Çıktı sandıktan Naftalinli Plaklar

Arada bir siz de istemez misiniz, şöyle Ege’nin en güzel mezeleriyle donatılmış bir masada en sevdiğiniz dostlarınızla otururken, hiçbir şeyin kirlenmediği yıllardan çıkıp gelen nostaljik melodiler sohbetinize eşlik etsin, şarkılar hep bir ağızdan söylensin, hatıralar anlatılsın, gözler dolsun, yüzler gülsün? Şayet yakın zaman için böyle bir planınız varsa, müjdemi isterim! Zira Naftalinli Plaklar sizin için sandıktan çıkıp geldi!

Naftalinli Plaklar’ın fikir babası ve uygulayıcısı Naci Keklik, 80’li yıllardan beri biriktirdiği binlerce 45’likten seçkiler yapıp her Çarşamba akşamı pikabıyla birlikte tutuyor Etiler’deki Maria’nın Bahçesi’nin yolunu. Saat 20:00’da başlayan program, 00:00’a kadar sürüyor; misafirler muhteşem bir atmosferde ağırlıklı olarak 70’li yılların en güzel yerli şarkılarını dinliyor, dilerlerse kendi getirdikleri plakları dinletebiliyor, istekte bulunabiliyor ve arada bir bu özel geceleri onurlandıran sanatçı konuklarla tanışma fırsatı buluyor.

Naci abi, Naftalinli Plaklar’a hayat veren plak koleksiyonunun hikayesini şöyle özetliyor: “Plak toplamaya 80’li yıllarda başladım. O yıllarda Beyoğlu’nda Ergun Hiçyılmaz’ın dükkanında, sonrasında Meral Aldındal’ın dükkanında, Karaköy/Yüksekkaldırım’da ve en çok da Beyazıt/Çınaraltı’nda dolaşırdım. Pikabım yoktu ama Beyazıt/Çınaraltına gidip harçlığımdan artırabildiğim paralarla 45’lik plaklar satın almaya başlamıştım. Evet, pikabım yoktu. Eve gelip aldıklarımı dinleyemiyordum, ama bir gün nasılsa o da olacaktı. Plakları hep bu umutla topladım. Hepsini itina ile siliyor, kaplarını koruma altına alıyor ve alfabetik sırayla diziyordum. Bu ilginç uğraş bana nereden bulaşmıştı uzun zaman anlamlandıramamıştım. Öyle ya, yaşıtlarım bambaşka şeylerle ilgilenirken ben plak topluyordum. Neden sonra fark ettim ki, beni plak toplamaya iten birçok sebep vardı…”

“Henüz küçük bir çocukken, amcam her onlara gittiğimizde bana plaklarını dinletirdi. Şimdilerde rahmetle andığım amcamın oğlu Sabahattin abiyse o yılların şarkılarını gitarıyla çalardı. Yıllar sonra biriktirmiş olduğu Erkin Koray LP’lerini bana verdiğinde dünyalar benim olmuştu. Öte yandan o yıllarda aynı mahallede oturduğum için ne kadar da şanslı olduğumu sonradan gördüğüm iki abim vardı. Beni yabancı müzikle ve LP’lerle tanıştıran, sevdiren, öğreten abilerim: Ayhan abi ve Murat abi. Murat abi, Ayhan abinin işyerinde dinlediğimiz ve benim de beğendiğim yabancı LP’leri 90’lık kasetlere 2 albüm olacak şekilde dolduruyor, gotik el yazısıyla kaset kapaklarına şarkı adlarını yazıyor; Ayhan abiyse o grupların kendi el yazısıyla yazmış olduğu diskografilerini bana veriyor ve öğrenmemi sağlıyordu. Ama ortada küçük bir sıkıntı vardı: onlar Türkçe müzik dinlemiyorlar, bense kendi koleksiyonum için Türkçe pop plakları topluyor ve bundan ne Murat abiye, ne de Ayhan abiye bahsedemiyordum. Sanki beni ayıplayacaklarmış gibi! Çocukluk işte. O abilerimi şimdi minnetle anıyorum.”

Naftalinli Plaklar’ın bir de Facebook sayfası mevcut. Naci abi, bu sayfada eski şarkıları, koleksiyonundaki plakların kapak resimlerinive bilgilerini yayınlıyor, plak tutkunu takipçilerse bu sayfa sayesinde birbiriyle haberleşip paylaşımda bulunabiliyor: https://www.facebook.com/naftalinliplaklar

Velhasıl, şayet eski günleri yad etmeyi, kendinizi bir Yeşilçam filminin başrolünde hissetmeyi ya da sevdiklerinizle çok özel bir gece geçirmeyi dilerseniz, naftalinli plaklardan yükselen melodilere siz de bir an önce kulak verin. Birbirinden güzel mezelerle dolu eşsiz bir mönü eşliğinde geçmişe bir yolculuk için buyurunuz size Maria’nın Bahçesi’nin web sitesi: www.marianinbahcesi.com. Yoğun talepten ötürü rezervasyon yaptırıp gitmekte fayda var.

Şimdiden iyi yolculuklar!

* Ayhan abi, Kadıköy/Akmar pasajının Apaçi Ayhan’ı, Murat abi ise, Müzik eleştirmeni Murat Beşer’dir…

* LP = Longplay. “33’lük” olarak da adlandırılır.

Comments
  1. Mehmet Erdoğan

    Bu 45’liklerden bazılarına sahip olduğum için mutluyum :)