Dadaloğlu punk’tır, Joe Strummer bir aşık

1975’de yeniyetme bir delikanlı, kendisini canlı bir yaftaya dönüştüren, Pink Floyd logosunun üstüne elle “I HATE” yazısını yazılmış tişörtüyle Londra’nın King’s Road Caddesi‘nde Dünya’nın Ucu’na ‘caddenin bittiği yere’ doğru caka sata sata yürüdü. Kırpılmış saçlarından arta kalanları yeşile boyadı ve onu görmezden gelmeye çalışan hippilere tüküren turistlerin safında yer aldı.

Bu delikanlının ismi  John Lydon’du. Yani Sex Pistol grubunda kullandığı ismiyle Johnny Rotten...

Sonrası malum; artık tarihin bir nesnesi değil, öznesi olmak talebini dile getiren gençler punk denen bir akıma gönüllerini kaptırdılar. Gruplar kuruldu, şarkılar söylendi, sahnede bolca taşkınlıklar yapıldı. Sonunda bu ateş yavaş yavaş söndü. Gençtik, Öfkeliydik ve Aşıktık. Ama geride çok şey her şey bıraktık misali.

Londra’da yayınlanan akşam gazetesi The Standart‘ın müzik sayfaları, Şubat 1978’de “Punk Öldü” başlığını atmıştı. Müzik dergileri içerisinde punk destekçisi olan Sounds bu ibareyi derhal kınadı. The Standart‘a göre punk’ın ölümü, onun müziğin geçici bir heves, bir moda olduğu yolundaki inancını destekliyordu. Bu sona eriş aslında bir savunmaydı. 1978 yılının sonundan itibaren punk’ın en sıkı takipçileri dahil herkes onun kahramanlık çağının bittiğini kabullenmeye başladı. Punk öldü ya da ölmedi. yanıtı göreceli. Kimine göre doğduğu gün hakkın rahmetine kavuştu kimine göre Sex Pistols EMI ile anlaştığı gün. Kimileri için de hala bir yerlerde yaşıyor. Cevabı çok kişisel aslında.

 

Peki The Clash grubunun efsane adamı Joe Strummer öldü mü?

Yaygın bir inanışa göre, müzik dünyasından efsane olmanın yolu 27’sinde ölmekten geçiyordu. Joe onlardan biri değildi. Ama bu bir efsane olmasına engel olmadı. 22 Aralık 2002’de öldüğünde 50 yaşında bıçkın bir delikanlıydı hala. Genç olmanın kafa kağıdından bağımsız olduğunun en büyük kanıtıydı. Peki punk neydi? Sadece bir müzik akımı mı yoksa bir yaşam biçimi mi? Sex Pistols’ın punk’a yaklaşımı şöyleydi: “Mümkün olduğunca para kazanalım ve uzayalım.” Oysa The Clash olaya farklı bir açıdan yaklaştı. Punk’ı devrimci bir hayal için araç olarak kullandı. Joe Strummer hala dünyayı değiştirebileceği inancını öldüğü güne kadar korudu. Kokuşmuş dünyaya, rejimlere, ideolojilere karşı, özgürlükten, kardeşlikten, eşitlikten yana şarkılar söyledi.

Sonra Should I Stay or Should I Godedi ve 2002’de aramızdan ayrıldı.

 

Joe Strummer Ankara’da doğmuştur. Bu nedenle Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönmesi değil, bu evrensel müzik adamının bu şehirde doğmasıdır.

Yıllar önce bir dergide okumuştum. Cem Karaca Beyaz Show sahnesinde…

Cem Karaca: Şarkıları prova ediyoruz. Alman bir davulcum vardı. “Dadaloğlu”nu dinleyince “bu punk” dedi. Dadaloğlu punk olur mu ya! Kafasını kopartacaktım herifin.

Beyaz: Abi, ne biliyorsun? Belki Dadaloğlu da kendisine punk denmesinden hoşlanıyordur.

 

Belki de hoşlanıyordur, neden hoşlanmasın? Padişahın fermanına meydan okuyan bir adam Dadaloğlu. Punk’un hakiki gruplarından Dead Kennedys’in “Holiday In Cambodia” adlı şarkısının, Cem Karaca ve Apaşlar’ın 1967 tarihli Karacaoğlan uyarlaması “Suya Giden Allı Gelin“in açılış riff’leri neredeyse aynıdır. Peki Dead Kennedys kimdir? Jello Biafra önderliğinde kurulan Dead Kennedys, tartışmasız ABD punk sahnesinin en öncü figürüydü. Her ne kadar yaptıkları müzikte 70’lerin İngiliz punk’ının etkisi inkar edilemez olsa da, Dead Kennedys adrenalinin yanında kimi İngiliz punk gruplarının müziği 3. sınıf dışavurumcu Alman pornosu gibi zayıf kalıyordu.Yani kısaca her ne kadar Cem Karaca kızmış olsa da; “Ferman Padişahın, dağlar bizimdir“le “God Save The Queenin aynı makamdır bu anlamda. O zaman Dadaloğlu punk’tır, Joe Strummer’da elinde sazıyla bir aşık…

O nedenle müziğin devletlerden, rejimlerden, siyasi iktidarlardan bağımsız evrensel bir gücü vardır. Ne demişler “Müzik gökyüzünü aşar…”

Cem Karaca & Apaşlar – Suya Giden Allı Gelin

YouTube Preview Image

Dead Kennedys – Holiday In Cambodia

YouTube Preview Image