Cherokee ve kurtları

Bilinç dediğimiz şey, her ne kadar bireyin kendi aklı içinde yaratımına sebep olduğu ve sürekli şişen bir bulut gibi düşünülse de, duyguların enerji haline dönüşmüş bir yansımasıdır diye düşünürüm. O yansıma, aklın üzerine düştüğünde, akıl üzerinde farklı kanalları aktive eder. Böylece bir olayı, farklı duygular içerisinde, farklı algılayabilirsiniz. Eğer salt bilgi formunda bir bulut olsaydı, sadece ihtiyacınız olduğu zamanlarda ve bildiği tek bir cevabı size sunmalıydı.

Bilincin elbet katmanları hatta farklı yansımaları da var. Yeni tanıştığınız bir insan bazen o kadar enerjisi yüksektir ki, o konuşurken siz hayranlıkla izlersiniz. Konuşmak istesen de, kelimeler çıkamaz ağzından. Kimi insanların yanında olmak huzursuzluk verir. Kimileri ise aksine, herkese nedenini anlamadığınız bir şekilde, baba gibidir. Kimi insanlara kolay ulaşamazsınız; kimisi ise herkesin anlayacağı kadar basittir. Kimi çok karmaşık gösterir ama tanıyınca görüntü değişir.

Hepimiz bilinç vücutlar halinde orda burda yaşıyoruz. O bilinç, yani benim enerji halindeki duygular dediğim şeyler, bizden daha yukarı bir yerde birleşiyorlar. Bir şehrin duygularını, bir meydanın çoşkusunu, bir sokakta yürürken hissettiğiniz atmosferi, bir yere girdiğinizde vücudunuzda oluşturduğu basıncı ya da ferahlığı, işte böyle hissediyorsunuz.

Bu enerji halindeki duygular, daha da yukarılarda, kümeleşiyorlar. Ülkelerin hatta bölgelerin duygularını ortaya koyuyorlar. İklimlerle, coğrafi koşullarla, yaşam şekilleri ile bütünleşiyorlar. Kültürleri şekillendiriyorlar. Oluşan birikimlerle tarih yazıyorlar.

Zihindeki düşünceler, siz kontrol etseniz de etmeseniz de beyninizin içinde elektriklenmeler halinde devam ediyor. Zihne aslında nasıl düşüneceğine dair komutları siz verebiliyorsunuz ve ona hükmedebiliyorsunuz. Ancak maalesef bunu gelişine bıraktığımız için zihnimiz kaotik, kalabalık ve çarpışmalı bir akıl deneyimliyor.

Kendinizi bir sonraki ana, mutlu hazırlayın. Ne düşündüğünüze dikkat edin ki duygularınız keyifli olsun. Zihniniz aslında otomatik pilotu olan bir mekanizma gibi. Siz kumanda ediyorken, kontrol sizde (konsantrasyon). Bıraksan da gidiyor öte yandan. Bütün seçim haklarını elinden alıyor yalnız kumanda ona geçince. Hayvansal zihinle, yaşam mücadelesi formunda bir yaşam sunuyor.

Yeni dünya, bu etkilerden nasibini almış ve git gide daha çok yalnızlaşan bir toplum haline koymuş bizi. Bize düşünecek o kadar çok şey kakmış ki, insan kendini tanımakta zorlanıyor hani. Anlık duygu değişimleri o kadar çok yaşıyoruz ki, kendimizi zor tanıyoruz. Hiçbir duyguyu hazmedemeden yaşadığınızda, boşa akıttığınız bir hayat bırakırsınız. İnsanlar kaosla öyle bir doluyorlar ki, hazımsızlık öyle mide guruldatıyor ki, ta öteden sesi duyuluyor sanki de, insanlar siz onlara yürürken daha, gardını alıyor. Sana yardım edemeyecek belli, onun da karnı ağrıyor. Kelin ilacı olsa zaten derler hani..

Zihin ve bilinç sürekli bir iletişim halindedir. Birbirlerine laf da geçirirler, boyun da eğerler. Onların savaşı hiç bitmez. Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına der ki:

‘ İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında. Bu kurtlardan birisi; Korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor. Diğeri ise; Zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor. Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde’

Çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika düşünürler ve içlerinden biri büyük babasına, ‘Hangi kurt kazanacak?’ diye sorar.

Yaşlı Cherokee kısaca ‘beslediğiniz kurt’ der.

Siz hangi kurdu beslerseniz, geleceği o şekillendirir. Gün be gün. İyi seyirler.