Burnumuzdan gelmeyen tatil

Sevgili Ece geçenlerde “Tatil nasıl burnumuzdan gelmesin” yazısını yazdığında yazarınız Ege’nin serin sularına henüz ulaşmış çiçeği burnunda bir tatilciydi (amma burun kelimesi geçti arkadaş iki satır yazının içinde!).

Neyse olay mahalline ailecek ulaşmanın verdiği gurur ve rehavetle tatil olayımıza henüz başlamıştık. Ece’nin madde madde bunları yapmayın anacığım dediği her konuda mucizevî bir şekilde bu tatil öncesi ben de aynı kararları almıştım.

Şimdi siz diyeceksiniz ki atma Orhan din kardeşiyiz, aynı siteye yazıyorsunuz helbet haberdarsınızdır birbirinizin ne yazdığından. Fakat sizi temin ederim böyle bir yazı yazacağını bilmiyordum Ece’nin. Temamen tesadüf.

Neyse benim aldığım kararlar neler miydi bu tatil öncesi? Aşağıya bakalım bakalım nelermiş? Akıllı telefon ve internet kısıtlaması (sadece zorunlu haller dışında), televizyon ve gazeteye uzaktan dahi bakmamak, güneşte fried chicken olmamak, Cannes Film Festivali’ne gidermiş gibi bavulu gereksiz bir sürü şıkıdım şıkırdak (o nasıl bir şeyse) kıyafetle doldurmamak v.b.

Bakalım benim –ve aynı anda Ece’nin- belirlediği kriterlere ne kadar uyabilmişim ben bu tatil?

1-Bavul hazırlarken kendimizi kaybetmeyelim

Kaybetmedik efenim bu kez. Sekiz güne dokuz tişört, 3 bermuda, 2 mayo, bir spor ayakkabı (yolluk o da), bir şıpıdık terlik ve diğer bazı ıvır zıvırları götürmeyi başaran bendeniz, son tişörtümü dönüş yolunda giymeyi başararak tatile çıkma tarihçemde rekor kırmayı başardım. Geriye giyilmeden dönen bir bermuda ve bir çorap kaldı. Bermudayı da eşimin askıdaki lacivert eteği olduğuna inandırarak giymeyi unuttuğum eşya toplarken envanter sayımında ortaya çıktı! Yani bulsam onu da giyermişim. Ailecek (2,5 kişi) bir tek bavula sığdık desem size anlarsınız zaten. Hayatımda ilk defa bir tatile pantolon ve kazak götürmedim arkadaş çok ama çook mesudum.

2-Açık büfede çok açılmayalım

Açılmadık zaten açılacak bir durum da yoktu kaldığım yerde. İnsan evladı gibi bir meze açık büfesi ve üstüne et, balık, tavuk ve makarna seçimi yapılabilecek mütevazı bir menü ile maçı bağlamayı başardık bu tatil. Şöyle söyleyeyim bu yazıyı yazarken üzerimde olan pantolon tatil öncesi giydiğim pantolon ve kapanma sorunu yaşamadım bu sabah.

3-Bronzlaşma uğruna babun poposu rengi almayalım

Almadık ama gene de insanüstü sıcak yüzünden rengimiz döndü. Ama mal müdürü gibi güneşin alnında ortalıkta gezinmedik. Saat onbir ile dört arası odamıza kaçıp kah uyuduk kah kitap okuduk. Kitabım zaten bitmek bilmeyen bir külliyat. Stephen King’in 840 sayfalık son romanı 22/11/1963. O kadar okudum hala bitmedi. Ama haftaya birinciblog’da anlatacağım size neler olduğunu.

4-Tatilde olduğumuzu kanıtlamaya çalışmayalım

Hiiç umurumda olmadı açıkçası. Bilen biliyordu zaten. Elim bile gitmedi inanın. Aman şunu çekeyim sosyal ortama koyayım o like etsin bu yorum yazsın ben laf yetiştireyim işlerine hiç bulaşmadım. Çok da rahat ettim. Sadece sitede yazan arkadaşlarımın yazılarına göz atıp yetişebildiklerimi paylaştırma işleri için telefonla makul bir süre ilgilendim tatil boyunca. Hele hele kızımın orada edindiği bir arkadaşının babasının durumunu görünce halime şükrettim. Adamcağız şirketinin genel müdürüydü sanırım. İşleri emanet edip gelmiş. Ancak kimlere emanet etti ise tüm bir tatil boyunca poposunda mayo, önünde hem dizüstü bilgisayar hem de cep telefonu ile şirket yönetmek zorunda kaldı. Denize bir veya iki kere on dakika girdiğini gördüm. Zavallı çocuk baba baba diye bütün tatil babasını aradı zavallım. Tavsiye ederim tatilde elinizden bırakın şu meretleri.

5-Alkol duvarını aşalım da adabıyla aşalım

Valla o duvara hiç yaklaşmadım bile bu tatil desem yeridir.

Sözün özü Ece’nin tavsiyeleri senkronize bir şekilde denendi ve hepsi çalışıyor. Deneyin pişman olmazsınız. Ağustos ayı tatilcileri sözümüze kulak verin huzurlu ve sakin bir tatil yapın işinizin başına mutlu dönün.

Son Söz1: Bodrum merkeze zorunlu olarak gittiğimiz gece Halikarnas’ın açılış gecesiydi. Sanıyorum kıyamet gibi bir kalabalığın aktığı Barlar Sokağı’nda gece saat 10:30 civarında hava 32-33 derece idi. Ardımıza bile bakmadan oradan nasıl kaçtığımızı Allah bilir!

Son Söz 2: Antin kuntin işler yerine tatil yapmaya karar verince arkadaşlarla ve ufaklıklarla kano gezintisi, turkuvaz sularda kaz beslemek  ve suda mangal gibi keyifli işler yapabildik resimlerden de anlaşılacağı üzere.

 

Comments
  1. Ece Budayıcıoğlu

    Orhancım, azmi için seni tebrik ediyorum. Ne mutlu ki senin tatilin burnundan gelmemiş. Bize gelince, tatili bir zehirlenme vakası ve şemsiye altına rağmen hafifçe tütsülenmiş omuzlarla atlatabildik ancak 😀

    • Orhan Meriç

      Ececan seninki elalame verir talkını kendi yutar salkımı olmuş azıcık! Omuz tütsülenmesi kaçınılmaz ne yapsan da zehirlenme hadisesi fena olmuş. Geçmiş olsun canım.