkesin önündeki eserle işini bitirip adım atmasını bekliyorsunuz. Daha geniş bir mekân seçilmeliydi diye düşünüyorum. Böylelikle en azından beğendiğiniz eser ile daha uzun zaman geçirebilirdiniz. Yine her şeye rağmen Dali’nin Eserleri her zaman görülmeye değer der ve tavsiye ederim.