Çocuk yapmak şart değil

JPA1Her ne kadar analarınız babalarınız, konu komşu, eş dost akraba sizden tam tersini bekliyor olsa da, evlendikten hemen sonra gerçekleştirilmesi elzem “toplumsal” başarınız ebeveyn olmakmış gibi lanse ediliyorsa da, çocuk yapmama gibi bir şansınız var. Ve eğer buna hazır değilseniz, çocuk yapmayın. Hayatı ne kendinize, ne de çocuğunuza zindan etmeyin.

Durup dururken celallenip gaza gelmedim; bir ergen misali annemle kavga edip akabinde odama kapandığım, sonra da oturup bir günlüğe öfkemi döker gibi bu satırları yazdığım filan da yok. Geçen hafta Çarşamba günü, ofiste süregiden tadilat yüzünden evden çalışmak durumundaydım. Hava da 15 derece civarlarında seyrettiği için tüm gün açık pencerenin karşısında, mis gibi havayı soluya soluya, kuş seslerini dinleye dinleye çalışmaya niyetlendim fakat muvaffak olamadım.

Çünkü yan blokta 3 yaşındaki kızını kendini kaybetmişçesine azarlayıp duran bir kadın vardı. Sesi o kadar cırtlaktı ve bağırışları o kadar uzun sürdü ki, yarım saatin sonunda pes edip “Allahım, sana geliyorum,” diyerek pencereyi kapattım. Günün geri kalanında da kendi karbondioksitimde boğulma pahasına çalışmaya çalıştım, beyin fonksiyonlarımı yitirme noktasına geldim. Fakat fonksiyonlar ne kadar durursa dursun kadının sesini, o küçücük çocuğu sırf yerdeki su birikintisine bastı diye saatlerce azarlayışını, çocuğun incecik sesiyle özür dileyişini, bununla yetinmeyen kadının “Bak burda işim bitsin senin ağzına nasıl sıçıyorum içeri gelip!” diye küfredişini unutamadım arkadaş.

Çocuk henüz 3 yaşında. Suya da basar, çamura da düşer, altına da işer… Çocuk en nihayetinde – ne kadar sakin olmasını, uslu durmasını ya da yetişkin gibi davranıp evde robdeşambırla gezmesini bekleyebilirsiniz ki?

Bu, bana bir kaç yıl önce Juvenile Protective Association için hazırlanan bir sosyal sorumluluk kampanyasını hatırlattı. Kampanyanın afişlerinde şöyle bir slogan vardı: “Verbal abuse is still abuse” – Sözlü şiddet de şiddettir. Kötü söz bazen fiziksel şiddetten bile derin yaralar açabilir…

JPA2Demem odur ki; şayet hazır değilseniz, anne ya da baba olmanın getireceği sorumlulukların bilincine varamayacak durumdaysanız, bizzat hayatla ilgili sorunlarınızı çözememiş ya da çözmeyi tercih etmemişseniz çocuk yapmayın. “Çocuk olmanın” anlamını çok uzun zaman önce unutmuş, hayatın içine bir kez bile “Ah keşke tekrar çocuk olsam” diyemeyecek kadar saplanmış, sokakta oynayan çocuklara “Topunuzu keserim!” diyecek kadar katılaşmışsanız, çocuk yapmayın. Şayet el kadar bir çocuğun çorabıyla bir su birikintisine basmasını dünyanın en büyük problemiymiş gibi görecek denli kötümserleşmiş, bunun için o çocuğun onurunu bin bir küfür kıyametle kıracak kadar kendinizi kaybetmişseniz çocuk yapmayın.

Zira eğer yapacak olursanız, bu dünya asla daha iyiye gitmeyecek. Bilin ki sizin yetiştireceğiniz çocuktan da kendi çocuğuna hayır gelmeyecek. Ailenin içinden başlayan sıkıntı toplumun her yerine yayılacak ve şu sabahları birinden selam aldığında bile öfkelenebilen insan topluluğu en sonunda kendi kendini yiyip bitirecek.

Çocuk yapmayabilirsiniz de… Bu bir zorunluluk değil.

 

Comments
  1. Levent Atilla (Lewy)

    Yazı mükemmel harfi harfine katılıyorum 9 yıllık evliyim sırf bu çevremde gördüklerimiz yüzünden çocuk yapmadık hala konuşarak tartışıyoruz zaman zaman eşimle,hani insan ırkı azalır,nesli tükenir de o zaman deriz ki yapmamız şart ama insanların durumu malum dünyada…tüm yazılarınızı takip ediyor olacağım.

  2. Levent Atilla (Lewy)

    yada takip edeceğim :))