Çöpün var derdin var…

Hava güzelse Asmalı Mescit sokakları keyifli olur. Ayakta içki içip sohbet edebilirsiniz, canınız sıkıldıysa mekân değiştirirsiniz. Ancak Beyoğlu’nda eğlenirken göremeyeceğiniz kahramanlar vardır sokaklarda. Bu kişiler ancak dikkatli olursanız görebileceğiniz insanlardır ve hepsinin orada olmak için çok geçerli bir sebebi vardır.

İşte öyle güzel bir İstanbul akşamında Babylon’un kenarında arkadaşlarla vakit geçiriyorduk. Şişelerimiz elimizde İstiklal’e doğru geceyi sonlandırmaya gidiyorduk ki içimizden “dibine geldiğimiz şişeleri çöp kutusuna atma” dürtüsü kendini gösterdi. Ne de olsa çevreye saygılı gençlerdik. İşte bu dürtü ile etrafımıza bakınıp çöp kutusu aramaya başladık. Deliler gibi çöp kutusu arıyorduk, o anda başka bir şey düşünemez olmuştuk. Bir an paniğe kapıldık, bulamayacağız sandık, ancak yılmadık ve aramaya devam ettik.

İşte tam o anda onu gördüm. Yeşil, orta boy, plastik ve tekerlekliydi. Temiz görünüyordu; tam benim şişeme layık! Hemen sürünün liderliğini elime aldım ve çöp kutusuna doğru ilerlemeye başladım. Sürünün diğer üyeleri de beni takip ettiler. Çöp kutusuna yaklaştıkça içimdeki heyecan artıyordu. Elimdeki şişeyi atıp, beraberimdekilere de aynını yapmaları için güzel bir örnek oluşturacaktım. Geceyi sorumlu bir vatandaş olarak tamamlayacaktım.

Çöp kutusuna çok yaklaşmıştım ki bir eklentisi olduğunu gördüm. 25–30 yaşlarında bir adam soluna doğru hafiften eğilmiş, kolunu da çöp kutusunun üzerine yaslamıştı. Hemen kelimelerimi hazırladım. “Çok pardon” dedim ve adam irkilip doğruldu. Çöp kutusunun kapağını açtım ve şişemi içine attım. “Pat” diye bir ses çıktı. Kutu boştu. Arkamdan gelen birkaç şişe daha vardı ve onlar da kutunun içine düştüklerinde ses çıkartacaklardı.

Henüz diğerleri şişelerini atamadan gecenin kahramanı konuştu. “Niye attın ki”? Çöp kutusunun eklentisi konuşmuştu.

İnsan niye çöp atar?

“Pardon, anlayamadım?”

“Bu benim çöp kutum, neden attın içine?

Sessizlik…

İnsanlar çöp kutusu mu edinmeye başladı bu günlerde? Kendi çöpünü kendin taşı kampanyası mı başladı?

Anlayamadım?”

“Bu çöp kutusu bana ait diyorum, başka çöp kutuları varken niye bunun içine attın?

Etrafıma bakıp bir çöp kutusu görmeyi umdum şaşkınlıkla. İstiklal caddesinin kıyısındaydık ve uzun zamandır çöp kutusu yoktu caddede.

“Pardon” dedim tekrar, bir dakika içinde aynı kelimeyi kullanarak iki ayrı şey ima etmiştim.

“Özür dilerim, bilmiyordum…” Burada da farklı bir kelime kullanarak aynı anlamı pekiştirdim.

İfadesizlik…

 “Geri alayım isterseniz” dedim ve zavallı şişemi almak için hamle yaptım.

“Tamam, tamam kalsın”

Arkadaşlarımla beraber şehrin puslu akşamında var olmak ile çevrebilim arasındaki kentsel paylaşımlardan tutun, ekonomiden Afrika’nın düzlüklerine kadar beynimizdeki birçok altyapıyı yorumlamak için birkaç saniye mola aldık. Vardığımız sonucun fiziksel etkileri yavaş adımlarla oradan uzaklaşmak oldu. Bir süre kimse konuşmadı.

Çok sonra farkına vardım ki eğlence mekânları çöplerini çok sık dışarıya çıkartmak zorunda kaldıkları için yeni bir meslek dalı oluşmuş. Bu insanlar tekerlekli çöp kutuları ile eğlence mekânlarından aldıkları çöpleri ortak toplama alanlarına taşıyorlar. Eğlencenizin arasında dikkatli bakarsanız görebilirsiniz. “Ekspres çöpçülük” diyorum ben bu yeni oluşuma.